Bugünkü yazımız Japonya ve atletizm üzerine…
Asya’nın güçlü ülkesi neden “özellikle” sprint (100-200-400 metre), atlama (uzun-üç adım) ve atma (gülle, disk, çekiç, cirit) sporlarında neredeyse hiç podyumda yok ?
** İlk olarak fiziksel özelliklerden başlayalım.
Boy ve kas kütlesi, patlayıcı güç, fast-twitch kas oranı gibi parametreler, Batı Afrika kökenli sporcuların doğal avantajı yani Japonlarda yok, ama yine de aynı genetik yapıya sahip Güney Kore ve Çin de Japonya’dan daha iyi sprinter çıkarabiliyor!..
Mesela Çin son 100 metre olimpiyat finaline, Bingtian Su’yu sokmayı başardı ve 6. oldu.
** İkinci sırada, “patlayıcılık değil dayanıklılık” üzerine kurulu Japon okul spor sistemi var.
Onun için de; uzun mesafe koşu, kros hatta maratonda çok daha etkililer.
Buna yakın tarihten en güzel iki örnek;
2000 Sydney Olimpiyatlarında Kadınlar Maratonda rekor kırarak altın madalya kazanan Naoko Takahashi (2.19.46). Ve hemen bir sonraki 2004 Atina’da da şampiyonluğu yine ülkesine getiren Mizuki Noguchi…
** Üçüncü maddeye de tarihsel ritüel olan “Ekiden eğitim sistemi”, antrenman felsefesini koyabiliriz. Japonya’ya özgü bir uzun mesafe koşu geleneği olan ve takım felsefesini öne çıkartan bu sistemi detaylıca önceki yazılarda açıklamıştık.
Aşırı hacim, az güç, çok kilometre ve çok tekrar.
Ağırlık antrenmanı, patlayıcı kuvvet, nöromusküler çalışma ise antrenman lugatlarında pek yok!.. Yani modern sprint bilimiyle uyumsuz.
** Dördüncü parametre aslında 3. maddenin biraz benzeri; geleneksel yöntemlere sadık hata yapmamayı zihniyet.
Yani risk alma, method değiştirme, yeni teknikler, deneysel antrenmanlar çok da tutulan bir eğitim tarzı değil.
Onun içindir ki; aynı genlere sahip oldukları, ama bu konuda çok daha agresif olan, risk alan Çin, sporda da genel anlamda daha önde!..
Beşinci sıraya da; ülkenin yapısı gereği, bireysel değil toplumsal aktiviteler başta, rating ve maddi gelir olarak da, futbol, beyzbol gibi sporların çok daha önde, popüler olması, gençlerin de çoğunlukla orayı tercih etmesi ve atletizm havuzunu daraltan nedenlerden…
Bireysel olimpik spor dendiğinde de tarihlerinin önemli bir parçası olan Judo açık ara ülkede ilk sırada…
*** Kolektif başarı normal hayatta da alametifarikaları ve 21. yüzyılda kazandıkları tek sprint yarışları olimpiyat madalyası da 2008 Pekin’deki 4×100 bronzu. Teknik, paslaşma ve disiplinle açığı kapattıklarının bir kanıtı da bu madalya!..
Son olarak da; rekabet eksikliği…
Ülke içi zaten dar olan havuzda, sprint seviyesi oldukça düşük ve sonucunda da dünya standartlarında yerel rakip ve bir rol modeli yok.
Sporcu “limitini zorlayamıyor” ama mesela bir Amerika, Çin veya Jamaika’da her lise yarışması neredeyse dünya finali gibi, çünkü birbirine yakın kalitede 10’larca sporcu var.
Sonuç olarak, atletizmde önlerini tıkayan birçok nedeni yazmaya çalıştık. Kısaca sorun Japon atletlerinin yeteneğinde değil, genetik ve hızı üretemeyen tarihi eğitim sisteminde.
Ve gözüken o ki, Ekiden’in öğrettiği sabır, sprintin gerektirdiği cesaretle buluşmadıkça gelecekte de bu akış devam edecek.
