https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

JACKIE JOYNER-KERSEE VS. HEIKE DRESCHSLER REKABETİ

Okunması Gerekenler

Jackie Joyner-Kersee vs.Heike Drechsler rekabeti, 1980’ler ve 90’ların atletizm dünyasına damgasını vuran, Soğuk Savaş döneminin gölgesinde yeşeren ancak karşılıklı saygıya dayanan en ikonik rekabetlerden biridir.

** İşte bu dev rekabetin bilinmeyenleri ve öne çıkan detayları:

Pistte Rakipler, Pist Dışında Dostlar
Medya tarafından “ezeli rakip” olarak lanse edilseler de, Joyner-Kersee ve Drechsler saha dışında çok iyi iki arkadaştı.

“Sisterhood” (Kız Kardeşlik): Yarışlardan sonra kol kola yürürler ve turnuvalarda sık sık bir araya gelirlerdi.
Ortak Saygı: Drechsler, Joyner-Kersee’nin çok yönlülüğüne (heptatlon + uzun atlama) büyük saygı duyarken, Joyner-Kersee de Drechsler’in istikrarlı performansını takdir ediyordu.

Doping İddiaları ve Soğuk Savaş Gölgesi
Rekabet, Doğu Almanya’nın sistemli doping iddiaları ile ABD’nin “temiz sporcu” imajının çatışmasıydı.
Stasi Kayıtları: Drechsler, Doğu Almanya’da yetişmişti ve Stasi kayıtlarında adı geçiyordu, ancak kendisi bunu her zaman reddetti.
Joyner-Kersee’ye Yönelik İddialar: 1988 Seoul Olimpiyatları’nda Brezilyalı atlet Joaquim Cruz, Joyner-Kersee’nin doping kullandığını iddia etti.
İtiraf: Yıllar sonra Drechsler, Doğu Almanya döneminde doktorların kendilerine “vitamin” adı altında yasa dışı maddeler verdiğini itiraf etti.

Rekabetin Kırılma Noktaları
1988 Seoul Olimpiyatları (Zirve): Joyner-Kersee, heptatlon rekoru kırdıktan 5 gün sonra uzun atlamada 7.40m ile altın madalya kazandı. Drechsler bronz alsa da, bu yarış ikilinin en unutulmaz düellolarından biri oldu.

1992 Barcelona Olimpiyatları (Drechsler’in İntikamı): Joyner-Kersee’nin hegemonyası altında geçen yılların ardından Drechsler, 7.35m ile altın madalyayı kazandı.

1995 Millrose: Drechsler, New York’taki bu prestijli salonda uzun atlamada Joyner-Kersee’yi yenerek rakibinin formda olduğu bir dönemde ona üstünlük sağladı.

Son kez Atina’da 1997 yılında düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda karşılaşmışlardı. Jackie podyum göremezken, Heike de ikinci olarak şampiyonayı kapatmıştı.

Bilinmeyen Teknik Detaylar
Fiziksel Farklılıklar: Drechsler daha uzun bacaklara sahipti ve bu ona uzun atlama tahtasında avantaj sağlıyordu.
Rüzgar Avantajı: 1992 yılında Drechsler’in Sestriere’de yaptığı 7.63 metrelik atlayış hafif rüzgar desteği (+2.1 m/s) ile gerçekleşti. Bu, kadınalr uzun atlama tarihinin en uzun atlayışı olarak kalsa da, “dünya rekoru” olarak sayılmadı.

Eşleşme: Joyner-Kersee, 1992 yılına kadar büyük şampiyonalarda Drechsler’e karşı hep üstün gelmişti.

Büyük Şampiyonalar: JJK, 1988 Olimpiyatları’nda altın madalya alırken, Drechsler 1992 ve 2000’de altın madalya kazanarak rekabete ortak oldu.

** Jackie ayrıca, 1988-92 Olimpiyatlarında ard arda 2 kez Heptatlonda da şampiyonluk kazanmıştı.1987 ve 1993 senelerinde de Dünya Şampiyonları’nda… Heike de kariyerinin erken döneminde kısa mesafe yarışlarında da yer alarak Marita Koch’a ait 200 metre dünya rekorunu 1986 yılında iki kez egale etmişti. Ayrıca, 1988 Seul Olimpiyatları’nda 100 ve 200 metrede bronz madalya kazanmıştı.

Dünya Şampiyonalarına da toplamda yine 3 kez altın kazanmışlar, ama bu defa 2 kez kazanan Jackie oluyordu (1987-91, 1993 de Heike).

Yarış Sonu Davranışları
Yarış pistinde 7 metre ve üzerini defalarca atlayan bu iki dev, rekabetin dozunu her zaman profesyonel seviyede tuttu. Özellikle 1992 Barcelona’daki kucaklaşmaları ve 1995’teki rekabetleri, spor ahlakının en güzel örneklerinden sayılır.

Bu rekabet, atletizm tarihinin en istikrarlı, en uzun soluklu ve karşılıklı saygıya dayanan düellosu olarak kabul edilir.

Öyle bir rekabetti ki konu Heike Drechsler’e geldiğinde cümle içinde mutlaka Jackie Joyner-Kersee’nin adı da geçerdi, ya da tam tersi. Uzun atlamadaki tarihi kapışmaları adeta dillere pelesenk olmuştu.

Aynı jenerasyondan, aralarında yalnızca iki yaş fark vardı (Jackie daha büyüktü); birlikte büyüdüler. Aslında en doğru cümle birbirlerini büyüttüler.

Son Haberler

BASKETBOLDA DEĞİŞEN KURALLAR; BEFORE-AFTER

Herakleitos’un çok bilinen bir sözü vardır: “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Basketbola baktığımızda da bu sözün ne kadar doğru...

Benzer Konular