https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

IL GRANDE TORINO: SUPERGA’NIN ENKAZINDA KALAN İHTİŞAM

Okunması Gerekenler

Tottenham Avrupa Ligi zaferiyle o kronik hasrete nokta koyarken, Newcastle United 70 yıllık rüyayı Lig Kupası’yla gerçeğe dönüştürdü. Crystal Palace, Glasner yönetiminde iki sezonda kazandığı üç kupayla adeta tarih yazdı. Bologna 51 yıllık kuraklığı kupa finali ile bitirirken, Aston Villa da Avrupa Konferans Ligi zaferiyle 30 senelik hasrete son verdi..

Lakin bunların da ötesinde bir kulüp var ki, bizim kalbimizde her zaman ilk sırada yer alıyor. İtalya Serie A denince akla ilk Milan, Inter, Juventus ve Roma-Lazio rekabeti gelse de; 1950’lerden önce sahnede tek bir dev vardı: Il Grande Torino.

Eğer 1949’daki o trajik uçak kazası o muazzam kadroyu yeryüzünden silmeseydi, bugün İtalyan futbolunun zirvesinde muhtemelen tamamen başka bir kulüp hüküm sürüyor olurdu!.

Son Büyük Kupa: 1993 İtalya Kupası (Coppa Italia)

Son Lig Şampiyonluğu (Scudetto) ise: 1976

1940’lardaki efsanevi Il Grande Torino, 1991’deki Mitropa Kupası ve 1993’teki İtalya Kupası hariç tutulursa, bordo-mavili/bordo-beyazlı Granata ekibinin müzesi uzun süredir bu tür büyük zaferlere hasret ki, o altın çağın çok uzağında sıradanlaşmanın acısıyla mücadele ediyor.

1987-1988 Sezonu: 1976’daki şampiyonluktan sonra en somut lig iddiasını bu sezonda ortaya koydular ve Serie A’yı Juventus’un arkasından ikinci sırada bitirdiler.

1991-1992 Sezonu (UEFA Kupası Finali): Torino, Avrupa kupalarında kulüp tarihinin en büyük zaferlerinden birinin eşiğine geldi. Müşterek bir kadroyla finale yükseldiler; ancak Ajax karşısında deplasman golü kuralıyla (ilk maç 2-2, rövanş 0-0 bitti) kupayı dramatik bir şekilde kaçırdılar.

Üstelik o maçta direkten dönen topları, taraftarların hafızasından hala silinmemiştir!.

Neden Başarılı Olamıyorlar? (Temel Engeller)

Finansal Uçurum (Modern Futbolun Ekonomisi): Günümüz Serie A’sında Juventus, Inter ve Milan gibi devlerin sahip olduğu gelirler, sponsorluk anlaşmaları ve yayın gelirleri Torino gibi geleneksel ancak bütçesi sınırlı kulüplerin rekabet etmesini imkansıza yakın hale getiriyor.

Torino yönetimi genellikle orta sıra bütçeleriyle operasyon yürütmek zorunda kalıyor.

Yetenek Avcılığı ve Satış Politikası: Kulüp zaman zaman çok iyi oyuncular (Andrea Belotti, Gleison Bremer, Ciro Immobile gibi) yetiştiriyor veya parlatıyor; ancak ekonomik sürdürülebilirlik için bu yıldönümleri erken aşamada daha zengin kulüplere satılmak zorunda kalınınıyor.

Bu da istikrarlı bir kadro iskeleti kurulmasını engelliyor.

Sürekli Yönetimsel İstikrarsızlık ve Vizyon Eksikliği: 2005 yılında iflas bayrağını çekip Torino Football Club adıyla yeniden kurulduklarından beri kulüp, Cairo yönetimi altında çoğunlukla “küme düşmeme” odaklı, iddiadan uzak bir hayatta kalma stratejisi izledi.

Taraftarlar ile yönetim arasındaki bu vizyon uyuşmazlığı, sportif başarıya olan inancı da zedeliyor.

“Il Grande Torino” Mirasının Psikolojik Ağırlığı: Kulübün o efsanevi geçmişi, üzerlerinde her zaman ağır bir baskı yarattı. 1949’daki trajediden sonra kulüp bir türlü o kurumsal ve kazanan DNA’yı kalıcı olarak yeniden inşa edemedi; her başarılı dönem, kaçınılmaz bir düşüşle veya krizle kesintiye uğradı.

Özetle; Torino ara ara kupa finallerine veya üst sıralara göz kırpsa da, ne ekonomik gücü ne de modern futbolun acımasız düzeni bu “küllerinden yeniden doğma” hikayesinin mutlu sonla bitmesine izin veriyor!.

Son Haberler

SÜPER YILDIZLARIN ÇOCUKLARI NEDEN BABALARINI GEÇEMEZ ?

Alt liglerde veya standart kariyerlerde oğulların babalarını geçtiğine sıkça rastlarız. Ancak söz konusu bir süper yıldız mirası olduğunda, oğulun...

Benzer Konular