Highbury: Futbolun Katedrali’nden Sessiz Bir Anıya (1913–2006)
Futbol tarihinin bazı mekanları vardır ki yalnızca maçlara değil, bir kulübün ruhuna ev sahipliği yaparlar.
Arsenal’in efsanevi stadı Highbury de bu mekanlara en dokunaklı örneklerinden biridir.
1913’ten 2006’ya kadar tam 93 yıl, Kuzey Londra’da futbolun kalbi burada atarken, İngiliz futbolunda “futbolun katedrali” olarak anılırdı.
Özellikle Doğu Tribünü’nün (East Stand) Art Deco tarzındaki cephesi, dönemin stadyum mimarisinden çok daha estetik ve asıl bir görüntü sunuyordu. Beton ve çeliğin ötesinde, Highbury bir mimari degil “kültürel bir yapı” haline gelmişti seneler içinde…
Highbury, adeta Arsenal kimliğinin inşa edildiği bir sahneydi.
Koltuklar eskiydi, koridorlar dardı ama kimse bundan şikayet etmezdi. Çünkü önemli olan konfor değil, ait olmaktı.
1913’te kapılarını açtığında kimse onun bir gün “futbolun katedrali” olarak anılacağını bilmiyordu belki, ama yıllar içinde attıkları her gol, yaşadıkları her sevinç ve hüzün, artık birer hatıraya dönüştü.
Modern futbolun kaçınılmaz sonu, 2000’li yıllara gelindiğinde Highbury’i de zorlamaya başladı. Kapasite artışı mümkün değildi, gelirler yetersiz kalıyordu. Çözüm, mecburen 2006’da Emirates Stadium’a taşınmak oldu.
Bu veda kolay olmadı. Son maç, tribünlerde gözyaşlarıyla izlendi. Çünkü Arsenal, sadece bir stadyumu değil, bir çağını geride bırakıyordu.
Bugün Highbury Square adlı konut kompleksi var o tarihi stadın yerinde. Ancak orta saha noktası hala avluda işaretlidir. Eski duvarlar, tabelalar ve mimarı detaylar bilinçli olarak korundu. Bu da Highbury’i benzersiz kılar yani yıkılmış ama unutulmamış, bir parçası hala yaşayan bir stat.
Kısaca Highbury, kupalardan ve sonuçlardan bağımsız olarak futbolun estetik, sadakat ve aidiyet duygularını, yani futbolun organik ruhunu temsil eden stadlara en güzel örneklerden biridir.
Kısaca; 38.419’dan 60.704’e çıktı kapasite.
Tribünler, gelirler büyüdü, stad çok daha modern oldu ama ruh, kimlik, aidiyet dendiğinde; %99.99 Gooners Highbury isminde birleşir!..
