https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

GIULIANO TERRANEO, FENERBAHÇE, SPORTİF DİREKTÖR, KALECİ VE ŞAİR

Okunması Gerekenler

Giuliano Terraneo denince Türkiye’de birçok futbolseverin aklına ilk olarak Fenerbahçe gelir. 2015 yılında sarı-lacivertli kulüpte sportif direktörlük görevini üstlenen İtalyan futbol adamı, Robin van Persie ve Nani gibi yıldız transferlerinde önemli rol oynamıştı. Ancak Terraneo’nun hikayesi yalnızca yöneticilik kariyerinden ibaret değil. O, aynı zamanda sahalarda kalecilik yapmış ve belki de bundan daha güçlü biçimde, edebiyat dünyasında iz bırakmış sıra dışı bir karakterdi!.

Bir kaleciyi yalnızca yaptığı kurtarışlarla mı hatırlarız? Yoksa hayatın başka alanlarında da derin izler bırakabiliyorsa, onun hikayesi bambaşka bir anlam mı kazanır? Giuliano Terraneo tam da bu sorunun cevabı gibi duran isimlerden biri.

Futbol tarihinde kalecilik ile entelektüellik arasında tuhaf ama dikkat çekici bir bağ vardır. Albert Camus’dan Vladimir Nabokov’a, Yevgeny Yevtushenko’dan Papa II. Jean Paul’e kadar birçok önemli isim gençliklerinde kalecilik yapmıştır. Arthur Conan Doyle amatör olarak kaleye geçmiş, Che Guevara ise ağır astımına rağmen maçlardan vazgeçmemiştir. Belki de kalecilik, insanı yalnızlığa ve düşünmeye en çok yaklaştıran mevki olduğu için, bu pozisyon edebiyatla ve fikir dünyasıyla doğal bir bağ kuruyordu.

Terraneo da bu geleneğin en ilginç temsilcilerinden biriydi.

1977 yılında Torino’ya transfer olduğunda herkes onu Luciano Castellini’nin yedeği olarak görüyordu. Çok büyük bir yıldız değildi belki ama ilk Torino derbisinde kalesini gole kapatmış, ardından Milan karşısında Gianni Rivera’nın penaltısını kurtararak dikkat çekmişti. Yine de onu farklı yapan asıl şey sahadaki refleksleri değil, saha dışındaki dünyasıydı.

O dönem futbolcuların politik görüşlerini açıkça dile getirmesi alışılmış bir durum değildi. Terraneo ise bunu saklamıyordu. Radikallere oy verdiğini söylüyor, onların bir partiden çok “insan hareketi” olduğuna inandığını anlatıyordu. Yaşadığı köyde toplantılara katılıyor, sosyal meseleler üzerine kafa yoruyordu.

Pier Paolo Pasolini’nin “futbol çağımızın son kutsal temsili” sözünü adeta hayatının merkezine koymuş gibiydi. Pasolini’ye göre futbol, tiyatronun halk arasındaki son karşılığıydı; insanların hâlâ birlikte heyecan duyabildiği ender alanlardan biriydi. Terraneo da futbolu yalnızca bir oyun değil, kültürel bir ifade biçimi olarak görüyordu.

Boş zamanlarında şiir yazıyordu. Yazdıklarını gazetecilerle paylaşıyor, zaman zaman radyoda okuyordu. “Ragazzo Triste” adlı şiirini üç yaşında hayatını kaybeden kız kardeşi için kaleme almıştı. “Tu” adlı başka bir şiiri ise trajik şekilde öldürülen Lazio oyuncusu Luciano Re Cecconi’ye adanmıştı. Takım arkadaşları deplasman yolculuklarında kart oynarken ya da telefonla sevdiklerini ararken, Terraneo otel odasında yalnız kalıp şiir yazmayı tercih ediyordu.

Şiirlerinde en baskın tema acıydı. Bu yüzden 19. yüzyılın büyük İtalyan şairi Giacomo Leopardi’ye hayranlık duyuyordu. Leopardi’nin karamsar gerçekçiliğinin kendi ruh hâline çok yakın olduğunu söylüyordu.

1980-81 sezonunda Torino’nun yayımladığı Noi Granata adlı dergi de onun entelektüel yönünü ortaya koyan önemli işlerden biriydi. Resmî olarak oyuncular tarafından hazırlanan bu yayın, dönemi için oldukça sıra dışıydı. Terraneo burada köşe yazıları yazdı, siyasetçiler ve yöneticilerle röportajlar yaptı. Soruları çoğu zaman futbolun dışına, toplumsal meselelere uzanıyordu. Aynı zamanda soyunma odasındaki atmosferi samimi biçimde aktarıyor, basında çıkan yanlış haberleri düzeltmekten çekinmiyordu.

Daha sonra Milan, Lazio ve Lecce formaları giydi. Ancak içinde hep İngiltere’de oynama isteği olduğu söylenirdi. Hatta dönemin İtalyan kalecilerinden farklı olarak İngiliz tarzı yeşil ve sarı kaleci formaları giymesi bile dikkat çekiyordu. Bu tercih bazı gelenekçi futbol yazarlarını rahatsız etmişti. Bir gazeteci onun için “Formasına özen göstermeyen kaleci gerçek kaleci değildir” diye yazmıştı.

Ama Terraneo hiçbir zaman yalnızca “gerçek kaleci” olmak istemedi. O, futbolun düşünceyle, sanatla ve insan ruhuyla birleşebileceğini gösteren nadir karakterlerden biriydi.

Belki de bu yüzden Giuliano Terraneo’nun hikayesi, kurtardığı toplardan çok daha fazlasını anlatıyor.

Son Haberler

DOCKERS DERBY GERİ DÖNDÜ! SENELER SONRA YENİDEN: WEST HAM VS MILLWALL

Dockers Derby Geri Dönüyor: İngiliz Futbolunun En Sert Rekabetlerinden Biri Yeniden Sahnede! Ve yıllar sonra “Dockers Derby” yeniden futbol sahnesine...

Benzer Konular