EUROBASKET 2015 B GRUBU – TÜRKİYE… 1. KISIM

Okunması Gerekenler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı...

efeTÜRKİYE:

 

Nihayet, dönüp dolaşıp 12 Dev Adam’a geldik. Biz, yaz başında çok ilginç bir haberle havalara uçtuk: “Milli Takım Gençleştirildi!” Buna bu kadar sevinmemiz belki de saçmaydı; çünkü nasılsa kaçınılmaz bir şeydi bu değişim, ve elbet günü gelecekti. Ama bu havadisi duymayı o kadar hasretle bekliyorduk ki, bize ilaç gibi geldi. 92-98 arasında çok şeker, çok cici jenerasyonlarımız var ve inanılması güç başarılara imza atıp, iyi kötü de tekrar ettiriyorlar çizgilerini. Genç oyuncu yetiştirmekteki hatalara dair serzenişlerimi burada da anlatıp okuyucuyu baymak gibi bir niyetim yok; fakat gençleşirken neden umutlarımızın yeşeremediğini de biliyoruz: 20 yaşından sonra oyuncuları geliştirememek.

 

Kimler vardı ilk açıklanan aday kadroda? Birkan, Cedi, Doğuş, Furkan Korkmaz, Furkan Aldemir, Emircan, Can Mutaf, Göksenin, Kartal, Oğuz, Semih, Ömer Aşık, Melih, Kenan, Sinan, Barış Hersek, Egemen, Ersan, Samet, Bobby Dixon. Böylesi bir 20 kişiyle çıkıyorduk yola. Bu ekibi görür görmez bazı soru işaretleri yanmıştı kafamda; acaba Beşiktaş ile çok iyi bir sezon geçiren Engin Atsür, Banvit’ten Ergin Hoca’nın takımı Galatasaray’a transfer olan Şafak Edge, Telekom’u play-off’a taşıyabilen Barış Ermiş, gençlerden Tolga Geçim, Metecan Birsen, ve Emir Preldzic aday kadroda niye yoktu acaba?

 

Hadi, Ender’in alınmayışını, bir devrin kapanışı olarak görebilirdik, ki ben de bu kapanışı özlemle bekleyenlerdendim. O yüzden Ender’in yokluğuna itirazım olmadı (fakat Dixon’ın durumunu gördükçe, birazcık Ender’i aramaya başlamadım dersem, yalan olur). Peki, “oyun kurucumuz yok” diye yırtındığımız bu dönemde, kalitesini bize ispatlamış, geçen Eurobasket’e de sadece son dakika sakatlığı yüzünden katılamamış olan, üstelik bir de bu sene Beşiktaş’ın en istikrarlı guardı olmayı başaran Engin Atsür niye yoktu? Sanırım, ince bir sakatlığı falan vardı. Aksi halde, bu tercihten sonra, “penetre eden, oyun kuran kısamız yok” derken, yüzümüzün kızarması gerekir. Şafak, Banvit’te Rowland’ın yapamadığını yaptığı için koç Şafak Ernak’ın gelişiyle beraber çoğu zaman Şafak 1 numarada süre bulurken, Rowland 2’ye kaydırıldı. Şafak’ın fiziksel engelleri olduğu çok açık. Üstüne üstlük, şutu da güven vermiyor. Ama, doğrusu, fena da oyun kurmuyor. Yani en azından, oyun kurabiliyor. Üstelik halen genç… Ama, burada yok.

 

Barış Ermiş, (milli takım da dahil) herhangi bir üst düzey takımın bir numaralı oyun kurucusu olabilme hakkını ve şansını zaten birkaç sene önce kaybetti (Valters gelmeseydi Barış’ın Telekom’da işi çok zordu). Ama en azından ikili oyunları oynayabilen, iyi kötü şutu olan, hızlı, çevik, fizikli, zor yorulan, perdelere takılmayan bir adet yedek oyun kurucmuz olabilirdi Barış’ı seçseydik. Ama madem ki Kenan ve Kartal’a şans verilecek, o zaman Barış’ın yokluğunu ben de umursamam. Neticede konu gençler, ve mevzumuz “geliştirmek” ise, en büyük ihtiyacımız “sabır”dır. Sabır, Ergin Hoca’nın pek yareni sayılmaz. O geliştirici, eğitici değil, daha ziyade, ‘eğitilmiş olanlarla başarılı olucu’dur. Bu bir tarzdır, saygı duyarım. Neticede Ergin Hoca, şu an yeni nesil koçlar içerisindeki en iyi basketbol dehası, ve taktiksyenliği kadar kariyeri de göz doldurucu. Fakat olayımız gençleştirme, amaç da elbette, gençleri eğitmek…

 

Emir ile Ergin Hoca’nın pek hoşlaşmadığını zaten geçen seneden biliyorduk. Hatırlayalım, Ergin Hoca işbaşı yapar yapmaz, devşirme hakkımızın artık bir ABD’liden (o vakit, Euroleague’in flaş skoreri Keith Langford’dan) kullanılmasını talep etmiş, Emir’i istemediğini açıklamıştı. Fakat Langford’a bütçe yetmeyince (aslında “yetmedi” değil de, “bir oyuncuya bu kadarcık süre için o kadar para da verilmez artık canım!” demek daha doğru), yine Emir’e dönülmüştü. Emir de, dünya şampiyonası boyunca tüm oyun kurucularımızdan daha iyi bir oyun kuruculuk yapmış, üstelik de bu güzide organizasyonların çoğunu, 4 numara oynatılırken yapmıştı. Beyazlarımız daha beyazdı o’nun sayesinde. Evet, şutunda hiç istikrar yoktu ama, iyi kötü “clutch” dakikalarında kazandırdığı Avustralya maçı sayesinde biz ilk 8’e girebilmiştik. Ama zaten o takımda şut sokabilen kaç oyuncu vardı ki? Ender’i bu yüzden kınadık, Melih ve Serhat Çetin’in alınmayışına da lanet ettik (ki bence bu denemede yanıldığını anladığı için Ergin Hoca, Melih’i bu sene takıma katıp kendisine çok büyük rol biçti). Emir, sakatlandı az biraz, ve zaten arası Ergin Hoca ile limoni iken, hiç riske edilmek istenmedi, takımdan çıkarıldı. Emir için iyi, bizim için kötü.

 

Gençlerden Furkan Korkmaz, bu sene sanırım askerlik vazifesini 3 ayrı garnizonda (U18, U19 ve U20) ifa edip, hepsinde de çok başarılı olarak rüşdünü ispatladı. Modern basketbolun ideal İbrahim Kutluay versiyonu olmaya aday zaten kendisi. Birkaç sakatlığa rağmen genç yaşında Ivkovic gibi bir hocanın ellerinde parladı, doldu taştı. Eskisi kadar korkusuz, ama eskisinden daha kontrollü. Dikine oynayan yegane oyuncumuz olduğu için de, daha bu yaşta bile Eurobasket’in nihai kadrosuna alınmayı başardı. Peki, Furkan’ı bu kadar “taltif” ederken, neden Bodiroga kumaşlı Tolga Geçim’i es geçtik? Hadi, Metecan’ın geçirdiği sezon o’na hiçbir şey katmadı, ama Tolga, bence aday kadroda olmayı hak ediyordu. Genç, ama şimdilik o da yok.

 

Biraz da, olanlara bakalım o zaman. Göksenin, Oktay Mahmudi’nin sisteminde savunmanın mihenk taşıydı ve şut da sokmaya başladığı an, zaten buraya çağırılmaya layık hale gelmişti. O, bu payeyi hak edenlerden. Cedi, zaten nasıl bir sistemi benimsersek benimseyelim, kadromuzda olması gereken bir isim. Hatta daha şimdiden, kadronun lideri. Bir de şu üçlükleri bir parça daha yüksek yüzdeyle sokarsa, turnuvanın ilk beşine seçilecek bir performans sergileyebilir. O da anasının ak sütü gibi bu formayı hak edenelerden. Doğuş, son dakikada sakatlanmasa, bizim savunmacı anlayışımıza cuk diye oturan bir oyun kurucumuz olacaktı, ki Bobby Dixon gibi savunma sevmez bir oyun kurucu devşirmişken, Doğuş’un varlığı daha da bir önem kazanıyordu. Yazık oldu.

 

(Devam edecek)

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin öyle görevleri, bu sözlerim Erol'a.. Bir...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı plan tuttu diyebiliriz. Rakibe ön...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata yapmayayım, atarsam atarım mantığında olması...

ORTA OYUNU

ORTA OYUNU Dev derbi geldi çattı! Pandemi sebebiyle seyircisiz oynanacak olan belki de ilk derbiydi bu. İlk yarı iki takım birbirini tartarak, temkinli oynayarak başladı. Sarı-Lacivertliler...

Benzer Konular