https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

EMMA CLARKE: KADIN FUTBOLUNUN UNUTULMUŞ ÖNCÜSÜ

Okunması Gerekenler

Emma Clarke: Futbol Tarihinin Unutulmuş Öncüsü

1876 yılında Liverpool’da William ve Wilhelmina çiftinin çocuğu olarak dünyaya gelen Emma Clarke’ın doğumunda, 14 çocuklu bir ailenin üyesi olması dışında dikkat çekici pek bir özellik yoktu. Ancak Clarke, İngiltere futbol tarihine silinmez bir iz bırakacaktı: ilk siyahi kadın futbolcu!

Bu sekans 1880-90’larda sahne almış, ama tarihçi Stuart Gibbs bu keşfi taa 2017’de yapmıştı. Uzun zamandır bu unvanın Clarke’ın takım arkadaşlarından birine ait olduğu biliniyordu diye ekleyelim.

Kayıtlarda, Galler’de yayımlanan bir gazetenin “Sağ kanatta oynayan, çevik ve esmer kız” şeklinde tanımladığı bir sağ kanat oyuncusundan söz ediliyordu. Ayrıca kaleci olarak görev yapan, “Hollanda yapılı, renkli tenli bir kadın” şeklinde tarif edilen Carrie Boustead isimli bir oyuncudan da bahsediliyordu. Ancak Gibbs’in bir meslektaşı tarafından oyuncuların fotoğraflarının da bulunduğu takım fotoğrafı keşfedilince, bu unvanın aslında EBoustead yerine mma Clarke’a ait olduğu ortaya çıktı!.

Yani hikayesi yaklaşık 120 yıl sonra yeniden keşfedildi.
Bu keşif 2017 yılında The Guardian’da yayımlanan haberle geniş kitlelere ulaştı.

Liverpool’un Bootle bölgesinde büyüyen Clarke, 15 yaşında şekerleme üretimi yapan bir işletmede çırak olarak çalışmaya başladı. Ancak bundan yalnızca beş yıl sonra, ülkenin dört bir yanında binlerce seyircinin önünde futbol oynuyordu. St. James’ Park ve Portman Road gibi stadyumlarda sahaya çıkıyordu.

Kadın futbol maçına ilişkin ilk kayıt, Clarke henüz beş yaşındayken ortaya çıktı. 9 Mayıs 1881’de Edinburgh’daki Hibernian kulübünün stadı Easter Road’da İngiltere ile İskoçya arasında uluslararası bir karşılaşma düzenlendi. İskoçya takımı, diğer adıyla Mrs Graham’ın XI’i, İngiltere’ye karşı mücadele etti.

On bir gün sonra aynı karşılaşma Glasgow’da tekrarlandı ve maçı 5.000 kişi izledi. Ancak yüzlerce erkeğin sahaya girmesi üzerine karşılaşma yarıda kesilmek zorunda kaldı. Futbolcular, atlı arabalarla olay yerinden kaçmak zorunda kaldı.

Basında kadınların futbol oynaması “gülünç” olarak nitelendiriliyor, haberlerin büyük bölümü kadın futboluna karşı küçümseyici bir tavır sergiliyordu. Tüm bu yorumların altında ise futbolun kadınlara uygun olmadığı düşüncesi yatıyordu.

Öncüler – The Pioneers

Aradan 14 yıl geçtikten sonra, Yeni Zelanda’nın yetişkin kadınlara oy kullanma hakkı tanımasından yalnızca iki yıl sonra, Nettie Honeyball tarafından British Ladies Football Club kuruldu. İskoç gezgin, savaş muhabiri ve kadın hakları savunucusu Lady Florence Dixie ise kulübün başkanlığını ve sponsorluğunu üstlendi.

Gerçek adının Mary Hutson olduğu düşünülen ancak taraftarların ve medyanın tacizinden kaçınmak için diğer birçok oyuncu gibi takma isim kullanan takım kaptanı Honeyball: erkeklerin kadınları bugüne kadar ‘süs eşyasından ibaret ve işe yaramaz’ varlıklar olarak göstermesine karşı dünyaya kadınların da farklı olduğunu kanıtlamak amacıyla kurdum diyordu bir röportajda…

1894 yılının sonlarına doğru kulübe katılmak isteyen kadınlar için ilanlar verildi. 30 kadının başvurusunun ardından kulüp, 1 Ocak 1895 tarihinde resmen kuruldu. Eski Arsenal ve Tottenham oyuncusu Bill Julian’ın gözetiminde haftada iki kez antrenman yapmaya başladılar.

Clarke ve kız kardeşleri June ile Mary de kulübün iki yıllık varlığı boyunca farklı dönemlerde takımda yer alan oyuncular arasındaydı.

Takımın The Oval’de antrenman yapmasına izin verilmedi ancak kısa süre içinde Londra’da kendilerine bir yer buldular. Kuruluşlarından yalnızca iki ay sonra, 23 Mart’ta Londra’nın Crouch End bölgesinde ilk maçlarına çıktılar. Karşılaşmayı merakla bekleyen 11.000 kişi tribünlerden izledi.

Kadınların artık 1881’de kullanılan özel dikim, yüksek topuklu futbol ayakkabıları yerine normal futbol ayakkabıları giymelerine izin veriliyordu. Ayrıca korse takmaları da gerekmiyordu. Ancak boneler hala formanın zorunlu bir parçasıydı.

Boneler o kadar büyük bir sorun yaratıyordu ki oyunculardan biri topa kafayla vurduğunda oyun sık sık durduruluyor, oyuncunun başlığını yeniden düzeltmesinin ardından karşılaşmaya devam ediliyordu.

Maçta standart futbol topundan daha küçük bir top kullanıldı. Karşılaşmanın 90 dakika sürüp sürmediği ise bilinmiyor. Clarke da bu maçta forma giydi. Mücadele, ‘Kuzey’ ve ‘Güney’ takımları arasında oynanmıştı.

** İlginç bir şekilde, Liverpool’un Bootle bölgesinde doğmuş olmasına rağmen Clarke, Güney takımında mücadele etmiş gibi görünüyor. Buna rağmen Clarke’ın takımı sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Kuzey ekibi karşılaşmayı 7-1 gibi farklı bir skorla kazandı.

Turne – The Football Times Magazine

Lady Dixie’nin sponsorluğunda gerçekleştirilen turne sayesinde takım, sonraki iki yıl içerisinde 100’den fazla karşılaşmaya çıktı ve medyanın büyük ilgisini çekti. Ancak sık maç yapmanın getirdiği yorgunluk ve maddi kaynakların yetersizliği nedeniyle takımın faaliyetleri 1887’den sonra sona erdi.

Turne kapsamında Brighton’da yerel sağlık kuruluşlarına yardım amacıyla düzenlenen bir yardım maçı da dâhil olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde çok sayıda karşılaşma oynandı.

Lady Dixie, kadın haklarına güçlü şekilde inanan İskoç bir gezgin, savaş muhabiri ve feministti. Ancak kulüp için daha fazla finansman sağlanmasına yönelik çağrıları karşılıksız kaldı.

Clarke ise British Ladies takımında yalnızca bir yıl geçirmişti. Daha sonra, 1896 yılında İskoçya’da düzenlenen bir turnede yukarıda bahsedilen Mrs Graham’s XI takımında forma giydi.

İskoç kadın hakları savunucusu Helen Graham Matthews’ın, İngiltere’deki ilk kadın futbolcu olduğu düşünülüyor. Çocukluğunda Clarke ile yalnızca birkaç sokak uzaklıkta yaşamış olan Matthews, takımın kurulmasında önemli rol oynamıştı. Ancak onun da gerçek adı yerine takma isim kullandığına inanılıyor.

Takımın maçları düzenli olarak binlerce seyirciyi tribünlere çekiyordu. Oyunculara masrafları karşılığında ödeme yapılıyor, haftalık yaklaşık bir şilin ücret veriliyordu.

Clarke, 1897 yılında kadınlar ve erkekler arasında oynanan bir karşılaşmada da forma giydi. Kadın takımı maçı 3-1 kazanmasına rağmen basının yaklaşımı yine küçümseyiciydi. Elde edilen etkileyici galibiyete karşın medya, kadın futboluna yönelik alaycı tutumunu değiştirmedi!.

Clarke’ın futbolculuk kariyeri 1903 yılına kadar devam etti. Ancak bu tarihten sonra hem kendisinin hem de kız kardeşlerinin hayatına ilişkin bilgiler oldukça sınırlı. Ölüm tarihi bile bilinmiyor.

Unutulmaması Gereken Bir Miras

Clarke’ın doğumundan 143 yıl sonra bile kadın futbolunda eşitlik mücadelesi devam ediyor. Bu mücadele hem etnik köken hem de cinsiyet açısından sürüyor.

İşte bu nedenle Emma Clarke gibi öncülerin tarihte ne kadar geriye uzandığını kabul etmek ve onları hatırlamak her zamankinden daha önemli.

Clarke gibi isimler, kendilerinden sonra gelecek nesillerin bugün bizim yaptığımız gibi sevdikleri oyunu özgürce oynayabilmeleri için tarihin çok erken dönemlerinden itibaren önemli adımlar attılar.

Onların hikayeleri yalnızca futbol tarihinin bir parçası değil, aynı zamanda eşitlik ve özgürlük mücadelesinin de unutulmaması gereken bir bölüm…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Son Haberler

LEGGE 91, 91 SAYILI KANUN: SERİE A’DA AMERİKAN RÜYASI

Eskiden İtalya’da da hepsi bugünkü gibi patron/sermaye odaklı veya anonim şirket değildi. Kulüplerin kökeni, tıpkı İngiltere’de veya diğer ülkelerde...

Benzer Konular