https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

EMIL ZATOPEK, TARİHTE İLK VE DE SON !

Okunması Gerekenler

Olimpiyatlarda madalya kazanan binlerce sporcu bulunuyor, hatta bazen aynı şampiyonada birden fazla madalya kazanan atletler de oldu. Ancak bunların içinde öyle bir sporcu var ki; tarihte bir ilk ve muhtemelen sonuncusu olacak: Emil Zatopek!

5.000 ve 10.000 metrelerde dünya rekorunun sahibi Etiyopyalı Keninisa Bekele’yi düşünün, ona daha bu sene Viyana’da tarihte ilk kez 2 saat altına inebilen efsane maratoncu Eliud Kipchoge’yi ekleyin, işte size Çek lokomotifi efsane...

1952 Helsinki Olimpiyatları’nda üçünde birden altın madalya kazanarak inanılmazı başaran Çek atlet, 19 Eylül 1922’de Koprivnice’de dünyaya geliyor.

Oldukça yoksul bir ailede, altı çocuklu bir evde dünyaya gelen Emil Zatopek’in hayat hikayesi, büyük bir azim ve kararlılıkla şekillenecekti.

Yaşamak için para kazanmak zorunda kalan Emil Zatopek, 16 yaşında babasının zoruyla ayakkabı fabrikasında çalışmaya başlar. Fabrikanın spor koçu, Zatopek ve 3 arkadaşının bir koşu yarışı yapmalarını istiyor, hatta buna zorluyor.

Zatopek, koşmak için zayıf ve güçsüz olduğunu düşünse de, doktorunun onayını aldıktan sonra bir anlamda zorla katıldığı ilk yarışta ikincilikle bitirir ve bu başarı onun hayatını değiştirir.

Koşmanın tadını alan, hatta bir nevi bağımlılık kazanan genç çocuk, artık sabahları işe giden, akşamları ise evde uyuyup, dinleneceğine, durmaksızın kendi başına antrenman yapan birine evriliyor.

Zatopek 1942 yılında askere alınır. Askerdeyken görece daha rahat ve spor için vakti, imkanı daha fazladır. Orada sergilediği başarılar ile spora tamamen geçiş yapar ve 4 sene içerisinde ülkesinde 2.000, 3.000 ve 5.000 metre rekorlarının tek sahibi olur.

1946 yılında ülkesinin milli takımında ve Avrupa Şampiyonası’nda madalya kazanamıyor ama 5.000 metrede beşinci olmasına rağmen kendisine ait Çekoslovakya rekorunu 25 saniye geliştirerek 14:25:8 koşuyor.

1948 Londra Olimpiyatları, Zatopek için ilk büyük uluslararası başarıydı. 10 bin metre koşusunda yarışın kazananı Çek atlet. Uçarcasına bir performans ve en yakın rakibine 300 metre fark atar.

5 bin metrede ise, gerilerden gelip attığı inanılmaz depara rağmen çok küçük farkla (1 metre) 3.sırada bitirir yarışı. Seyreden atletizm otoritelerince, depara çok değil sadece 5-10 metre önce başlasa bile 5000’de de altın gelecek.

1948-1952 arasında 5.000 ve 10.000 metrede girdiği 72 yarıştan birini dahi kaybetmeyip, bir dizi dünya rekoru kırar. Hatta 1948’den 1954’e kadar 10.000 metrede üst üste 38 birincilik kazanıp, tarihe 29 dakikanın, 20km’yi de 1 saat altında koşan ilk atlet olarak geçer. Yarış kalitesi kadar dikkat çeken hatta efsaneleşen bir diğer yönü de yüzünde eksik olmayan acısı ile koşu stili.

Hatta bu estetikten yoksun ifadesi hakkında sorulan sorulara verdiği iki cevap (biri faal sporcu iken, diğeri emeklilik yıllarında) dereceleri gibi tarihe geçiyor; “atletizm buz pateni değildir” ve “hem koşup hem gülümseyecek kadar yetenekli değildim.”

1950 Brüksel Avrupa Şampiyonası’nda da 5.000-10.000 dublesi ve geçelim onu efsane yapan 1952 Helsinki’ye..

Olimpiyatlara bronşit olarak gelmiştir, ama ilk olarak, 20 Temmuz’daki 10 bin metre yarış̧ını en yakın rakibine 100 metre farkla kazanır. Akabinde, 24 Temmuz’da 5 bin metrede de bu kez hata yapmaz ve 5 metre farkla altın madalyanın sahibi olur.

Bu arada “ilginçtir ki, tarihi dublesinin hemen öncesinde eşi Dana Zatopkova, cirit atmada altın madalya kazanmıştır.”. Eşi ile ilgili bir ilginç not daha; ikisinin de doğumu 19 Eylül ve evlilik tarihleri de…

27 Temmuz’da, 2 uzun mesafe yarışını geçtikten sonra, ilk kez koşacağı maratonda doğal olarak favori olmayan Zatopek, ancak insana meydan okurcasına yorulmasına rağmen hızını artırarak, en yakın rakibine üç dakika fark atarak stadyuma girer ve spor tarihindeki en büyük uzun mesafe üçlemesine imza atar. Ve kazanmakla kalmayıp üçünde de Olimpiyat rekoru kırarak!.

Koşarken yüzündeki sıkıntılı ifadeyle tanınan Zatopek, antrenmanlarını her türlü hava koşulunda aksatmadan yapar ve koşu ayakkabısı yerine ağır botlarla çalışmayı tercih ederdi.

Zatopek’e göre, koşucuların yaptığı en büyük hatalardan biri, koşarken omuz ve boyun kaslarını kasmaktır; bu da gereksiz enerji kaybına yol açar. Zatopek bunu önlemek için koşucuya koşu esnasında baş parmak ve orta parmak uçlarını belli belirsiz değdirmenin öneminden bahseder.

Uzun mesafe koşucusu olmasına rağmen her gün; 100’e yakın kez yapıp, artık vücuden otomatiğe bağladığı tempolu koşu, sprint karışımı 400 metreler.. Bu sayede, dayanıklılığının yanına patlayıcı ataklar da ekler. Acı çekmek onun freni değil tersine en büyük kamçısı, ona organik doping katkısı veren motivasyon kaynağı idi.

1954 Bern Avrupa Şampiyonası’nda da kazanan yine odur. 1955 yılında da 25.000m dünya rekorunu kırmıştı ve bu onun son rekoru oldu. 1956 yılında Melbourne Olimpiyatları’nda sakatlığının da etkisi ile (6 hafta öncesinde fıtık ameliyatı geçirmişti) istediği sonuçları elde edemez (maratonu 6.bitiriyor) ve profesyonel spor hayatını noktalamaya karar verir.

Sonrası ise biraz acıklı… Çekoslavakya devleti tarafından verilen “general” ünvanıyla, suya sabuna dokunmadan ferah bir hayat geçirme şansı olmasına rağmen, toplumsal olaylara karşı üst seviyede duyarlı davranışlar sergileyerek, halkının yanında yer alır ve Alexander Dubcek hükümetiyle başlayan (Prag Baharı) demokratik reformları destekler.

Sovyet işgali gerçekleşince ise halka direniş için destek verip, hatta önderlik edince de cezalandırılıp, önce yeni yönetim tarafından rütbesi elinden alınır, sonrasında da çöpçülükten, uranyum madenlerinde işçiliğe uzanan ülke içi sürgün dönemi başlar.

Bir karavanda, evi, ailesi ve sevdiklerinden uzak bir yaşam sürdü. Bu zor dönem, ancak 1989’da Çekoslovakya’daki öğrenci ve halk ayaklanmalarının sonucunda ‘komünist’ yönetimin düşmesi ve Çekoslovakya’nın Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye ayrılmasıyla sona erdi.

Kariyeri boyunca tam 18 dünya rekoruna imza atan efsane atletin, tarihe geçmiş yarışları gibi, bir o kadar da güzel sözleri var ki;

Yazımızı da onlardan 5 tanesi ile bitirelim;

*** bir koşucu her zaman kalbindeki umut ve kafasındaki hayalleri ile birlikte koşmalıdır, ceplerindeki parayla değil” – An athlete cannot run with money in his pockets. He must run with hope in his heart and dream in his head.

*** Koşmak istiyorsanız çıkıp 1 mil koşun. Farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız, maraton koşun.” – If you want to run, run a mile. If you want to experience a different life, run a marathon

*** Erkekleri (adamlar) çocuklardan ayıran şey, acıya ve ızdıraba dayanma sınırıdır. – It’s at the borders of pain and suffering that the men are separated from the boys.

*** Beyler, bugün biraz öleceğiz – Men, today we die a little.

*** Günümüzün sporcusu tek başına değildir. Bir takımın merkezindedir; doktorların, bilim insanlarının, antrenörlerin, menajerlerin vb. – The athlete of today is not an athlete alone. He’s the center of a team – doctors, scientists, coaches, agents and so on.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Son Haberler

TAKSİMSPOR, LEFTER, TENEKECİ GARBİS, GARO VE KAPTAN VARUJAN

Bugünkü yazı konumuz Taksimspor. Bu kulüp ülkenin en büyük efsanelerinden biri olan Lefter Küçükandonyadis'in, 22 yaşında Fenerbahçe'ye transfer olmadan...

Benzer Konular