Judo denildiğinde akla gelen ilk ülke hiç şüphe yok ki Japonya ancak bu sporda geleneğiyle ekol olmayı başaran Brezilya, Güney Kore ve Fransa gibi ülkelerin yanı sıra bir de komşu ülke Gürcistan gerçeği var!
Gürcü toplumunda dövüş sanatlarının önemli bir yeri var. Bu nedenle halkın gözünde judo, bu sporun olimpiyatlara dahil edildiği 20. yüzyılın ortasından itibaren hep zirvede… Üstelik, kökenlerinde “chidaoba” gibi ulusal bir spor bulunan bir halk için judoya hızlı adapte olmanın çok da sürpriz olduğunu düşünmemek gerek.
Ulusal Simge Chidaoba
Bugün Gürcistan’da geniş kitlelerce karşılık bulan judonun bu denli sevilmesinde ana rolü tabii ki Chidaoba’ya ait!. Kökleri antik çağa dayanan bir ulusal güreş olan chidaoba, pek çok yönden judoyla da benzerlik gösteriyor.
“Chokha” isimli özel bir kıyafetin giyildiği, tutuşlar ve atmayla judodaki pek çok tekniğin uygulanabildiği bu geleneksel sporda, judodakine benzer şekilde rakibi tuzağa çekmek ve sırtını ya da omzunu yere getirerek bitirişi tamamlamak gerekiyor.
Müzik ve güreş iç içedir. Geleneksel chidaoba karşılaşmalarında müzik, atmosferin önemli bir parçasıdır ve sporcuların mücadelesine eşlik eder.
UNESCO tarafından tanınmaktadır. Chidaoba’nın geleneksel güreş kültürü, Gürcistan’ın somut olmayan kültürel mirasının önemli unsurlarından biri olarak uluslararası düzeyde de dikkat çekmiştir.
Chidaoba’yı özel kılan şey, bir spor dalı olmanın ötesinde Gürcü tarihini, müziğini, geleneklerini ve toplumsal hafızasını aynı tatamide buluşturmasıdır!.
Alt yapısını chidaoba ile alan Gürcü judokaların, judo kariyerlerinde chidaoba’dan deneyimledikleri 200’e yakın tutuş ve atma tekniğini kullanmaları dikkat çeken bir diğer önemli unsur. Özellikle Gürcistan’ın Sovyetler Birliği’ne bağlı olduğu dönemde, olimpiyatlarda madalyaları birer birer sayan Gürcü judokaların chidaoba’dan edindikleri tecrübe asisti yadsınamaz!.
Mesela Shota Khabareli. 1980 Moskova Olimpiyatları’nda Sovyetler Birliği’ne altın madalya kazandıran bu Gürcü asıllı judokayı herkes “obi tori gaeshi” bitirişi ile anıyor. Shota Chochishvili da bir başka Gürcü orijin Sovyet efsane…
Gürcistan’ın ilk bağımsız olimpiyatı olan 1996’dan beri judoda madalya alamadığı tek bir sene yok!. Hatta Tokyo 2020’de alınan dört madalyayla bir olimpiyatta aldıkları en yüksek sayıya ulaşan Gürcü judosu, 2024 Paris’ten ise üç madalyayla dönmeyi başardı.
Bunlardan en dikkat çekeni ise ülkeye judoda ilk altının 2004 Atina’da getiren Zurab Zviadauri. Üst üste iki olimpiyatta (2020 Tokyo ve 2024 Paris) -90 kg’da altın madalayayı kazanan Lasha Bekauri ve diğerleri…
Fazla uzatmadan; Gürcü judosunun azmi, disiplini ve mücadele ruhu, bu sporun yalnızca madalyalardan ibaret olmadığını bir kez daha gösteriyor; tatamide başlayan bu yolculuk, gelecek nesillere ilham vermeye devam edecek, orası net!.
