https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

ÇAMUR VE SOĞUK; BİSİKLETİN ÜVEY EVLADI CYCLOCROSS

Okunması Gerekenler

Bisiklet yarışları dendiğinde, insanın aklına ilk gelen büyük üçlü Giro-Tour-Vuelta, sonra da tek günlük klasikler ama bir de bisikletin üvey evladı olan Cyclocross var. O da bugünkü yazı konumuz!..

Uzunluğu ortalama üç kilometre olan parkurlarda atılan turlardan oluşan bu disiplinde, bazen kum, bazen çamur, nadir de olsa bazen karlar üstünde bisiklete binilir.

Yol bisikletinin zarafeti, dağ bisikletinin vahşiliği ve koşunun acısı tek bir yarışta buluşur. Kısa parkurlar, çamur, kum, merdivenler ve bisikleti omuzlayarak koşulan bölümleri ile; ne sadece dayanıklılık ne de sadece patlayıcılık diye tasvir edebileceğimiz bu sporda başarılı olabilmek için hepsini harmanlayıp bir de üstüne teknik meziyet gerekir.

Kazanan hem çok iyi bisiklet kulanan, hem zor zeminde en iyi koşabilen ve bazen de sırtına yükünü alıp merdiven basamaklarını en iyi tırmanabilenler arasından belirlenir. 30-60 dakika süren yüksek yoğunluklu bir sonbahar/kış bisiklet yarışı olan bu spor; Yol bisikleti, dağ bisikleti ve atletizmin (steeplechase) bir karışımıdır; yani bir nevi bisikletin trialtonu diyebiliriz bu zorlu parkur için!..

Cyclocross’un üvey evlat olmasının sebebini sportif anlamda bağlamayız çünkü diğer bisiklet disiplinlerinden çok da farklı değil., Ulaşılan nabız da sarfedilen efor, görünüş olarak yol bisikletini, biçim olarak dağ bisikletini andırmaz, virajdan viraja liderlerin değişebildiği bol çekişmeli bir motor sporu yarışı benzeri de diyebiliriz.

Fakat uzun sezonun ardından biraz dinlenmek ve iki tekere kısa bir kış arası vermek isteyenlerin feragat ettiği bir alan algısı var Cyclocross için. Yani sezon sonundan sonraki sezon başına hazırlık turnuvaları, maçlar gibi.. Rating, tv yayınlar, sponsorlar, basın ve sosyal medya etkisi ve global anlamda ünlü sporcuların kazandığı para farkı da bunları pekiştiren nedenler..

Aslinda çok büyük efsaneler de görmedi değil bu sporun tarihi. 7× Dünya Şampiyonu (1966–1973) olan ve “tüm zamanların en büyüğü” kabul edilen Eric De Vlaeminck (Belçika) başta, 6× Dünya Şampiyonu olup Cyclocross’u popüler kültüre taşıyan isim Mathieu van der Poel (Hollanda) ile kadınlarda tartışmasız en büyük ikon, sadece cyclocross değil, Yol, Pist, MTB hepsinde dünya şampiyonu olmuş benzersiz sporcu Marianne Voss en can alıcı örnekler!..

** Peki Cyclocross, neden bir Olimpik spor değil, ileride olabilir mi?

Yaz Olimpiyatları için uygun değil diyenlerin haklı olduğu konular var.

Başta bu spor tam bir sonbahar-kış disiplini.

Olimpik sporlar için ölçülebilirlik ve standartlaşma çok önemli. Cyclocross parkurları ise bilinçli olarak değişkendir, burada da haklılar.

Bir yarış çamur deryası olabilir, diğeri kum ve çim ağırlıklı. Engel sayısı, zemin tipi, eğimler sürekli değişir. Bu kaos, seyir zevki yaratır ama IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) için büyük bir soru işareti. Bu tezi de veto etmiyoruz!..

Bazı ülkelerde ulusal spor sayılabilecek kadar popülerken, dünyanın büyük kısmında hala niş bir disiplin. Olimpiyatlar ise küresel yayılım ister. Bugün Avrupa’da efsane, ABD’de yükselişte ama Asya, Afrika ve Güney Amerika’da çok sınırlı oldukları da doğru.

Ve bir diğer önemli parametre de; Olimpiyatlarda bisiklet branşı olarak bulunan Dağ bisikleti, “doğa + teknik + seyir zevki” kriterlerini daha net karşıladığı için cyclocross’un önüne geçiyor. “Benzer bir disiplin varken neden bir tane daha ekleyelim?” kanısı hakim.

Peki hiç mi umut yok diye soracak olanlara da; tamamen yok diyemeyiz. Gençler arasında büyüyor. Gravel ve adventure bisiklet trendiyle daha görünür oldular. ABD ve İngiltere’de ciddi yatırımlar, sponsorlar alıyor ama kısa vadede olimpik olması zor gibi…

** Ama tersten, masanın diğer tarafından ve “ya Kış Olimpiyatları” diye bakarsak;

Öncelikle, günümüzde her sporun bir olimpik spor olabileceği kanaatindeyiz. Çünkü öyle sporlar eklendi ki; kaykayından tutun da breakdance’ına kadar. Yani o olabiliyorsa bu niye olmuyor diyenlere, mantıklı bir bakış açısı sunamazlar!.. Ama olimpiyatın ruhuna yaraşır bir açıklamaya da ihtiyaç var tabii. Miras değil de diyemezler, özellikle Belçika (Flandre), Fransa ve Hollanda’da çok köklü bir geçmişe sahip, yani oldukça eski olan bir bisiklet yarışı türü…

1950 Paris’ten bugüne dek, UCI organizasyonundaki dünya şampiyonaları da devam ediyor. Zaten hep konuşulan konulardan biriydi kros koşusu ve kros bisikletini olimpiyat programına dahil edebilmek. Ama buna karşı çıkan güruh da az sayıda değil çünkü kar ve buz üstünde yapılmayan sporların Kış Oyunları’na eklenmesinin, organizasyonun marka ve kimliğine zarar vereceğini düşünüyorlar..

Ama üvey evlat olsun veya olmasın, bisiklet özelinde baktığımızda çok net şekilde kış ayları Cyclocross demek!..

Cyclocross net şekilde hem takvimi, hem de barındıkları ile bir kış sporudur. Soğuk ve açık havada yapılır. Kar üstünde de yapılabilir ki yapay kar da şart değil.. Gözüken “en azından kısa vadede” çok zor ama, keşke girseler ve Fransız Alplerinde, o mutiş doğa manzaları eşliğinde 2030 Olimpiyatları’nda görebilsek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

BİR OLİMPİYAT, İKİ ÜLKE; TARİHTE TEK – 1956 MELBOURNE

Olimpiyat tarihinde farklı şehirlerde yapılan birçok şampiyonaya rastladık.. Mesela 1900 Paris Yaz Olimpiyatları (bazı yarışmalar Paris dışındaki Vincennes’te yapıldı) 1920 Anvers...

Benzer Konular