Bugünkü yazı konumuz sörfün ikonik karamanı Bethany Hamilton.
31 Ekim 2003 sabahı Hawai Kauai’de, her zamanki rutini olan sabah sörfünde, bir köpek balığının saldırısında sol kolunu kaybetmişti. Ve bu acı tercübeyi daha 13 yaşındayken yaşamış bir kız çocuğundan bahsediyoruz.
Ama o yılmadı. Kolunu hem de böyle bir travma ile kaybetmesine rağmen, kaybettigi sulara tekrardan dönme kararı verdi. Birçokları benzer şeyi yaşasa, o korkuyla “bir daha suya ayağını uzatmaya bile cesaret edebilir miydi” bilinmezken!
Ama o yılmadı ve bunu yaparken, bu spordaki en önemli şey olan dengeyi, tek kolunuz olmadan başarmaya çalışmak!
1 ay bile geçmeden tek aşkı sulara dönmüştü bile… Ertesi yıl Avustralya, bir sonraki yıl da ABD’de yapılan ulusal yarışmalarda birinci oldu.
Paralimpik kategoriler değil diye de belirtelim!.. Film gibi bir hikayeydi bu ve yapımcılar da kaçırmadı. 2004 yılında yazdığı Soul Surfer isimli otobiyografisi, 2011’de aynı isimli filme konu oldu.
Hamileliğinde dahi istisnasız her gün 4-5 saatini dalgaların içinde geçirdi. Sörfçüler için bu bir spor değil, uyuşturucudan öte bir bağımlılık, nefes borusu denir.
Çocuk yaşta ilk dalgada yakaladıkları o haz, 3-5 tekrar sonrasında bir daha vazgeçilmez hale gelir ki sakat kaldığın suları, tek iyileşme yeri olarak görebilmek cidden ünik bir hikaye…
Bugün, Bethany Hamilton’ın hayatı, sadece sörf dünyasında değil, tüm dünyada cesaret, azim ve kararlılığın simgesi olarak anılıyor.
Bethany’nin hikayesi bir ibret dersi hepimize: hayatta karşımıza çıkan engeller ne olursa olsun, pes etmeden ve her zaman mücadele ederek üstesinden gelip, başarılı olabiliriz.
