BEŞİKTAŞ GERİ DÖNDÜ

İlk 6 hafta itibariyle 5 puan alıp 16. sırada kendini bulan, geçen sezon Fenerbahçe’nin yaşadığı gibi son haftalara kadar küme düşme korkusu yaşayacağı iddia edilen ve ezeli rakiplerinin alay konusu olan Beşiktaş, 13.hafta itibariyle dört büyükleri oluşturan üç ezeli rakibini de puan cetvelinde geride bırakmış durumda! İşte futbolun milyonları kendine çeken güzelliği…

Beşiktaş’ın geri dönüşü sadece puan durumuyla alakalı değil. Takımın uzun zamandır özlenen tempolu ve oyununu rakibine dikte eden, sağlı sollu saldıran bir görüntü vermesi ve tribünlerin de bu coşkuyla uzun zaman sonra yeniden Dolmabahçe’yi şampiyonluk şarkılarıyla inletmesiydi geri dönüşü hissettiren. Rakiplerinin devam eden puan kayıplarıyla ayağına gelen fırsatı tepmedi Beşiktaş ve sezonun başından bu yana en gollü galibiyetini alarak taraftarlarını mutlu etti. 7.haftadaki Alanyaspor maçıyla başlayan ve bir beraberlik dışında bozulmayan galibiyet serisindeki püf noktası, biraz geç de olsa sağlanan kadro istikrarında yatıyor. İlk haftalarda kimin nerede oynadığının belli olmadığı, kimsenin sahadaki partnerini, önündeki arkasındakini bilmediği ve hocanın eski takımında 2 senede oturtabildiği bir oyunu çabucak oturtabileceği yanılgısına düştüğü bir ortamda alınan kötü sonuçlar da son derece doğaldı.

6.haftadaki Trabzonspor deplasmanı hezimeti taşların mecburen yerinden oynatılmasını sağladı. Abdullah Avcı ilk olarak Wolverhampton maçında denediği yeni oyun tarzıyla 7.haftadaki Alanyaspor maçında sonuç aldı. Bu oyunda topu sürekli ayağında tutma takıntısı yoktu, topa hakim olduğunda doğru kullanma amacı vardı. Beşiktaş o maçtan itibaren çoğu isabetli ama bir sonuca varmayan 500’ü aşkın pas yapmak yerine bu sayıyı 300 küsürlere düşürdü, ama savunma güvenliğini ön plana alıp, etkili ve hızlı akınlar geliştirmeyi hedefledi. (Bu oyun aynı zamanda Başakşehir’in son 2 sezondaki topa hakim futboluna ulaşmadan önceki evrim sürecinde oynadığı futboldu) Bu hedefinde becerikli olabildiği oranda da skor alabildi. Bu strateji sonucunda bugünkü Kayserispor maçıyla beraber son 7 lig maçında sadece 2 tane (galibiyet koparıldıktan sonra yenen) gol gördü Beşiktaş kalesinde. Savunmayı sağlam yapmanın ödülü, hücumda yeterince üretken olunamasa da 3 puanları toplamak için yeterli gol sayısının çoğunlukla 1, bazen de 2 gol atmak olmasıydı! Böylece Beşiktaş gol yollarındaki kısırlığını telafi edebiliyordu.

Bugünkü maçta ise golcüsü Burak’ın tam anlamıyla formunu bulmaya başlaması, haftalar sonra ideal hücum oyuncuları Ljajic, Diaby ve N’Koudou’nun beraber sahada yer alabilmesiyle beraber skor olarak da istenen üretkenliğe ulaşılabildi. Beşiktaş açısından skordan ziyade umut verici olan; sahadaki tüm oyuncuların, oyunun her anında bir plana yönelik hareket etmeye çalıştığını net şekilde hissettirmesiydi. Özellikle hücumda belki çoğunlukla planlarını kusursuz uygulayamıyorlardı, ama bunlar zamanla iyileştirilecek şeyler. Dikkatli izleyen gözler Beşiktaş’ın her hücum girişiminde ayağa paslarla, küçük üçgenler kurmaya çalışarak rakibi göbekten delmeye çalıştığını fark etmiştir. Çizgiye yapışıp bekleyen ve her oyuncunun topu vermek zorunda hissettiği bir adam (ismi lazım değil) yerine, kanatta aldığı her topla hızlı ve içeri kat etmeyi hedefleyen iki hücum oyuncusunun olması, son iki sezon Galatasaray’ın Rodriguez ve Onyekuru isimleriyle yakaladığı avantajı Beşiktaş’a getirebilir.

Özellikle Diaby her ne kadar son vuruşlarıyla zaman zaman saç baş yoldursa da, hücumda müthiş etkin bir isim. Şahsen uzun süredir hasret olduğum, takımını dikine top sürerek hızla hücuma çıkartan oyuncu eksikliğini N’Koudou ile beraber gidereceklerini net şekilde hissettiriyorlar. İlerleyen haftalarda Ljajic ile beraber son vuruşlardaki formsuzluklarını da atabilirlerse Beşiktaş bugünkü farklı galibiyetlerin yenilerini de kazanabilir.

Beşiktaş’ın özellikle ilk yarıda herkesi mest eden güçlü futbolundaki en büyük pay sahibi bence Elneny’di. Yanındaki 36 yaşındaki efsane ile gitgide daha uyumlu bir görüntü çizen Mısırlı oyuncu, çift yönlü oyunu, topu gevelemeden verdiği nokta pasları ve bir de kalecinin güçlükle çıkardığı nefis şutla gözümüzün pasını sildi adeta. 40 dakika içinde gelen 3 gol maçı kopardı, ama asıl ilk yarının son 5 dakikası akıllara kazındı. Beşiktaş bu 5 dakika içinde 5 net gol fırsatı kaçırarak tribündeki biz taraftarlarını hem sevindirdi, hem hayıflandırdı. Maçı izlemeyenler belki abarttığımı düşünecek, ama gerçekten 5 dakika içinde 5 kez yüzde yüzlük gol fırsatını kaçırdı Beşiktaş!

İkinci yarıda temponun gitgide düşmesi skor itibariyle şaşırtıcı değildi, yadırgamadım da. Günün alkışı hak eden oyuncuları sağda bitmek bilmeyen enerjisi ve harika golüyle Gökhan Gönül, stoperde Ruiz’i yokluğunda hiç aratmayan ve tertemiz bir maç çıkaran Roco, ortada kusursuz oyunlarıyla Atiba&Elneny ikilisiydi. Santraforda Burak da son derece çalışkan bir günündeydi, hazır top beklemedi, her akında orta sahaya veya taç çizgisine yaklaşarak pas aldı, verkaçlara girdi ve bunlardan birinde de nefis bir gol attı. Son dakikalarda Oğuzhan’ın Beşiktaş taraftarına yakışır şekilde alkışlarla oyuna girmesi (ne olursa olsun) ve Burak’ın ikinci golünün asistini yapması kendisi adına moral verici oldu. Ben artık Oğuzhan’dan büyük umutlar beslemeyi bıraktım, bir de böyle deniyorum 🙂 Belki 11 oyuncusu olmasa da uzun maratonda kulübeden hatırı sayılır bir katkı sağlayacak oyuncu olabilir, ona da razıyım doğrusu.
Beşiktaş açısından net şekilde ivmeyi yakaladığı bir haftaydı. İlk yarının bitimine kalan 4 haftada alınacak sonuçlar, muhtemelen ya son iki sezon gibi az farkla kaçacak ya da bu kez şeytanın bacağı kırılarak kazanılacak şampiyonluğun belirleyicisi olacaktır…

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrlu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz