Artistik patinajda, hakem kararlarının getirdiği infial üzerine puanlama sisteminin değiştiğini yazmıştık.
Buna en somut örnek de 2002 Salt Lake City olmuş ve Fransız hakemin Rus çifte “önceden planlı” yüksek puan verdiğinin ortaya çıkması ile şampiyona karışmış, altın madalyaya Kanadalı çift ortak edilmişti.
Bu bardağı taşıran son damlaydı ama ilk değildi!. En yankı uyandıran şaibelerden biri de 1988 Calgary Kış Olimpiyatları’nda yaşanmıştı..
Altın madalyayı efsane Doğu Alman Katarina Witt kazanmış ve 1984 Sarajevo sonrası ünvanını korumayı başarmıştı. Ancak yarışma sonrası özellikle Batı basınında ve bazı çevrelerde hakem kararları tartışma konusu oldu.
İki Kuzey Amerika ülkesi, birbirinden iyi 2 patenci Debi Thomas (ABD) – Elizabeth Manley (Kanada) ile altının diğer adayları idi.
Aynı müzik. Aynı karakter. Aynı olimpiyat. Ama iki farklı dünya.
Bir tarafta Doğu Almanya’nın zarafeti ve disiplinini temsil eden Katarina Witt, diğer tarafta Amerika’nın atletizmini ve teknik cesaretini taşıyan Debi Thomas.
Bu ikisi arasındaki rekabet tam bir düelloya dönmüştü. 1986 Dünya Şampiyonası’nda kazanan Amerikalı olurken Witt gümüşte kalmış, 1987’de ise Thomas ikinci olurken, Witt altın madalyayı almıştı.
Bu ikili haricinde de, öyle top class sporcuların olduğu bir finaldi ki 1988 Calgary. Bir sene sonra 1989’da Dünya Şampiyonu, 92 Olimpiyatları’nda ise ikinci olacak olan, ilk triple axel yapan kadın olarak tarihe geçen Japon efsane Midori Ito bile ancak 5. sırada bitirebilmişti Calgary’yi
Witt, serbest programda “Carmen” temalı performans sergiledi. Thomas da aynı müziği kullanmış, hatta medya bu rekabeti “Battle of the Carmens” olarak adlandırmıştı.
** Hakem Kararları Neden Tartışıldı?
Soğuk Savaş Bağlamı
Witt, Doğu Almanya’yı temsil ediyordu. O dönem Doğu Bloğu ülkelerinin spor organizasyonlarında politik etkisinin olduğu yönünde yaygın bir algı vardı. Bazı Batılı yorumcular, Doğu Bloğu hakemlerinin “blok oylarla” Witt’e avantaj sağladığını iddia etti.
3 demirperde hakemi Witt’e yüksek puan verirken, diğer iki rakibine verdikleri düşük puanlar tartışma konusu olmuştu.
Ama objektif olarak bakınca, Debi Thomas teknik olarak daha zor atlayışlar denedi ancak hatalar yaptı. Witt daha dengeli, hatasız ve sanatsal açıdan güçlü bir performans sundu.
Hakemler o dönemde 6.0 sistemine göre hem teknik hem artistik puan veriyordu. Witt’in artistik puanları oldukça yüksekti.
Asıl Kanadalı Elizabeth Manley serbest programda çok güçlü bir performans sergiledi ve seyirci desteği büyüktü. Buna rağmen Witt genel toplamda öne geçti. Bazı Kanadalılar da sonuçtan memnun değildi.
Şikayet edildi ama resmi olarak herhangi bir usulsüzlük kanıtlanamadı. Uluslararası Paten Birliği (International Skating Union) sonuçları geçerli saydı ve kararlar değişmedi. Altın Witt’e, gümüş Kanadalı Manley’ye, bronz da Amerikalı Thomas’a gitti.
O günkü hakem kararları, yani Rus, Doğu Alman ve Çekoslavak hakemlerin Witt’e kıyak geçtiği konusu bizce doğru değildi. Witt cidden çok iyiydi ve o gün 9 hakemin 5 tanesinden birinci çıkmıştı.
Ama Witt tarihe Amerika başta; tüm Batı basınının köpürtmesi ile şaibeli şampiyon olarak geçti!. Sonuc olarak bizim ABC SPOR olarak görüşümüz de Witt’in sonuna kadar hakettiği yönünde…
Kim ne kadar çamur atarsa atsın, buzun üstünde iz bırakanı tarih silemez. Nasıl ki Jayne Torvill–Christopher Dean denince “Bolero” buzla bütünleşirse, “Carmen” dendiğinde de akla ilk ve son gelen isim Katarina Witt olur.
Bazı performanslar sadece madalyayla değil, hafızalara kazınarak da ölümsüzleşir!.
