https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

ANZHU MAKHACKALA: FUTBOL TARİHİNİN EN PAHALI HAYALETLERİNDEN

Okunması Gerekenler

Anzhi Makhachkala: Bir Milyarderin Hayali, Samuel Eto’o ve Bir Anda Sönen Futbol İmparatorluğu

2011 yılında Avrupa futbolu tuhaf bir transfer haberiyle sarsıldı. Şampiyonlar Ligi kazanmış Samuel Eto’o, Inter’den ayrılıyor ve Rusya’nın Dağıstan bölgesinde bulunan Anzhi Makhachkala’ya gidiyordu. Roberto Carlos çoktan takıma katılmıştı. Birkaç ay sonra Guus Hiddink teknik direktör olacaktı. Ardından başka yıldızlar gelecekti.

Anzhi, kısa süre içinde futbolun yeni süper güçlerinden biri olacağı izlenimini yarattı.

Ancak bu hikayenin sonunda ne Şampiyonlar Ligi kupası vardı ne de kalıcı bir Avrupa devi. Büyük hayallerle kurulan proje, birkaç yıl içinde dağıldı. Kulüp 2022’de profesyonel statüsünü kaybetti!.

** Peki Anzhi’nin hikayesinde, yıldız transferlerinin ve büyük paraların ötesinde neler yaşandı?

Her şey bir futbol devrimiyle başlamadı

Anzhi, 1991 yılında, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı dönemde kuruldu. Adı, Dağıstan’ın yerel dillerinden birinde Makhachkala’yı ifade eden tarihî bir sözcükten geliyor.

Kulüp, ilk yıllarında Rus futbolunun büyük güçlerinden biri değildi. 1999’da ülkenin en üst ligine yükseldi ancak 2002’de yeniden alt lige düştü. 2000’lerin sonlarında tekrar yükselişe geçti ve 2009’da Rusya Premier Ligi’ne döndü.

Yani Samuel Eto’o’nun gelişinden önce Anzhi, onlarca yıllık kupalarla dolu bir Avrupa devi değildi. Büyük çıkışının arkasında çok kısa sürede gerçekleşen bir sermaye ve yönetim değişimi vardı.

2011’in başında Dağıstan doğumlu milyarder Süleyman Kerimov’un kulübe yatırım yapmasıyla her şey değişmeye başladı.

Dağıstan’dan dünya futboluna açılan kapı

Dağıstan, Rusya’nın Kuzey Kafkasya bölgesinde, Hazar Denizi kıyısında yer alıyor. Bölge, etnik ve kültürel çeşitliliğiyle tanınıyor; aynı zamanda ekonomik ve güvenlik sorunlarıyla da gündeme geliyordu.

Kerimov’un yatırımı yalnızca bir futbol takımını güçlendirmek olarak görülmedi. Anzhi’nin, Dağıstan’ın uluslararası görünürlüğünü artırması ve bölgeyi dünya çapında tanınan bir spor merkezi haline getirmesi de bekleniyordu.

Dönemin haberlerinde yeni bir stadyum ve bölgesel altyapı yatırımları gibi hedefler de yer aldı. Ancak burada önemli bir ayrıntı vardı: Kulübün büyümesi, kendi gelirlerinden çok büyük ölçüde dış finansmana dayanıyordu.

Bu durum başlangıçta bir sorun gibi görünmüyordu. Çünkü para vardı, yıldızlar geliyordu ve Anzhi’nin önünde büyük bir gelecek olduğu düşünülüyordu.

Ne var ki futbol tarihinde sıkça görüldüğü üzere, bir kulübün ne kadar para harcayabildiği ile o harcamaları ne kadar süre sürdürebileceği aynı şey değildi.

Samuel Eto’o transferi

Dünyanın en çok konuşulan futbolcularından biri Dağıstan’a geliyor!.
23 Ağustos 2011’de Samuel Eto’o’nun Inter’den Anzhi’ye transferi kesinleşti.

Kamerunlu yıldız, Barcelona ve Inter formalarıyla Şampiyonlar Ligi kupaları kazanmıştı. Inter’in 2010’daki tarihi üçlemesinin başrol oyuncularından biriydi. Henüz futbolun zirvesinden tamamen uzaklaşmış bir isim de değildi.

Transferin asıl şaşırtıcı tarafı yalnızca yeni kulübü değildi. Eto’o’nun sözleşmesi, onu dönemin en yüksek ücret alan futbolcularından biri, hatta yaygın biçimde dünyanın en çok kazanan oyuncusu olarak anılan isim haline getirdi.

Dönemin haberlerinde yıllık net ücretinin yaklaşık 20 milyon avro olduğu bildiriliyordu. Transfer bedeli ve sözleşme rakamları farklı haberlerde değişiklik gösterse de ekonomik büyüklük tartışmasız biçimde dikkat çekiciydi.

Bir zamanlar Avrupa’nın en büyük sahnelerinde kupalar kaldıran Eto’o, şimdi Rusya’nın futbol kamuoyunun bile dışında kalan bir bölgesinde yeni bir maceraya atılıyordu.

Bu transfer, diğer yıldızlar için de bir mesajdı: Anzhi yalnızca para harcayan bir kulüp değil, futbolun alışılmış transfer haritasını değiştirmek isteyen bir projeydi.

Roberto Carlos, Willian ve yıldızlar geçidi

Eto’o tek başına değildi.

Real Madrid’in unutulmaz sol beki Roberto Carlos, 2011’de Anzhi’ye katıldı. Futbolculuk kariyerinin son bölümünde görev yaptıktan sonra kulübün sportif yapılanmasında da rol aldı.

Chelsea geçmişi bulunan Yuri Zhirkov, Faslı yıldız Mbark Boussoufa ve Macar kanat oyuncusu Balázs Dzsudzsák gibi isimler de kadroya katıldı.

Ardından Christopher Samba, Lassana Diarra ve Lacina Traoré gibi oyuncular geldi. Şubat 2013’te Shakhtar Donetsk’ten Willian’ın transferi de projenin mali gücünü yeniden gösterdi.

Anzhi’nin yaptığı şey yalnızca tanınmış oyuncuları bir araya getirmek değildi. Kulüp, Avrupa futbolunun farklı liglerinden yüksek profilli isimleri aynı takımda buluşturarak kısa sürede küresel bir marka olmaya çalışıyordu.

Fakat bu kadronun maliyeti çok yüksekti. Üstelik yıldızların maaşları ve transfer ücretleri, kulübün uzun vadeli ekonomik kapasitesiyle ne ölçüde örtüşüyordu? Bu soru, projenin en önemli kırılma noktalarından biri olacaktı.

Guus Hiddink ve büyük Avrupa hayali

Şubat 2012’de Hollandalı teknik direktör Guus Hiddink takımın başına geçti.

Hiddink, daha önce Hollanda, Güney Kore, Avustralya ve Rusya millî takımlarıyla önemli başarılar elde etmiş, büyük turnuvalarda kendisini kanıtlamış bir teknik direktördü.

Onun gelişi, Anzhi’nin yalnızca pahalı futbolcular toplayan bir kulüp olarak kalmak istemediğini gösteriyordu. Artık hedef, yıldızları bir araya getirip gerçek bir futbol takımı oluşturmaktı.

2011-12 sezonunu beşinci sırada tamamlayan Anzhi, sonraki sezon Rusya Premier Ligi’nde üçüncü oldu. Böylece Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandı.

2012-13 UEFA Avrupa Ligi’nde grup aşamasını geçti, Hannover 96’yı eledi ve son 16 turunda Newcastle United ile karşılaştı. İngiliz ekibiyle oynanan eşleşmede son dakikada gelen gol, Anzhi’nin Avrupa macerasını bitirdi.

Kulüp ayrıca 2013 Rusya Kupası finaline çıktı ancak CSKA Moskova’ya penaltılarla kaybetti.

Bunlar küçümsenecek sonuçlar değildi. Anzhi, kısa süre içinde Rusya’nın en güçlü takımlarından biri haline gelmişti. Fakat bütün bu başarılar, projenin mali açıdan sürdürülebilir olduğunu kanıtlamaya yetmedi.

Pek bilinmeyen ayrıntı

Futbolcuların yaşadığı şehir ile kulübün şehri aynı değildi.
Anzhi’nin en sıra dışı özelliklerinden biri, futbolcuların yaşadığı ve antrenman yaptığı yerdi.

Takımın resmî merkezi ve maçlarını oynadığı şehir Makhachkala’ydı. Buna karşın yıldız futbolcular, dönemin koşullarında çoğunlukla Moskova bölgesinde yaşıyor ve antrenman yapıyordu.

Bu düzenin arkasında altyapı ve güvenlik kaygılarının yanı sıra tesislerin yetersizliği gibi gerekçeler bulunuyordu.

** Bunun pratik sonucu oldukça tuhaftı: Anzhi, deplasman maçları için Moskova’daki rakiplerine giderken bazı durumlarda kendi evindeki karşılaşmalarına ulaşmak için çok daha uzun bir yolculuk yapıyordu.

Dönemin haberlerinde bu lojistik düzen özellikle vurgulanmıştı!.

Bu ayrıntı, Anzhi projesinin karşı karşıya olduğu temel çelişkiyi gösteriyordu. Kulüp, Dağıstan’ı uluslararası futbolun merkezlerinden biri haline getirmek istiyordu ama yıldız takımın günlük futbol hayatı büyük ölçüde bölgenin dışında geçiyordu.

Bir futbol projesi yalnızca oyuncu satın alarak değil, oyuncuların çalışabileceği, yaşayabileceği ve uzun vadede kulüple bağ kurabileceği bir ortam oluşturarak da inşa edilmeliydi.

2013: Her şey bir anda değişiyor

Anzhi’nin hikayesindeki en dramatik kırılma 2013 yazında yaşandı.

2012-13 sezonunda üçüncü olan ve Avrupa’da son 16’ya kalan bir takımın, bir sonraki sezona aynı hedeflerle devam etmesi beklenebilirdi.

Ancak Ağustos 2013’te Kerimov’un kulübün bütçesini büyük ölçüde azaltacağı açıklandı.

Dönemin haberlerinde, yıllık bütçenin yaklaşık 116 milyon sterlin düzeyinden 32-45 milyon sterlin aralığına düşürüleceği aktarılıyordu.

Bu, küçük bir tasarruf değildi. Kulübün bütün stratejisini değiştiren bir karardı.

En yüksek ücret alan oyuncuların ayrılması gündeme geldi. Eto’o Chelsea’ye gitti. Willian da Londra kulübüne transfer oldu. Diğer yıldızlar farklı takımlara dağıldı.

Teknik direktör Hiddink Temmuz ayında ayrılmıştı. Yerine getirilen René Meulensteen ise görevinde yalnızca 16 gün kalabildi.

Bir zamanlar dünyanın en pahalı futbolcularını toplayan takım, artık büyük sözleşmelerini sürdüremiyordu.

Anzhi’nin çöküşü burada başladı denebilir; çünkü mesele yalnızca birkaç futbolcunun ayrılması değildi. Kulübün bütün iddiası, mali gücünü sağlayan yatırımcının karar değiştirmesine bağlıydı.

Milyarderin iş dünyasındaki sarsıntısı ve futbol projesi

2013’te Kerimov’un iş dünyasında da önemli gelişmeler yaşandı. Sahibi olduğu Uralkali şirketinin Belaruslu bir iş ortağıyla yürüttüğü potas ticaret anlaşmasının sona ermesi, şirketin piyasa değeri üzerinde büyük bir sarsıntı yarattı.

Dönemin basını bu gelişmeleri Anzhi’nin bütçe kesintileriyle birlikte ele aldı. Ancak iki olay arasında doğrudan ve tek başına belirleyici bir neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru olmaz; kulübün sportif sonuçları, yönetim kararları ve yatırımcının stratejisi de tabloya dâhildi.

Yine de zamanlama dikkat çekiciydi. Anzhi’nin futbol bütçesi kısılırken yıldız oyuncuların yüksek maaşlarını karşılayacak finansman da geri çekiliyordu.

Burada futbol tarihinin temel derslerinden biri ortaya çıkıyordu: Bir kulübün sahibinin serveti büyük olabilir ama o servetin kulübe ne kadar süre aktarılacağı garanti değildir.

Avrupa hayalinden alt liglere

Bütçe kesintisinin ardından Anzhi, 2013-14 sezonunda Rusya Premier Ligi’ni son sırada bitirdi ve küme düştü.

Kulüp sonraki yıllarda yeniden üst lige çıkmayı başarsa da eski mali gücüne ve yıldız kadrosuna geri dönemedi.

2018-19 sezonunda bir kez daha üst ligden düştü. Borçlar, finansman sorunları ve lisans problemleri kulübün önünü daha da kapattı.

2019’da profesyonel futbolun alt kademelerine geriledi. Anzhi Arena’nın kullanımı da mali sorunlar nedeniyle sona erdi.

Haziran 2022’de kulüp profesyonel statüsünü kaybetti. Böylece Eto’o, Roberto Carlos ve Hiddink döneminde Avrupa futbolunun dikkatini çeken Anzhi projesi, profesyonel futbolun dışına çıkmış oldu.

Burada bir ayrım yapmak önemli: Anzhi adı ve kulübün futbol mirası tamamen silinmiş bir tarihî olgu değil. Ancak eski yıldız kadrosuyla, büyük bütçesiyle ve Avrupa hedefleriyle bilinen profesyonel yapı sona erdi.

Anzhi neden başarısız oldu?

Anzhi’nin hikayesini yalnızca “çok para harcadılar ve sonra para bitti” diye özetlemek eksik kalır.

Birincisi, gelir modeli yeterince güçlü değildi. Büyük maaşları ve transfer ücretlerini karşılayan dış finansman, kulübün kendi ticari gelirleriyle aynı ölçüde desteklenmiyordu.

İkincisi, sportif başarı beklentisi çok yüksekti. Anzhi Rusya’da üçüncü oldu, Avrupa’da son 16’ya kaldı ve kupa finaline çıktı. Ancak bu sonuçlar, yapılan yatırımın büyüklüğü düşünüldüğünde yatırımcıyı tatmin etmedi.

Üçüncüsü, proje tek bir kişinin kararlarına fazlasıyla bağımlıydı. Kerimov’un bütçeyi azaltmasıyla kulübün bütün planı değişti. Yıldız oyuncuların bir arada tutulması mümkün olmadı.

Dördüncüsü, yerel futbol ekosistemi yeterince hızlı gelişemedi. Tesisler, oyuncuların yaşam düzeni, altyapı ve bölgeyle kurulan bağ gibi konular, yıldız transferleri kadar hızlı çözülemedi.

Anzhi’nin başarısızlığı, büyük yatırımların her zaman büyük ve kalıcı bir kulüp yaratmadığını gösteren modern futbol örneklerinden biri olarak kaldı.

Sonuç: Anzhi, futbol tarihinin yarım kalmış projesiydi

Bugün Anzhi Makhachkala adı duyulduğunda akla Samuel Eto’o’nun transferi, Roberto Carlos’un sarı forması ve Guus Hiddink’in takımı geliyor.

Ancak bu hikayenin asıl ilginç yanı, bütün bu yıldızların bir araya gelmiş olması değil. Bir kulübün birkaç yıl içinde Avrupa futbolunun en çok konuşulan projelerinden birine dönüşmesi ve sonra aynı hızla gerilemesi.

Anzhi, Rusya’da şampiyon olamadı. Avrupa kupası kazanamadı. Büyük yatırımlarla başlayan hikayesini kalıcı bir futbol hanedanına dönüştüremedi.

Ama futbol tarihine unutulması zor bir ders bıraktı: Bir kulübü kısa sürede dünya çapında ünlü yapabilirsiniz. Onu kalıcı kılmak ise yalnızca yıldız futbolculara ve büyük paralara bağlı değildir!.

Son Haberler

ADANA FUTBOLUNUN GÖLGEDEKİ ÜÇÜNCÜ HİKAYESİ: ADANA 01 FK

Adana futbolu denince sahneye önce iki dev çıkar: Adana Demirspor ve Adanaspor. Peki ya bu iki devin gölgesinde büyüyen,...

Benzer Konular