https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

ANFIELD’DE ZAMANIN DURDUĞU GECE: 26 MAYIS 1989, EPİK ARSENAL ŞAMPİYONLUĞU

Okunması Gerekenler

Anfield’da Zamanın Durduğu An: 1988-89 Sezonu ve İngiltere Futbolunun En Büyük Mucizesi

Futbol tarihi, taktiksel akılların harikalarıyla, rekorlarla ve unutulmaz zaferlerle doludur. Ancak bazı hikayeler vardır ki, kurgulanmış bir sinema filminden çok daha gerçek dışı, çok daha dramatik bir akışa sahiptir.

İngiltere futbolunun gördüğü en ikonik, en kalplere kazınan sezonlardan biri olan 1988-89 sezonu ve o sezonun 26 Mayıs gecesi Anfield’da yaşananlar tam olarak böyle bir masaldır.

Bugün Premier Lig dediğimiz devasa endüstriyel yapının temellerinin atıldığı o dönemde, sahnede Liverpool ve Arsenal var..

Peki ya “Kırmızı Şeytanlar” Manchester United mı? Onlar, son şampiyonluklarını tattıkları 1967’den beri süren 26 yıllık bekleyişlerinin henüz 22. senesindeydiler ve bu büyük sahnenin uzağındaydılar. Hatta alt ligde bile Chelsea ile Manchester City’nin şampiyonluk için inanılmaz bir kavga verdiği, köklerin bugünden çok farklı olduğu bir futbol iklimi hüküm sürüyor diye ekleyelim!.

Devlerin Düellosu ve Kuralın Dayanılmaz Cazibesi

Arsenal, birinci lige yükseldiği 1920 senesinden beri hiç küme düşmemişti ve 1971’e kadar geçen sürede tam 8 şampiyonluk kazanmıştı. Lakin sonrasında bir sessizlik devri başlamıştı; ta ki bu meşhur 1988-89 sezonuna dek. Londra ekibi, 1971’deki zaferden sonra bırakın şampiyonluğu, ikincilik bile göremeden sezonlara havlu atıyor, son düzlükte bir şekilde ipi göğüsleyemiyordu.

Karşılarında ise 80’lerden o yıla dek tam 6 kez şampiyon olmuş, adeta bir futbol makinesi gibi çalışan bir Liverpool vardı. Kenny Dalglish’in öğrencileri; John Barnes, Ian Rush, Peter Beardsley, kalede Bruce Grobbelaar, savunmada Alan Hansen ve Steve Nicol, orta sahanın dinamoları Jan Molby ile Ronnie Whelan… Rakipler için bu kadroya karşı durmak başlı başına bir meydan okumaydı.

26 Mayıs 1989: Anfield’da Gerilim

Ve ligin son haftası, 26 Mayıs… Fikstür öyle bir tesadüf yaratmıştı ki, iki şampiyon adayı sezonun son maçında Anfield’da karşı karşıya geliyordu.

Durum özetle şuydu: Liverpool maçı kazanır, berabere kalır veya tek farkla yenilirse bile şampiyondu. Üstelik maç kendi mabedlerindeydi. Arsenal, 1974’ten beri o statta hiç kazanamamış; sadece 3 beraberlik alabilmiş, 26 gol yiyip sadece 7 gol atabilmişti.

Düz mantıkla Arsenal’in kazanması yetmiyordu; şampiyonluk için en az 2 farklı galibiyete ihtiyacı vardı!. Olası bir 2 farklı Arsenal galibiyetinde her iki takım da 76 puana ulaşıyor ve averajlar 37 oluyordu.

Şimdilerde böyle durumlarda ikili averaja bakılırken, o dönemde genel averaja ve eşitlikte atılan gole bakılıyordu. Liverpool 65 gol atmış, Arsenal ise 71 gole imza atmıştı. Yani Arsenal’in 2 farktan başka şansı yoktu.

Son Saniyenin Mucizesi

Maçın ilk devresi 0-0 bitti. İkinci yarıda Arsenal Alan Smith’in golüyle öne geçti. Dakikalar eriyor, gerilim tavan yapıyordu. Dakika 90, maç bitti bitecek derken…Tarihin akışını değiştiren o an geldi.

Michael Thomas, orta alandan savunmanın arkasına doğru fırladı. Son adamı geçti, top bir ara ikisinin arasında sıkışıp kaldı ama sonunda Thomas’ın önünde kaldı. Kaleci Bruce Grobbelaar acıyı kapamaya, açıyı kapatmaya uğraşsa da Thomas affetmedi: Son maçın, son dakikasının, son saniyesinde bir mucize gerçekleşti: Gooool!

Maç 0-2 bitti. Arsenal, İngiltere futbol tarihinin aynı puan ve aynı averajla biten sezonunda, atılan toplam gol üstünlüğüyle (73’e 65) şampiyonluğa uzandı. 1971’den sonra tam 18 yıl bekleyen Gunners, Anfield çimlerinde gökyüzüne doğru 18 yıllık hasreti, acıyı ve sabrı gömerek adeta bir peri masalını gerçeğe dönüştürdüler.

Futbolun neden güzel olduğunu, neden asla son düdük çalmadan bitmediğini anlatan o gece, aradan yıllar geçse de hafızalardan silinmeyecek bir futbol mitolojisi olarak kalmaya devam ediyor.

Nick Hornby’nin efsanevi Fever Pitch kitabına ve filmlere konu olan bu zaferin arkasında, ekranlara yansımayan öyle detaylar var ki;

Mesela menajer George Graham’ın maç öncesi takıma “İlk yarıyı 0-0 bitirin, panik yapmayın, goller ikinci yarıda gelecek” kehaneti…

Ya da kaderin cilvesi; maçın neden ligin normal takviminde değil de Mayıs’in sonunda, bir Cuma gecesi oynanması.. Normal şartlarda bu dev randevu Nisan ayında oynanacaktı. Ancak 15 Nisan 1989’daki Hillsborough Faciası nedeniyle tüm ülkede futbol durdu. Liverpool’un erteleme maçları sezon sonuna sarktı ve bu durum, tarihin en dramatik “final” senaryosunu doğurdu.

Veya Brian Moore’un televizyon başında milyonları ayağa kaldıran ” “Thomas, charging through the midfield… it’s up for grabs now!” (Thomas orta sahadan yükleniyor… Şimdi her şey açık!) repliği, Premier Lig’in ve bugünkü milyar dolarlık yayıncılık sektörünün temelini atan kıvılcım olması…

Bu maç sadece Arsenal değil, tüm ada futbolu tarihine en dramatik final olarak geçti ki; Günners adına sadece 18 yıllık hasreti bitirmedi; modern İngiliz futbolunun da adeta miladi oldu. Maçın bir Cuma gecesi canlı yayınlanması, son saniye golüyle şampiyonun değişmesi, kulüplerin televizyondan devasa paralar kazanabileceğini kanıtladı. Bugün milyarlarca sterlinlik bir endüstri olan Premier Lig, doğrudan belki de bu maçın yarattığı reyting çılgınlığının üzerine kuruldu.

** 35 senedir o efsanevi 26 Mayıs’ın yankısı hiç dinmedi. Zaman akıp gitse, asırlar devrilse bile bu destan, futbol tarihinin en sarsılmaz başyapıtı olarak kalmaya da devam edecek gibi!.

Son Haberler

DÖNER Mİ BURDAN?

Bugün çok önemli bir gündü. Dünya Fenerbahçe'li Kadınlar Günü. O kara dönemde, 3 Temmuz sonrasında hepimize moral olmuştu kadınlarımız ve çocuklarımız....

Benzer Konular