Amigo kızlar… Özellikle Kuzey Amerika’da neredeyse her spor karşılaşmasının vazgeçilmezi. Ama işin ilginç yanı şu: Amigoluk ilk ortaya çıktığında tamamen erkeklere ait bir roldü. Evet, bugün “ponpon kızlar” olarak bildiğimiz bu kültürün kökeni aslında bambaşka.
Hikaye 19. yüzyılın sonlarına gidiyor. O dönem amigolar, bugünkü gibi dans eden kişiler değil, daha çok “tezahürat liderleri”ydi. 1890’larda Princeton Üniversitesi’nde ilk amigoların erkek olması da tesadüf değil; bu rol oldukça prestijli ve liderlik gerektiren bir pozisyondu.
Hatta 1898’de Minnesota Üniversitesi’nde yaşanan bir olay, amigoluğun dönüm noktası sayılır. Takım zor bir dönemden geçerken Johnny Campbell adlı bir öğrenci megafonu eline alıp kalabalığı coşturuyor. Taraftarı organize ediyor, motivasyonu yükseltiyor… ve takım gerideyken o gazla maçı kazanıyor. İşte o gün, bugün hala süren amigo geleneğinin resmi başlangıcı kabul ediliyor.
Başlangıçta erkek egemen olan bu alan, zamanla değişmeye başlıyor. Üniversitelerde kadın öğrencilerin sayısı arttıkça, az da olsa kadınlar da amigo takımlarına katılıyor. Ama asıl kırılma noktası 1910’lar. I. Dünya Savaşı sırasında erkeklerin cepheye gitmesiyle, toplumun pek çok alanında olduğu gibi burada da kadınlar devreye giriyor. Fabrikalarda çalışmaya başlıyorlar, sosyal hayatta daha görünür oluyorlar… ve amigoluk da bundan nasibini alıyor.
Hatta “We Can Do It” posteri de tam olarak bu zamanlarda kadınların sosyal yaşama katılımını sağlamak için yapıldı.
Tabii bu değişim hemen kabul görmüyor. O dönemde birçok kişi amigoluğu kadınlar için “fazla erkeksi” buluyor. Ama tarih bir kez daha sahneye çıkıyor: II. Dünya Savaşı. Erkeklerin tekrar cepheye gitmesiyle kadınlar bu alandaki yerlerini iyice sağlamlaştırıyor. Ve bu sefer geri dönüş olmuyor!.
Zamanla işin yönü de değişiyor. Seyirciler, amigoların atletik yönünden çok fiziksel görünümlerine odaklanmaya başlıyor. Medyada da benzer bir yaklaşım görülüyor. Okullarda seçmelerde “güzellik” kriteri öne çıkıyor. Hatta bazı liselerde amigo takımlarına sadece kızların alınması gibi uygulamalar bile görülüyor.
1948’de düzenlenen ilk amigo kampına katılan 53 kişiden sadece birinin erkek olması da bu değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini gösteriyor. O günden sonra amigoluk, ağırlıklı olarak kadınların yaptığı bir aktivite haline geliyor.
Kadınların katılımıyla birlikte amigoluk da evriliyor. Dans, jimnastik ve akrobasi gibi unsurlar ekleniyor ve bugünkü dinamik, görsel açıdan zengin haline ulaşıyor. Bugün hala erkek amigolar var ama sayıları oldukça az.
Artık amigoluk sadece ABD’ye özgü bir kültür de değil. Avrupa’da da özellikle öğrenciler arasında prestijli bir aktivite haline gelmiş durumda. Hatta geçmişinde amigoluk olan pek çok ünlü isim var. Siyasetten sanata uzanan geniş bir yelpazede karşımıza çıkıyorlar.
Bunlar arasında ABD’nin eski Başkanı George Bush da var. Bush, Massachusetts Eyaleti’ndeki Andöver Philips Akademisi ile New Hampşire’daki Yale Üniversitesi’nde öğrenci olduğu sırada, erkek amigo takımında yer aldı. Geçmişinde amigoluk yapmış ünlüler arasında; Madonna, Michael Douglas, Jessica Simpson, Halle Berry, Sandra Bullock, Cameron Diaz, Meryl Streep gibi isimler ve daha saymadığımız onlarca celebrity bulunuyor!.
Kısacası amigoluk, sadece bir tezahürat işi değil; toplumsal değişimlerin, cinsiyet rollerinin ve kültürel dönüşümlerin de bir yansıması. Baştan sona oldukça ilginç bir yolculuk, değil mi?
