Futbol dünyasında kulüp istikrarı, modern oyunun çarkları arasında en çok aranan ama en nadir bulunan hazinelerden biridir. Sürekli başarı baskısı, başarısızlıkta faturanın ilk kesildiği yerin teknik direktör olması ve günü kurtarma politikaları, kulüpleri adeta bir “teknik adam öğütücüsü”ne çevirmiştir.
Bugün bir teknik direktörün aynı kulüpte iki-üç yılı devirmesi bile manşetlerden düşmezken, futbol tarihinin tozlu sayfalarında öyle isimler var ki; onlar sadece bir kulübü çalıştırmadı, o kulübün ruhunu, kimliğini ve mimarisini baştan aşağı inşa ettiler.
** Dünya futbolunda istikrarın ve uzun soluklu vizyonun sembolü olmuş, kulüp tarihinde en az teknik direktör değiştiren öne çıkan camialarla sizlerleyiz;
West Bromwich Albion ve Fred Everiss (1902–1948)
Kırılamayan 46 Yıllık Rekor
İngiltere futbol tarihinin en olağanüstü istikrar hikayesi, West Bromwich Albion (WBA) kulübünde yazılmıştır. Kulüpte “sekreter-menajer” (secretary-manager) unvanıyla görev yapan Fred Everiss, WBA’yı aralıksız 46 yıl (1902’den 1948’e kadar) yönetmişti.
Bu süre, İngiltere profesyonel futbol ligi tarihinde bir teknik adamın aynı kulüpte kaldığı en uzun kesintisiz görev süresi rekorudur ve bugüne kadar kırılamamıştır. Everiss, bu devasa süreçte kulübe 1919-20 sezonunda lig şampiyonluğu ve 1931’de FA Cup zaferini kazandırmıştır. 1948 yılında kulübeden ayrılıp yönetim kuruluna geçmesiyle birlikte, WBA ile bağı toplamda yarım asrı aşmıştır.
AJ Auxerre ve Guy Roux (1961–2005)
Amatör Kümeden Zirveye Uzanan Yarım Asır
Fransız futbolunun ve futbol dünyasının en büyük sadakat hikâyelerinden biri AJ Auxerre kulübüne aittir. Guy Roux, Auxerre’in başında aralıklarla geçirdiği dönemlerle birlikte toplamda 40 yılı aşkın (kesintilerle birlikte yaklaşık 44 yıl) teknik direktörlük yapmıştır.
Dönemleri şu şekilde özetlenebilir:
1961 – 2000: Kesintisiz 39 yıl
2001 – 2005: 4 yıl daha
1961 yılında kulüp henüz amatör ligdeyken göreve başlayan Roux, Auxerre’i step step Fransız futbolunun zirvesine taşıyarak unutulmaz bir Ligue 1 şampiyonluğuna imza atmıştır. Bir adamın bir kasaba kulübünü küresel bir futbol markasına nasıl dönüştürebileceğinin en net kanıtıdır.
Manchester United ve Sir Alex Ferguson (1986–2013)
Modern Futbolun Devrimi
İngiltere’de ve küresel futbol endüstrisinde “uzun vadeli planlamanın” en somut ve en büyük örneği şüphesiz Sir Alex Ferguson’dur.
1986 yılının Kasım ayında göreve gelen İskoç menajer, Manchester United’ın başında tam 26 yıl 7 ay kalmıştır. Bu süre zarfında İngiliz futbolunun tüm dinamiklerini kökten değiştirerek kulübe 13 Premier League şampiyonluğu ve 2 UEFA Şampiyonlar Ligi kupası kazandırmıştır.
Ferguson’un 2013 yılındaki emekliliğinden sonra Manchester United’ın yaşadığı kronik çalkantılar ve teknik direktör sirkülasyonu, onun dönemindeki istikrarın ne kadar eşsiz ve kırılgan bir başarı temeli üzerine kurulu olduğunu defalarca kanıtlamıştır.
Arsenal FC ve Arsène Wenger (1996–2018)
Kuzey Londra’da Bir Felsefe Devrimi
İngiltere’de Ferguson’un hakimiyetine uzun soluklu bir meydan okuma sunan bir diğer efsane ise Arsène Wenger’dir.
Kuzey Londra ekibi Arsenal’in başına 1996 yılında sürpriz bir şekilde getirilen Fransız teknik adam, kulüpte tam 22 yıl aralıksız görev yapmıştır. “Yenilmezler” (The Invincibles) unvanıyla 2003-04 sezonunda hiç maç kaybetmeden kazandığı Premier League şampiyonluğu futbol tarihe kazınmıştır.
Wenger sadece kupa kazanmakla kalmamış; Arsenal’in altyapısını, antrenman metodolojilerini ve kulübün estetik futbol kimliğini modern çağa taşımıştı.
Dundee United ve Jim McLean (1971–1993)
İskoçya’nın Sessiz Devrimi
Futbol tarihinin en sıra dışı ve gururlu birlikteliklerinden biri İskoçya’nın Dundee United kulübünde yaşanmıştır.
Kulübün başına 1971 yılında gelen Jim McLean, tam 22 yıl 7 ay boyunca aralıksız olarak takımın teknik direktörlüğünü yapmıştır. Dundee United, kulüp tarihinin en parlak, en korkusuz ve rekabetçi dönemini bu tek adamın vizyonuyla yaşamıştır.
McLean yönetiminde kulüp, 1983’te tarihi İskoçya Ligi şampiyonluğuna ulaşmış, Avrupa Kupası’nda yarı final ve UEFA Kupası’nda final oynayarak dev ülkelere kafa tutmuştur.
İstikrar Bir Lüks mü, Vizyon mu?
Fred Everiss’ten Sir Alex Ferguson’a uzanan bu liste, futbolun endüstriyelleşmeden önceki saf halleriyle modern dönemin devasa bütçeleri arasındaki köprüyü simgeliyor.
Kulüp tarihinde az teknik direktör değiştirmek; sadece kupa sayısını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda yönetimin sabrını, kulüp kültürünün sağlamlığını ve sportif akıl ortaklığını gözler önüne seriyor.
** Faal isimler arasında en bilinenleri, görev sürelerinin uzunluğuna göre, en kıdemliden başlayarak şöyle sıralayabiliriz;
Frank Schmidt (1. FC Heidenheim — Almanya) Görev Süresi: Eylül 2007 – Günümüz (Yaklaşık 19 yıl)
Almanya’nın Heidenheim takımını henüz amatör liglerde çalışmaya başlayan Schmidt; kulübü adım adım bölgesel liglerden Bundesliga’ya taşıdı.
Alman futbol tarihinin tek bir kulüpte en uzun süre görev yapan teknik direktörüdür.
Qurban Qurbanov (Karabağ — Azerbaycan) Görev Süresi: Ağustos 2008 – Günümüz (18 yılı aşkın süre)
Karabağ kulübünü Azerbaycan futbolunun hegemonik gücü haline getiren ve her yıl düzenli olarak Avrupa kupalarında (Şampiyonlar Ligi / Avrupa Ligi) gruplara taşıyan Qurbanov, dünya futbolunda istikrarın en büyük simgelerinden biridir.
Diego Simeone (Atlético de Madrid — İspanya) Görev Süresi: Aralık 2011 – Günümüz (Yaklaşık 15 yıl)
Avrupa’nın 5 büyük ligi içerisinde şu an aynı takımı aralıksız çalıştıran en global teknik direktördür. Real Madrid ve Barcelona hegemonyasına karşı Atlético de Madrid’e La Liga şampiyonlukları kazandırmış, kulübün DNA’sını tamamen değiştirmiştir.
** Tabii ki bu listeye, Avrupa Konferans Liginde, deplasmanda Trabzonspor’u 1-0 mağlup eden SC Freiburg örneğini eklememek büyük bir eksiklik olur!.
1990 yılından günümüze kadar sadece 4 teknik direktörle çalışan bu kulüp, modern futbolda adeta bir istikrar mucizesi. Volker Finke ile 16 yıl, Robin Dutt ile 5 yıl ve Christian Streich ile 12,5 yıl süren muazzam birliktelikler yaşadılar.
Üstelik Streich görevi bıraktığında da dışarıdan bir macera aramak yerine, takımın yıllarca kaptanlığını yapan ve kulübenin mutfağında yetişen yardımcısı Julian Schuster’e kulübeyi emanet ettiler.
