SANTOS’UN ALTIN ÇOCUĞUNDAN CEZAEVİNE: ROBINHO’NUN ÇÖKÜŞÜ
Pelé’nin veliahtı olarak görülen, Avrupa’nın dev kulüplerinde forma giyen ve Brezilya futbolunun en büyük yeteneklerinden biri olarak gösterilen Robinho’nun yükselişi, düşüşü ve cezaevine uzanan hikayesi…
Bir yıldızın doğuşu
Brezilya futbolu, dünya sahnesine sayısız yetenek kazandırdı. Bazıları Pelé gibi ölümsüzleşti, bazıları Ronaldo Nazário ve Ronaldinho gibi futbolun hafızasına kazındı. Bazılarıysa sahip oldukları olağanüstü yeteneğe rağmen kariyerlerinin ilerleyen dönemlerinde farklı nedenlerle beklentilerin uzağında kaldı.
Robinho da maalesef bu hikayelerin en çarpıcılarından birine sahip.
Tam adıyla Robson de Souza, 25 Ocak 1984’te Brezilya’nın São Paulo eyaletindeki São Vicente kentinde dünyaya geldi. Futbola olan yeteneği henüz çocuk yaşlarda fark edildi. Santos altyapısına katıldığında onu izleyenler, sıradan bir genç futbolcuyla karşı karşıya olmadıklarını kısa sürede anlayacaktı.
Robinho’nun top kontrolü, dar alanlardaki hareket kabiliyeti ve rakiplerini şaşırtan çalımları, Brezilya futbolunun geleneksel hücum anlayışını hatırlatıyordu. Özellikle pedalada adı verilen, ayaklarını topun üzerinden art arda geçirerek savunmacıyı yanıltmaya dayanan hareketi, onun imzası hâline geldi.
2002 yılında henüz 18 yaşındayken Santos’un A takımında öne çıktı ve kulübün Brezilya ligi şampiyonluğunda önemli rol oynadı. Santos, uzun yıllardır beklediği lig şampiyonluğuna ulaşırken Robinho, yeni neslin en heyecan verici yıldızlarından biri olarak ülke çapında tanınmaya başladı.
2004’te gelen ikinci lig şampiyonluğu da bu yükselişi pekiştirdi. Artık Avrupa’nın büyük kulüplerinin radarındaydı.
Pelé’nin veliahtı ve Avrupa hayali
Santos denildiğinde Pelé’nin adını anmamak mümkün değildir. Robinho da kulübün efsanesiyle kıyaslanan genç yeteneklerden biri oldu. Hatta dönem dönem Pelé’nin veliahtı olarak anıldı.
Bu tür karşılaştırmalar, Brezilya futbolunda genç bir yetenek için hem büyük bir övgü hem de ağır bir beklenti anlamına geliyordu. Pelé’nin mirasını devralmak elbette kolay değildi. Ancak Robinho’nun tekniği ve oyun tarzı, böylesi benzetmelerin neden yapıldığını açıklıyordu.
** 2005 yılında Real Madrid’e transfer oldu. Dünyanın en büyük kulüplerinden birinde forma giymek, kariyerinin yeni bir aşamasıydı. İspanya’da geçirdiği dönemde iki La Liga şampiyonluğu yaşadı ve Avrupa futbolunun önemli hücum oyuncularından biri hâline geldi.
** 2008’de Manchester City’ye transferi de büyük ses getirdi. İngiliz kulübü, yeni bir yapılanmanın içine girerken Robinho’yu projenin önemli yüzlerinden biri olarak konumlandırmıştı. Brezilyalı yıldız, Premier League’deki ilk sezonunda 14 gol atarak yeteneğini gösterdi.
** Ardından Milan dönemi geldi. İtalya’da da önemli maçlara çıktı ve 2010-11 sezonunda Serie A şampiyonluğu yaşadı.
** Kulüp kariyerinin yanı sıra millî takımda da önemli başarılara imza attı. Brezilya’yla 2007 Copa América’yı kazandı ve turnuvanın gol kralı oldu. Ayrıca 2005 ve 2009 FIFA Konfederasyonlar Kupası şampiyonluklarını yaşadı.
Bütün bunlar, Robinho’nun yalnızca yetenekli bir futbolcu olmadığını, kariyeri boyunca önemli kupalar kazanmış bir yıldız olduğunu gösteriyordu. Ancak futbol kariyerinin parlaklığı, hayatının geri kalanının da aynı şekilde ilerleyeceği anlamına gelmiyordu.
Beklentilerin gerisinde kalan kariyer
Robinho’nun kariyeri, Avrupa’nın en büyük liglerinde forma giymesine rağmen istikrarlı bir zirveye ulaşamadı.
Real Madrid’de geçirdiği yılların ardından Manchester City’de beklenen uzun vadeli etkiyi yaratamadı. Milan’da şampiyonluk yaşasa da dünya futbolunun en üst seviyesindeki kalıcı konumunu güçlendiremedi.
Bu dönemde Neymar ve başka genç Brezilyalı yıldızlar sahneye çıkmaya başladı. Robinho ise artık Brezilya futbolunun geleceği olarak gösterilen genç oyuncu değil, kariyerinin ikinci yarısını yaşayan deneyimli bir futbolcuydu.
Santos’a dönüşleri, Atlético Mineiro, Çin’de Guangzhou Evergrande ve Türkiye’de İstanbul Başakşehir formasıyla geçirdiği dönemler, kariyerinin farklı durakları oldu. Başakşehir’de 2019-20 sezonunda Süper Lig şampiyonluğu da yaşadı.
Dolayısıyla Robinho’nun futbol hikayesi, yalnızca başarısızlıklardan oluşmuyordu. Fakat yıllar sonra adının dünya basınında yeniden gündeme gelmesine neden olan şey, futbol sahalarındaki performansı olmayacaktı.
Milano’da yaşanan olay
Robinho’nun hayatındaki en büyük kırılma, 2013 yılında İtalya’da yaşanan cinsel saldırı vakasıyla bağlantılıydı.
O dönemde Milan forması giyen Brezilyalı futbolcu, Milano’daki bir gece kulübünde Arnavut bir kadına yönelik toplu cinsel saldırıya katılmakla suçlandı. İtalyan yargısında yıllar süren süreç sonunda Robinho ve arkadaşı Ricardo Falco, 2013’teki olay nedeniyle dokuzar yıl hapis cezasına mahkum edildi.
Karar, 2022 yılında kesinleşti.
Robinho suçlamaları reddetti; ancak yargı süreci sonunda mahkumiyet kararı yürürlükte kaldı. İtalya’nın Robinho’nun iadesini istemesi de gündeme geldi. Brezilya Anayasası’nın kendi vatandaşlarının iadesine ilişkin sınırlamaları nedeniyle cezanın Brezilya’da infaz edilmesi seçeneği değerlendirildi.
2024 yılında Brezilya Yüksek Adalet Mahkemesi, İtalya’daki kararın Brezilya’da uygulanmasını kabul etti. Robinho, aynı yılın mart ayında tutuklanarak dokuz yıllık hapis cezasını çekmeye başladı.
Böylece bir dönem Avrupa’nın en önemli kulüplerinde forma giyen futbolcu için hayatın yeni bir dönemi başladı.
Cezaevinde geçen günler
Robinho’nun cezaevine girmesi, Brezilya’da ve uluslararası futbol kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Çünkü burada söz konusu olan, yalnızca kariyerinin sonuna gelmiş bir futbolcu değildi. Santos’ta Pelé’nin veliahtı olarak görülen, Real Madrid ve Milan gibi kulüplerde oynamış bir yıldızdan bahsediliyordu.
2026 yılı itibarıyla Robinho, Brezilya’nın São Paulo eyaletindeki Limeira’da bulunan bir ceza infaz merkezinde cezasını çekiyor.
Robinho’nun hikayesi bize ne anlatıyor?
Robinho’nun hikayesini yalnızca yeteneğini değerlendiremeyen bir futbolcunun düşüşü olarak anlatmak eksik kalır.
Çünkü onun kariyerinde sakatlıklar, yanlış transferler veya sportif istikrarsızlıkların ötesinde, kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti bulunuyor. Futbol sahalarında kazanılan kupalar, bir insanın ceza sorumluluğundan bağımsızdır.
Bir dönem Santos tribünlerini ayağa kaldıran çalımları, Real Madrid formasıyla yaşadığı şampiyonluklar ve Brezilya millî takımıyla kazandığı kupalar, Robinho’nun futbolcu olarak bıraktığı mirasın parçalarıdır. Ancak bu başarıları, mahkumiyetine konu olan eylem gölgeler mi, maalesef evet!
** Robinho’nun hikayesi bize bir kez daha hatırlatıyor ki: Sahadaki başarı, insanın hayatının tamamını tanımlamaz. Bir futbolcunun yeteneği ne kadar büyük olursa olsun, hukuki ve ahlaki sorumlulukları ortadan kalkmaz.
Santos’un altın çocuğu olarak başlayan hikaye, bugün dokuz yıllık bir hapis cezasıyla anılıyor. Ve geriye yalnızca futbolseverlerin hafızasında kalan çalımlar değil, şöhretin ve sportif başarının bir insanı sonuçlarından korumaya yetmediğini gösteren ağır bir gerçek kalıyor.
