NBA’in Tek Kanada Temsilcisi Toronto Raptors Bu Sezon Ne Yapabilir?
Gelin, kısa bir sezon önü analiziyle gelenleri, gidenleri, kadro kalitesini ve Doğu Konferansı’ndaki rakiplerini masaya yatıralım.
Geçtiğimiz sezonu beklentilerin üzerinde bir performansla tamamlayan Toronto Raptors, bu yaz oldukça iddialı bir hamle yaptı: 2019’daki şampiyonluğun mimarlarından Kawhi Leonard’ı, yedi yıl sonra yeniden takıma getirdi. Ancak bu transfer, yalnızca eski bir yıldızın dönüşü değil; Toronto’nun yeniden rekabetçi bir takım olma hedefini ne kadar ciddiye aldığının da göstergesi.
Üstelik Raptors, Leonard karşılığında Brandon Ingram ve Gradey Dick’i Los Angeles Clippers’a gönderdi. Takasın bedeline iki gelecekteki ilk tur draft hakkı, bir draft hakkı takası ve iki ikinci tur hakkı da eklendi. Dolayısıyla Toronto, kısa vadeli rekabet gücünü artırmak adına gelecekteki önemli varlıklarından da vazgeçmiş oldu.
** Peki, bu hamle Raptors’ı gerçekten bir üst seviyeye taşıyabilecek mi?
Savunma var, peki ya hücum?
Koç Darko Rajaković yönetimindeki Toronto, geçtiğimiz sezonun en dikkat çekici savunma takımlarından biriydi. Bunun yanında hızlı hücumlarda da oldukça etkili bir görüntü çizdiler. Raptors, maç başına 18,9 hızlı hücum sayısıyla ligi lider tamamlarken rakiplerine karşı bu alanda maç başına 6,4 sayılık bir üstünlük kurdu.
Ancak sorun, oyunun yarı sahaya yerleştiği anlarda başlıyordu. Geçiş hücumları dışında hücum organizasyonu zaman zaman tıkanıyor, takımın kendi şutunu yaratabilecek oyunculara duyduğu ihtiyaç belirginleşiyordu.
İşte Kawhi Leonard transferinin en önemli gerekçesi de tam olarak bu!
Leonard, eski prime dönemindeki fiziksel güç ve atletizm seviyesinde olmayabilir. Ancak hala bire bir savunmada etkili, kritik anlarda kendi şutunu yaratabilen ve yerleşmiş savunmaları orta mesafe şutlarıyla cezalandırabilen bir oyuncu. Toronto’nun geçtiğimiz sezon en çok ihtiyaç duyduğu hücum özelliklerinden bazılarını tek başına karşılayabilecek kapasitede.
Elbette burada önemli bir ayrıntı var: Leonard’ın varlığı hücumdaki bütün sorunları otomatik olarak çözmeyecek. Fakat takımın hücumda sıkıştığı anlarda başvurabileceği daha güvenilir bir seçeneğe sahip olması bile önemli bir kazanım.
Yeni gelenler, gidenler ve değişen dengeler
Leonard dışında Toronto’nun yaz dönemindeki eklemeleri Kyle Anderson, Jaden Bradley ve Allen Graves oldu. Bu isimler, ilk beşi doğrudan değiştirmekten çok rotasyonun farklı ihtiyaçlarını karşılamak üzere kadroya katıldı.
Anderson, oyun görüşü ve savunmadaki çok yönlülüğüyle ikinci beşe katkı sağlayabilir. Bradley, guard rotasyonunda gelişim odaklı bir seçenek. Graves ise uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendirilmeli.
** Öte yandan Leonard takasıyla kaybedilen oyuncuların görevleri de önemli.
Gradey Dick, kadronun en belirgin dış şut tehditlerinden biriydi. Onun ayrılığı, zaten geliştirilmesi gereken şut istikrarı açısından soru işareti yaratıyor. Brandon Ingram da geçtiğimiz sezon takımın önemli skor kaynaklarından biriydi ama Kawhi hamlesi ile upgrade ettiler.
Scottie Barnes hala bu takımın merkezinde
Leonard’ın gelişiyle birlikte takımın en önemli oyuncusunun değiştiğini düşünmek hata olur. Scottie Barnes, Raptors’ın hem bugünü hem de geleceği açısından temel isim olmaya devam ediyor.
Fiziksel gücü, pas yeteneği, ribaund katkısı ve savunmadaki esnekliği sayesinde Barnes, birçok farklı rolde kullanılabiliyor. Gerektiğinde topu getiriyor, hücumu organize ediyor, potaya yöneliyor ve savunmada birden fazla pozisyonu karşılayabiliyor.
Geçtiğimiz sezon rakip savunmaların önemli bir bölümü Toronto’nun hücumunu durdurmak için Barnes’ın kararlarını ve pas kanallarını sınırlamaya çalışıyordu. Rakipler artık yalnızca Barnes’a odaklanarak Toronto’nun hücumunu kontrol altında tutamayabilir!.
Üstelik Leonard’ın bire bir hücumlarda sorumluluk alabilmesi, Barnes’ın her pozisyonda çözüm üretmek zorunda kalmasını da önleyebilir.
Bir diğer önemli isim Collin Murray-Boyles. Genç oyuncunun savunmadaki enerjisi, fiziksel oyunu ve hücumda farklı şekillerde katkı sunabilmesi, onu takımın önemli parçalarından biri haline getiriyor. Gelişimini sürdürmesi durumunda Toronto’nun savunma kimliğini korumasında ve hücum çeşitliliğini artırmasında ciddi rol oynayabilir.
Barnes birinci, Leonard ikinci, Murray-Boyles ise gelişimine bağlı olarak üçüncü önemli yapı taşı olabilir. Ancak bu sıralama sabit değil; Murray-Boyles’ın hücumdaki gelişimi ve Leonard’ın forma sürekliliği dengeleri değiştirebilir tabii ki!
Quickley ve Barrett: Ana rotasyonun belirleyici parçaları
Immanuel Quickley, bu takımın hücum organizasyonundaki en kritik isimlerden biri. Perde oyunlarını yönetmesi, dış şut tehdidi ve top yönlendirme becerisi sayesinde Barnes ile Leonard’ın üzerindeki yükü azaltabilir.
Fakat burada ciddi bir soru işareti var: sağlık.
Quickley’nin geçtiğimiz sezon yaşadığı sakatlıklar, Toronto’nun oyun kurucu pozisyonundaki güvenilirliğini zaman zaman azalttı. Sağlıklı bir sezon geçirmesi, yalnızca kendi performansı açısından değil, takımın hücum düzeninin sürekliliği bakımından da büyük önem taşıyor.
RJ Barrett ise ana rotasyonun bir diğer önemli parçası. Potaya gidebilmesi, geçiş hücumlarındaki etkinliği ve skor üretimiyle Raptors’a katkı sağlıyor. Ancak Barrett’ın verimliliği, özellikle dış şut istikrarı ve topsuz oyundaki rolü üzerinden değerlendirilmeli. Leonard ve Barnes’ın yanında ne kadar etkili bir tamamlayıcı olabileceği, takımın hücum tavanını belirleyen unsurlardan biri olacak.
Asıl problem: İlk beşten sonra ne oluyor?
Bizce Toronto’nun sezon öncesindeki en büyük soru işareti, ilk beşinin kalitesinden çok rotasyonun geri kalanı.
Barnes, Leonard, Quickley, Barrett ve Jakob Poeltl’den oluşabilecek bir ilk beşin önemli avantajları var. Collin Murray-Boyles da bu çekirdeğe eklendiğinde savunma tarafında farklı kombinasyonlar oluşturmak mümkün.
Ancak yedinci oyuncu ve sonrasına baktığımızda aynı güveni hissetmek zorlaşıyor.
Kyle Anderson tecrübesiyle katkı verebilir ama tek başına hücumdaki şut eksikliğini çözemez. Genç oyuncuların gelişimi önemli olsa da onlardan sezonun başından itibaren istikrarlı katkı beklemek riskli.
Olası bir veya iki önemli sakatlık, takımın hücum düzenini, savunma eşleşmelerini ve yedeklerden gelen üretimini aynı anda etkiler!.
Dolayısıyla koç Rajaković’nin elindeki oyuncuları doğru eşleştirmesi, yalnızca ilk beşi belirlemekten çok daha önemli olacak.
Doğu Konferansı’nda Raptors’ı ne bekliyor?
Toronto’nun geçtiğimiz sezonu 46 galibiyet ve 36 mağlubiyetle Doğu Konferansı’nın beşinci sırasında tamamlaması, takımın zaten belirli bir rekabet seviyesine ulaştığını gösteriyor. Ancak ilk turda Cleveland Cavaliers’a elenmeleri, normal sezon başarısının playoff seviyesinde sürdürülebilir bir hücum üretmek için tek başına yeterli olmadığını da ortaya koydu.
Yeni sezonda Boston Celtics, Cleveland Cavaliers, New York Knicks, Orlando Magic ve Milwaukee Bucks gibi takımların oluşturduğu rekabet ortamında Toronto’nun işi kolay olmayacak.
Raptors’ın avantajı, geçtiğimiz sezondan gelen savunma kimliğini büyük ölçüde korurken Leonard gibi kritik anlarda sorumluluk alabilecek bir oyuncuyu kadrosuna eklemesi.
Dezavantajı ise rotasyonun derinliği ve dış şut konusunda hala cevaplanması gereken soruların bulunması.
Toronto’nun playoff yarışında yer alması makul bir beklenti. Ancak normal sezonda konferansın tepesine yerleşmesi ve play-off’larda NBA finaline ulaşması hayal gibi..
** Bizce sezonun kaderini üç temel unsur belirleyecek:
Sağlık: Özellikle Leonard ve Quickley’nin playoff dönemine mümkün olduğunca sağlıklı ulaşması.
Barnes’ın gelişimi: Skor üretimiyle oyun kuruculuğu arasındaki dengeyi koruması ve Leonard’la uyum sağlaması.
Rotasyonun tamamlanması: Dış şut, ribaund ve yarı saha hücumundaki eksiklerin takım içinden veya sezon içindeki hamlelerle giderilmesi.
Sonuç olarak Toronto’nun tavanı yükseldi. Ancak Leonard’ın gelişi tek başına şampiyonluk seviyesinde bir takım yaratmaya yetmez. Raptors’ın gerçek sınavı, normal sezonda maç kazanmanın ötesine geçip playoff serilerinde de sürdürülebilir hücum üretebilmek olacak.
Kısacası: Toronto, Doğu’da ciddiye alınması gereken bir takım olabilir. Ama bu kadronun ne kadar ileri gideceğini yıldızlarının kalitesi kadar, onların arkasındaki rotasyonun ne kadar dayanıklı olduğu belirleyecek.
