https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MONTREAL’DE GÖKKUŞAĞI AVI: McNULTY 33 SENELİK DÖNGÜYÜ KIRABİLECEK Mİ?

Okunması Gerekenler

Montreal’de Gökkuşağı Avı: 48 Saat Kala Tarihin Eşiğinde Bir Şehir

Yaklaşık 48 saat sonra Dünya Yol Bisikleti Şampiyonası var ve hayatımın neredeyse çeyrek asrının geçtiği Montreal’deyiz. Bu asfaltın, bu parke taşlarının, bu coğrafyanın her bir metrekaresine sinmiş bisiklet kültürünü solurken, şehrin üzerindeki o büyük heyecanı şimdiden hissedebiliyorum.

Yarışın parkuru, klasikçiler ile tırmanışçılar arasında kusursuz bir denge gerektiriyor. Efsanevi Voie Camillien-Houde tırmanışları ve ardı ardına dönülen o sert Montreal devreleri, bu Pazar günü kimin hayatta kalacağını, kimin ise o efsanevi gökkuşağı mayoyu (rainbow jersey) sırtına geçireceğini belirleyecek!.

O halde start çizgisine 48 saat kala, otoritelerin ve kalbimizin favorilerine yakından bakalım.

Olağan Şüpheliler: Favoriler ve Taktik Savaşları

Her büyük şampiyonanın olduğu gibi bu yarışın da unvan favorileri var:

Remco Evenepoel: Kanada’daki formunu GP Cycliste de Montréal’i kazanarak adeta mühürleyen Belçikalı yıldız, hem zamana karşı hem de bu sert tırmanışlı parkurda altın madalyanın en güçlü adaylarının başında geliyor.

Mathieu van der Poel & Wout Van Aert: Cyclocross’un amansız ikilisi, Montreal’de yine en çok merak edilen isimler. Van Aert’in patlayıcı gücü ve çok yönlülüğü, Van der Poel’ün ise klasiklerdeki o acımasız bitirici karakteri onları her senaryoda tehlikeli kılıyor. Üstelik Belçika kadrosunda Evenepoel ile Van Aert’in aynı bayrak altında buluşması, rakip takımlar için boyutu şimdiden korkutucu bir taktiksel koz.

Tırmanışçılar ve Yeni Dalga: Sezon içindeki tırmanışıyla dikkat çeken genç Meksikalı Isaac del Toro, Kuzey Amerika coğrafyasında düzenlenen bu şampiyonanın en büyük gizli silahlarından biri. Montreal’deki test yarışlarındaki üstünlüğü beklentileri iyice tırmandırdı. Onun hemen ardında ise patlayıcı gücüyle genç Fransız yetenek Paul Seixas podyum için parlıyor.

Olağan Şüphelilerin Ötesinde: Sürpriz Adaylar ve Büyük Hasret

Ancak bugün köşeye yaslanıp sadece herkesce hem fikir olunan bu listeyi konuşacak değiliz. Ben asıl, podyumun rengini değiştirebilecek o gizli kahramanlara bakmak istiyorum (tutar tutmaz bilinmez).

Brandon McNulty ve 33 Yıllık Kabus

İşte asıl hikaye burada başlıyor. Amerikan takımı içinde Brandon McNulty öyle bir form grafiği yakaladı ki… Malum, Lance Armstrong’un doping skandalları ve silinen unvanları yüzünden, Amerika’nın Greg LeMond sonrası erkeklerde Dünya Şampiyonluğu hasreti tam 33 yıldır süregeliyor!.

McNulty, özellikle Mont-Royal tırmanışlarına önde girebilirse ve o muazzam tempocu kimliğiyle yarışın erken aşamalarında kontrolü ele alıp cesur bir hamle yaparsa; gökkuşağı mayoyu ülkesine getirmesi bence kimse için sürpriz olmamalı.

Tabii ki beni bu cesur tahminde bulunmaya iten asıl güç, o büyük detay (herkese dev bir fırsat bulutu): Pelotonun en aşılmaz iki duvarı; son 2 senenin kazananı Tadej Pogacar ve uzun, yüksek dağ tırmanışlarındaki devasa dayanıklılığı (aerobik kapasitesi) ile Jonas Vingegaard bu kez start çizgisinde yok!.

Montreal olmasa da (ya da çok formda olmasa) bu kadar keskin bir yorumda bulunmazdım, ama Montreal devresi (Mount Royal çevresi), tek bir devasa dağ tırmanışından ibaret değil. Tersine kısa ama sert tırmanışların (Voie Camillien-Houde, Côte de la Polytechnique, Pagnuelo) tur boyunca tekrarlandığı, 4.000 metreden fazla toplam tırmanış içeren son derece yıpratıcı bir rota!

Ayrıca olağanüstü bir zamana karşıcı ve uzun menzilli tempocu. Ve kendi doğduğu kitada yarı ev sahibi statüsünde…

Yine 2025’te Montreal’deki test yarışlarından sayılabilecek Grand Prix Cycliste de Montréal’i kazanarak bu coğrafyaya ne kadar uyumlu olduğunu zaten göstermesi de bence dikkat denebilecek bir veri.

Burası aynı gün başlayıp biten bir yarış, yani Büyük Turlar gibi 3 hafta süren bir maraton değil. Mesela Mc Nutty sanmıyorum ki x birgün 3 Turdan birini kazanabilsin, ama burası onun gibi cesur, vahşi doğasına uygun pedallar için de çok uygun.

Fazla uzatmadan; pazar günü nasıl bir taktik savaş göreceğiz hep birlikte izleyeceğiz. Ancak yarış, arkadaki o temkinli bekleyişten çıkıp son 30-35 kilometrede patlayan erken bir kaçışa sahne olursa, bu adamın kazanmaması için gerçekten hiçbir neden yok!”

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

SOĞUK SAVAŞIN HAYALETLERİ, SESSİZ FİNALLER: CARL ZEİSS JENA’NIN SAKLI TARİHİ

Duvarın 9 Kasım 1989'da yıkılmasıyla Batı ile birleşen Doğu Almanlar; DDR-Oberliga'da ilk ve son şampiyonluğu yaşayan Hansa Rostock, 1974'te Avrupa Kupa...

Benzer Konular