Tam 46 sene geçmiş o günden bugüne; Luzhniki’nin gri gökleri altında kurulan o devasa olimpiyat köyü, aradan geçen onca yıla rağmen spor tarihinin en sessiz ve en derin çığlığı olarak kalmaya devam ediyor.
Siyasetin boykot ettiği o jenerasyon podyumda yerini alamasa da, 1980’in bıraktığı o eksik miras; sporun sadece madalyalardan ibaret olmadığını, bazen sahnede olmayanların bile oradaki en gür ses olabileceğini bize bugün bile fısıldıyor.
Siyasetin Meşaleyi Söndürdüğü Yıl: Moskova 1980
Olimpiyat ruhu her zaman barışın, dostluğun ve ulusların sınırları aşarak bir araya gelmesinin en büyük simgesi olarak pazarlanır. Ancak modern tarihin hiçbir döneminde, bu masum ideal 1980 yazındaki kadar sert bir şekilde siyasetin demir yumruğuyla ezilmemiştir. Moskova’da kapılarını açan Yaz Olimpiyatları, sahadaki mücadelelerden ziyade, stadyumların dışındaki büyük güç savaşlarıyla ve podyumlarda açılan devasa boşluklarla tarihe kazındı.
Boykotun Gerekçesi: Tankların Gölgesinde Kalan Oyunlar
1980 Moskova Olimpiyatları’nı boykot dalgasının fitilini ateşleyen olay, sporun çok ötesinde, jeopolitik bir krizdi. 1979 yılının Aralık ayında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi, Soğuk Savaş’ın sıcak çatışmaya dönüştüğü dönüm noktalarından biri oldu.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter, SSCB’ye karşı net bir ültimatum yayınladı: Sovyet birlikleri Afganistan’dan derhal çekilmezse, ABD ve müttefikleri Moskova Olimpiyatları’nı boykot edecekti. Moskova geri adım atmadı, tanklar sokaklarda kalmaya devam etti. Ve böylece, olimpiyat tarihinin en büyük siyasi protestolarından birinin düğmesine basıldı. Carter yönetimi, sadece kendi sporcularını tutmakla kalmadı; müttefiki olan Batı dünyasını da bu boykotun arkasında birleşmeye zorladı.
Boykot Eden Ülkeler: Batı Dünyasının Büyük Firesi
Washington’ın çağrısıyla birlikte dünya spor haritası ikiye bölündü. Kimi ülkeler gönüllü olarak bu siyasi duruşun arkasında dururken, kimi ülkelerin olimpiyat komiteleri ve sporcuları hükümet baskısıyla adeta kariyerlerinin en büyük hayalinden mahrum bırakıldı.
1980 Moskova Olimpiyatları’nı boykot eden veya katılmayan 60’tan fazla ülke vardı. Bu ülkelerin en önde gelenleri ve boykotun ağırlığını sırtlayanlar şunlardı:
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) – Boykotun mimarı ve lideri
Batı Almanya (FRG) – Avrupa’nın en güçlü spor ekollerinden biri olarak ABD’nin yanında yer aldı
Kanada
Japonya
Çin Halk Cumhuriyeti – SSCB ile olan siyasi ayrılıkları ve dış politika çizgisi nedeniyle Moskova’ya sporcu göndermedi
Arjantin
İran – Hem ABD’ye hem de Sovyet dış politikasına tepki olarak katılımı reddetti
Kenya ve Liberya gibi Afrika ülkeleri – Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin apartheid rejimindeki Güney Afrika’ya tavrını protesto eden ve ABD çağrısına uyan ülkeler
Avrupa’nın önde gelen bazı ülkeleri (Büyük Britanya, Fransa, İtalya gibi) resmi olarak devlet düzeyinde boykot kararı almasa da, ulusal olimpiyat komitelerinin serbest bırakılması nedeniyle birçok sporcusu (özellikle bireysel branşlarda) Moskova’ya gitmedi. Katılan bazı Batılı ülkelerin sporcuları ise kendi ulusal bayrakları yerine Olimpiyat Bayrağı altında yarışmayı seçti.
Kapanış
Stadyumlar dolmuş, rekorlar kırılmış ve madalyalar sahiplerini bulmuştu; ancak o yaz Moskova’da yarışanlar, kazandıkları zaferlerin üzerinde her zaman “eksik katılım” gölgesinin dolaştığını biliyorlardı.
1980 Moskova’sı, sporcuların elinden alınmış hayallerin, siyasi çıkarların uğruna feda edilmiş emeklerin ve 4 yıl sonra (1984 Los Angeles’ta) Doğu Bloğu tarafından verilecek o kaçınılmaz rövanşın habercisi oldu!.
