Dünyanın bazı köşelerinde futbol sahaları, ebedi sessizliğin hakim olduğu mezarlıkların hemen sınırına kurulmuştur. Topun sık sık mezarlık duvarının aşıp kaybolduğu, mahalle maçlarının taç atışlarıyla mezar taşlarının gölgesinde oynandığı bu sahalar, kentsel alan darlığının en çarpıcı örneklerindendir.
Atmosfer: Bir yanda hayatın en coşkulu, en sesli ritüeli (gol sevinci), hemen arkasında ise mutlak bir sükunet. Bu tezat, futbolun insani duyguları ne kadar ham yaşattığının bir aynasıdır. Oyuncuların dışarı giden topu ararken bir mezar taşının yanından sessizce geçmesi, modern futbolun steril dünyasında asla bulamayacağınız, neredeyse hüzünlü ama bir o kadar samimi bir felsefe barındırır.
İngiltere’nin köhne alt lig sahalarından Latin Amerika’nın sokak aralarındaki potrerolarına kadar dünyanın dört bir yanında bunun izlerine rastlamak mümkün; ancak Sırbistan’daki FC Voždovac’ın stadı, bu tuhaf komşuluğun belki de en bilinen ve çarpıcı simgesidir.”
AVM’nin Çatısında Kurulan Modern “Mezarlık Komşusu”
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da yer alan FC Voždovac’ın stadı, modern futbol endüstrisinin en çılgın mühendislik projelerinden biridir.
Stadın zemini, sokak seviyesinden tam 24 metre yukarıda, bir alışveriş merkezinin çatısına kurulmuştur (resmi açılış maçı 31 Ağustos 2013) kapılarını açmıştır.
Ancak bu modern çatı stadyumunun etrafındaki coğrafya, Belgrad’ın en eski ve köklü mezarlık dokularından biri olan Kumodraško groblje (Kumodraž Mezarlığı) ile iç içedir.
Tam 5.174 kişi kapasiteli bu modern stadyum, sadece bir alışveriş merkezinin çatısına kurulmuş mühendislik harikası olmasıyla değil, etrafını saran o sıra dışı ve hüzünlü komşuluğuyla da benzersizdir.
Duvarın Ötesindeki Sükunet
Futbolun en gürültülü, en tutkulu ritüellerinden biri olan tribün sesleri, bu stadyumda Belgrad’ın en eski ve köklü mezarlık dokularından birinin hemen kıyısında yankılanır. Bir tarafta modern futbolun rekabeti, çatıdaki spot ışıkları ve gol sevinçleri; hemen birkaç metre ötede ise ebedi bir sükunetin hakim olduğu mermer taşlar ve mezar yolları bulunur.
Bu benzersiz konum, maç günlerinde futbolculara ve taraftarlara tuhaf bir varoluşsal tezat yaşatır. Tribünlerden gelen tezahüratlar, şehrin kalabalığı ve oyunun o dinamik akışı, mezarlığın duvarlarına çarparak sessizliğe karışır.
Hayatın tüm hızıyla aktığı yeşil saha ile zamanın durduğu o ebedi istirahatgah, modern şehir planlamasının sıkıştırdığı daracık bir coğrafyada kelimenin tam anlamıyla omuz omuza durur.
Voždovac Stadyumu; modern dünyanın ve tüketim kültürünün (bir AVM çatısının) tam ortasında bile, futbolun köklerindeki o ham ve dokunaklı hayat gerçekliğinin mezarlık duvarlarıyla nasıl komşuluk yapabileceğinin en çarpıcı kanıtıdır.
Asansörle Sahaya Çıkan Takımlar
Normal stadyumların aksine bu sahaya otobüsle doğrudan girilmez. Takım otobüsleri AVM’nin otoparkına girer, futbolcular ve hakemler alışveriş merkezi müşterileriyle aynı asansörü kullanarak veya otopark rampalarından geçerek soyunma odasına ulaşır.
Alışveriş yapan insanlar alt katta poşetlerini taşırken, üst katta UEFA standartlarındaki bir lig maçında tezahüratlar yankılanır.
Çatıdan Düşen Toplar ve Kent Sıkışıklığı
Stadın etrafındaki yüksek güvenlikli ve modern cam bariyerlere rağmen, Belgrad’ın o dağlık ve sıkışık mahalle dokusunda yer alan bu yapı, şehrin dikeyleşme krizinin futbolla imtihanıdır.
Bir yanda modern tüketim çılgınlığının simgesi olan bir AVM, diğer yanda şehrin ebedi sessizliğini barındıran mezarlıklar; tam ortasında ise inatla top koşturan mahalle takımı yer alır!.
