Futbol tarihini yazanlar rekabeti ‘iki düşman kardeş’ veya ‘şehir derbisi’ olarak anlatır; ya aynı masadan beslenen ama sahada birbirine kılıç kuşanmış dört devden bahsediyorsanız?
Aynı patronun parasıyla beslenen, aynı merkezin bütçesiyle ayakta duran ama tribünleri birbirine düşman eden dört kulüp… Suudi Arabistan futbolu, modern dünyanın gördüğü en büyük ‘kontrollü kaos’ senaryosunu oynuyor diyebiliriz!.
Kâğıt üstünde ezeli rakipler, transferde birbirinin boğazını sıkan 4 dev, kasaya bakıldığında ise tek bir elden yönetilen akıl almaz bir Monopoly tahtası…
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), ülkedeki sporun ve futbol liginin (Saudi Pro League) küresel düzeyde cazibe merkezi haline gelmesi amacıyla Haziran 2023’te hayata geçirilen Spor Kulüpleri Yatırım ve Özelleştirme Projesi kapsamında bu dört dev kulübün kontrolünü ele almıştı.
%75 Hissedar Oranı: PIF, söz konusu proje çerçevesinde Al-Hilal, Al-Nassr, Al-Ittihad ve Al-Ahli kulüplerinin her birinin %75’lik çoğunluk hissesine doğrudan sahip olmuştur.
Kalan Hisseler: Kulüplerin geri kalan %25’lik kısımları ise kar amacı gütmeyen vakıflara (Non-Profit Foundations) devredilmiştir.
Dışarıdan bakıldığında tamamen mantıksız ve futbolun rekabet ruhuna aykırı duruyor. Zaten futbol dünyasında bu durum “en büyük çıkmazlardan biri” olarak tartışılıyor.
Bu konunun arkasındaki mantığı ve yaşanan çelişkileri birkaç başlıkta özetlemek gerekirse:
“Kim Kazansın İstiyorlar?” Sorusunun Cevabı
Merkezi yönetim açısından bakıldığında, buradaki amaç bir kulübün diğerine üstünlük kurmasından ziyade ligin küresel marka değerini artırmak.
Devletin Önceliği (Ülke Reklamı): Onlar için mahalli rekabetten ziyade, ligin dünyada konuşulması, Cristiano Ronaldo, Neymar veya Karim Benzema gibi yıldızların o ülkede top koşturması önemli.
Neden Bu Kadar Saçma Duruyor?
Çıkar Çatışması (Conflict of Interest): Normal şartlarda UEFA kurallarına göre aynı kişinin veya şirketin sahip olduğu iki kulüp aynı turnuvada (örneğin Şampiyonlar Ligi’nde) bile yarışamaz!.
Aynı ligde dört ezeli rakibin sahibi aynı devlet fonu olunca, maçların “şaibeli” veya “danışıklı dövüş” olma ihtimali dışarıdan hep şüphe çeker.
Rekabetin Doğasına Aykırı: Futbolu güzel kılan şey, fakir ama gururlu bir Anadolu kulübünün ya da imkânı kısıtlı bir ekibin devleri yenmesi sürprizidir. Parayı veren tek elin “Herkesin bütçesini ben dengeliyorum” dediği bir ligde organik bir rekabetten bahsetmek çok zordur.
Özetle; mantıklı mı? Futbol kültürü açısından kesinlikle saçma ve absürt. Ama proje sahibi akıl için bu bir spor ligi değil, devasa bir “ülke tanıtımı ve pazarlama operasyonu” olduğu için mantık sırasını ticari ve siyasi çıkarlar belirliyor.
Dörtlü Dışında Şampiyon Olan Takımlar Kimler?
Ligin tarihi boyunca hegemonyayı kuran bu dörtlü haricinde nadir de olsa zirveye çıkmış köklü kulüpler var;
Al-Shabab: 6 şampiyonluğu ile “beşinci büyük” olarak kabul edilir. Genellikle bu dörtlüyü en çok zorlayan ve araya giren takımdır.
Al-Ettifaq: 2 şampiyonluğu bulunmaktadır.
Al-Fateh ve Al-Wehda: Tarihte sürpriz yapıp birer kez şampiyonluk sevinci yaşamış diğer kulüplerdir. (Örneğin Al-Fateh 2012-2013 sezonunda büyük bir peri masalına imza atarak kupayı kaldırmıştı)
Artık Şampiyon Olabilirler mi? (Yeni Düzen)
Haziran 2023’te devreye sokulan özelleştirme ve fon yapılanmasıyla birlikte ligin dengesi tamamen bu dört kulüp (PIF’in kontrolündekiler) lehine sabitlendi.
Devlet fonu; Cristiano Ronaldo, Neymar, Karim Benzema, Riyad Mahrez gibi dünyayı sallayan yıldızları doğrudan bu 4 kulübe dağıttı.
Diğer kulüpler veya Al-Shabab gibi takımlar bu devasa bütçe, sponsorluk ve yıldız havuzuyla rekabet edemez duruma geldi.
Özetle; kağıt üstünde ligde başka takımlar var ve tarihte şampiyonluklar da kazandılar, ancak günümüzdeki finansal yapıda PIF’in kontrolündeki bu 4 kulüp dışından birinin şampiyon çıkması neredeyse olasılık dışı!
** PIF, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın kontrolünde.
