https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

YEŞİL SAHALARDA TESTERE SESİ: PORTLAND TIMBERS

Okunması Gerekenler

Futbol dünyasında ‘orman’ temalı kulüplerin yeri her zaman ayrıdır. Bu ekolün bayrak taşıyıcısı, şüphesiz 1980’lerin efsanesi, Robin Hood’un yurdu Sherwood Ormanı çıkışlı Nottingham Forest’tır. Onların İngiltere’de başlattığı bu mistik anlatıyı, Almanya’da tarihi Teutoburg Savaşı ile özdeşleşen Arminia Bielefeld tamamlar.

Atlantik’in ötesine, Kuzey Amerika’ya uzandığımızda ise karşımıza bu ruhun en saf hali çıkar: Kadın futbolunun zirve noktalarından Portland Thorns, gücünü ve karakterini Pasifik Kuzeybatı’nın o balta girmemiş, balta girmemiş ormanlarının vahşi doğasından alan tam bir modern zaman efsanesidir.

Bu yazımızda da Yeni Kıta’da kalıp ormanın izini sürmeye devam ediyoruz ve rotayı, yeşilin her tonunu barındıran Portland’a çeviriyoruz. Pasifik Kuzeybatı’nın bu ikonik şehri, futbolu sadece bir oyun olarak değil, coğrafyanın sunduğu o balta girmemiş doğanın bir uzantısı olarak yaşıyor.

Portland Thorns’un erkek kardeşi Portland Timbers, tribünlerinden sahaya taşan o vahşi keresteci ve ormancı ruhuyla, orman temalı kulüpler listesinin zirvesine ambargo koyuyor.

Kuzey Amerika’nın en büyük çam ormanlarıyla kaplı Pacific Northwest bölgesini temsil eder. Kulübün adındaki “Timbers” (Keresteler/Ağaç Kütükleri) doğrudan ormancılık kültürüne atıftır.

Maskotları Timber Joey, takım her gol attığında kale arkasındaki devasa bir ağaç kütüğünden elektrikli testereyle bir dilim keser. Amblemlerinde ise dev bir baltanın arkasında üç çam ağacı çizgisi yer alır.

Timber Joey’den Önce Kim Vardı? (“Timber Jim”)

Maskot olarak Timber Joey’den bahsediyoruz. Ancak bu gelenegi başlatan adam efsanevi Timber Jim (gerçek adıyla Jim Weaver) idi. Timber Jim, 2011’de kızı Hannah’nın yaşadığı sağlık sorunları ve trajediler sonrasında testereyi devretmiş, bayrağı Timber Joey (Joey Webber) devralmıştır.

Yeşil Sahada Baltanın ve Testerenin Sesi

Pasifik Kuzeybatı’nın bu ikonik şehri, futbolu sadece bir oyun olarak değil, coğrafyanın sunduğu o balta girmemiş doğanın bir uzantısı olarak yaşıyor.

Kentin takımı Portland Timbers’ın her hücresine sinen orman teması, sadece pazarlama odaklı bir görsel tercih değil; doğrudan bu toprakların kerestecilik geçmişinden ve doğaya olan mistik bağlılığından geliyor.

** Peki, televizyon ekranlarında gördüğümüz o “yeşil-altın” renkli bu kulübün arkasında, sıradan bir futbolseverin bilmediği hangi sırlar saklı?

Logonun İçindeki “Üç Çam” Sırrı

Timbers logosuna ilk baktığınızda gözünüze çarpan ilk şey ortadaki devasa balta figürüdür. Bu balta, bölgenin odunculuk tarihini selamlar. Ancak asıl detay, logonun sağ tarafındaki zikzaklı çizgilerde gizlidir.

Çam ağacı silüetini andıran bu üç çizgi, sıradan birer ağaç resmi değildir; kulübün ABD futbol tarihindeki üç farklı ligde (orijinal NASL, USL ve modern MLS) var oluşunu ve her küllerinden doğuşta ormana geri dönüşünü simgeler.

Kulübün resmi renkleri olan “Ponderosa Yeşili” ve “Yosun Yeşili” ise doğrudan Oregon’un nemli, sisli ve her mevsim yeşil kalan çam familyasından ilham alır.

Stadyuma Giren Gerçek Dev Kütük (The Victory Log)

Portland’ın evi Providence Park’ta her golden sonra kulübün maskotu Timber Joey’in elindeki gerçek benzinli testereyi çalıştırıp dev bir ağaç kütüğünden bir dilim kesmesi, dünya sporunun en sıra dışı gol sevinci ritüelidir.

** Ancak bu kütük stadyuma öylece getirilmez;

Ruhani Bir Ritüel: Her sezon başında, taraftarlar ve kulüp yetkilileri Oregon’daki orman müzesine (Camp 18) giderek sezonda kullanılacak kütükler için bir kutsama töreni düzenlerler.

Kütüğe taraftarların enerjisi yüklenir ve bu ritüelin takıma gol getireceğine inanılır.

Yaşayan Tarih: Stadyumda duran o kütükler alelade ağaçlar değildir. Ormanın içinden özenle seçilen, genellikle 80 yaşın üzerinde olan ve emniyet ya da sağlık gerekçesiyle kesilmesi gereken özel ağaçlardan (Hampton Kereste iş birliğiyle) elde edilir.

En Değerli Madalya: Kesilen o kütük dilimleri maç sonunda golü atan oyuncuya bir kupa gibi takdim edilir. Eğer kaleci maçı gol yemeden tamamladıysa, ona da ormanın bağrından kopan bu özel ödül verilir.

Çin Bahçesinden Futbolun Kabesine

Bugün tribünlerin “No Pity” (Acımak Yok) atkılarıyla cehennem fırtınasına çevirdiği Providence Park stadyumunun altında da coğrafi bir sürpriz yatıyor.

** “No Pity”, Portland Timbers’ın en büyük taraftar grubu olan Timbers Army’nin ismidir ve kökeni, kulübün USL günlerinde tribünde deplasman takımlarına ve zorluklara karşı gösterdikleri o tavizsiz, amatör ama tutkulu direnç ruhundan gelir.

20. yüzyılın başlarında bu stadyumun kurulu olduğu arazi, tüm Portland şehrinin taze sebze ihtiyacını karşılayan devasa bir Çin Sebze Bahçesiydi.

Toprağın altındaki o tarımsal, organik ve köklü yaşam enerjisi, bugün yerini üstünde koşan futbolcuların yırtıcı doğasına bırakmış durumda.

Robin Hood ile Kesişen Yollar

Yazımızın ilk bölümünde Sherwood Ormanı ve Nottingham Forest’tan bahsetmiştik ya; kaderin cilvesine bakın ki Portland’ın da o tarafa uzanan gizli bir bağı var.

Portland Timbers’ın 1975 yılındaki ilk kuruluş kadrosunun efsane forveti Peter Withe, Amerika’da orman ruhuyla büyüdükten sonra İngiltere’ye dönmüş ve Brian Clough yönetimindeki efsanevi Nottingham Forest kadrosuna transfer olarak Sherwood’un da parçası olmuştur. Yani futbolun ormanları, tarihin bir noktasında birbirine dallarını çoktan uzatmıştır!.

Peter Withe, Portland’da bıraktığı o vahşi golcü karakterini İngiltere’ye taşıdıktan sonra sadece Forest’ta şampiyonluk yaşamakla kalmamış, yıllar sonra Aston Villa formasıyla 1982 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası (şimdiki adıyla Şampiyonlar Ligi) finalinde Bayern Münih’e karşı kupayı getiren tek golü de atan adam olmuştur diye de ekleyelim.

Yeşil sahaların endüstriyelleştiği, modern futbolun milyar dolarlık akışlarla betona ve plastiğe teslim olduğu günümüzde; Portland Timbers bize hala toprağın, ağacın ve köklerin inatla hatırlatıldığı bir sığınak sunuyor dersek abartmış olmayız.

Providence Park’ta her benzinli testere çalışıp havaya yontulmuş bir kütük parçası savrulduğunda, aslında sadece bir golü değil; insanlık tarihinin doğayla olan o kadim, vahşi ve koparılamaz bağını kutluyor o topraklar…

** “Yeşile verilen değer konusunda sanki bizim memleketin ruh ikizi gibiler… (Neredeyse tabii!)” diyerek de yazımızı bitirelim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

TEUTOBURG ORMANININ LANETİ: ARMINIA BIELEFELD

Almanya futbolunun en renkli ve sıra dışı kulüplerinden biri olan DSC Arminia Bielefeld, hem adının kökeniyle hem de tarihindeki...

Benzer Konular