https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

LOBANOVSKY BAŞYAPITI: 11 KİŞİ, TEK MİKROORGANİZMA, 2 MAYIS 1986

Okunması Gerekenler

LOBANOVSKYI’NİN BAŞYAPITI
Dinamo Kiev 3–0 Atlético Madrid | 1986

Bazı maçlar kazanılır. Bazı maçlar ise futbol tarihine yazılır. 1986 yılında 39.300 seyirci ile Lyon’da oynanan Kupa Galipleri Kupası finali de, ikinci gruba giren karşılaşmalardan biriydi.

Bir tarafta İspanyol futbolunun güçlü temsilcisi Atlético Madrid… Diğer tarafta ise Valeriy Lobanovskyi’nin laboratuvarından çıkmış gibi görünen bir takım: Dinamo Kiev.

Ve o gün sahada yalnızca bir kupa finali oynanmadı.

Bir futbol fikri, bütün dünyaya gösterildi. Zaten finale gelene dek özellikle iç sahada 4 maçta 15 gol atıp sadece 2 gol yemişlerdi!.

Lobanovskyi’nin laboratuvarı

Lobanovskyi futbolu yalnızca yetenek ve içgüdü üzerinden okumuyordu.

Onun için futbol; mesafe, hız, alan, zamanlama ve kolektif hareketti.

Oyuncuların sahadaki konumlarını, koşu mesafelerini ve takımın birlikte nasıl hareket edeceğini neredeyse matematiksel bir problem gibi ele alıyordu.

Bugün “veri analizi”, “yüksek yoğunluklu pres”, “geçiş oyunu” ve “takım kompaktlığı” gibi kavramları doğal karşılıyoruz.

Lobanovskyi bunları, futbolun henüz bu terminolojiye sahip olmadığı yıllarda düşünüyordu.

Dinamo Kiev de onun sahadaki laboratuvarıydı.

Final gecesi: 2 Mayıs 1986.

Lyon’daki Gerland Stadı.

Kupa Galipleri Kupası finalinde Dinamo Kiev ile Atlético Madrid karşı karşıya geliyor.

İspanyol ekibi, rakibine fiziksel ve taktik açıdan direnebilecek güçlü bir takım.

Fakat Lobanovskyi’nin Dinamo Kiev’i için o gece başka bir plan var.

Ve planın merkezinde iki isim bulunuyor: Oleg Blohin ve Igor Belanov.

Dinamo Kiev maça hızlı başlıyor.

Dakikalar ilerledikçe Ukrayna ekibinin oyun üstünlüğü belirginleşiyor. Top rakibe geçtiğinde takım birlikte hareket ediyor, top kazanıldığında ise hücum bir anda hızlanıyor.

Bu, bireysel yıldızların tek tek parladığı bir futbol değil. Bir organizmanın birlikte hareket ettiği bir futbol.

Belanov sahneye çıkıyor

İlk gol 5. dakikada geliyor. Belanov ile gelen erken gol, Dinamo Kiev’in oyun planını daha da rahatlatıyor.

Atlético Madrid geriye düştükçe oyuna ortak olmaya çalışıyor. Ama karşılarında yalnızca iyi savunma yapan bir takım yok.

Topu kazandığı anda rakip kaleye birkaç saniye içinde ulaşabilen bir takım var.

İkinci yarıda Dinamo Kiev farkı açıyor.

Bu kez sahneye Oleg Blokhin çıkıyor.

Dakikalar ilerledikçe finalin kontrolü tamamen Sovyet ekibine geçiyor.

Ve son sözü Yevtushenko söylüyor: Dinamo Kiev 3 – 0 Atlético Madrid.

Kupa Kiev’e gidiyor.

Skordan daha fazlası

3–0’lık skor elbette etkileyici. Ama bu finali özel yapan yalnızca skor değil.

Dinamo Kiev, rakibini yalnızca yenmedi. Kendi futbol anlayışını rakibine kabul ettirdi.

Oyuncuların birbirlerine olan mesafeleri… Savunma ile hücum arasındaki bağlantı…

Top kaybedildiğinde verilen reaksiyon… Kanatlardan yapılan hızlı çıkışlar…

Ve bütün takımın aynı anda hareket etmesi…

Bugünün modern futbolunda bize çok tanıdık gelen pek çok prensip, o gün Lobanovskyi’nin takımında son derece gelişmiş biçimde görülüyordu.

Ve sonra Belanov…

Bu finalin ardından Igor Belanov’un yılı daha da büyüyecekti.

Aynı yıl Meksika’daki Dünya Kupası’nda Sovyetler Birliği formasıyla gösterdiği performans ve Dinamo Kiev’deki başarısının ardından 1986 Ballon d’Or ödülünü kazandı.

Lobanovskyi ise bir kez daha gösterdi ki onun için yıldız yaratmanın yolu, yıldızı sistemin üzerine koymak değil; sistemin içinde parlatmaktı.

Bir final, bir manifesto

Dinamo Kiev’in 1986’daki 3–0’lık zaferi, Lobanovskyi’nin kariyerindeki tek büyük başarı değildi.

Ama belki de onun futbol anlayışını anlatmak için en güzel örneklerden biriydi.

Çünkü o gün Dinamo Kiev bize şunu gösterdi: Futbol sadece topa sahip olmak değildir.

Alanı kontrol etmektir. Zamanı kontrol etmektir. Birlikte hareket etmektir.

Ve en önemlisi…

11 futbolcuyu tek bir akla dönüştürebilmektir.

Valeriy Lobanovskyi’nin futbolu işte tam olarak buydu.

Bir teknik direktörden çok bir mühendis. Bir takımından çok bir sistem.

Ve 2 Mayıs 1986’da Lyon’da oynanan o final…

Lobanovskyi’nin futbol laboratuvarından çıkan en güzel eserlerden biriydi!.

** 1975’te Bayern Münih’i 3-0 mağlup ettikleri yarı final ya da 1997’de bir başka jenerasyonla Camp Nou’da verdikleri o unutulmaz futbol resitali ve 4-0’lık tarihi galibiyet de elbette akla geliyor.

Ama Lobanovskyi’nin Dinamo Kiev’inden tek bir maç seçeceksek, bizim tercihimiz 1986 Kupa Galipleri Kupası finali.

Çünkü bazı maçlar futbol hafızasında iz bırakır, bazıları ise o hafızaya bir kupa ekler.

** O dönemin bugünkü anlamdaki ayrıntılı istatistikleri elimizde değil. Ancak skorun ötesinde, Dinamo Kiev’in oyunun kontrolünü ve kolektif hareketliliğini rakibine kabul ettirdiği açık.

O tam 40 sene önceki tarihi gece, “11 Kişi, Tek Mikroorganizma” başyapıtıdır 20.yüzyıl futbolunun belki de…

Son Haberler

FUTSAL VE FUTBOL FARKLARI: RICHARD RIOS, BEN YEDDER VE CHRIS SMALLING

Geleneksel futbol akademilerine (çim saha altyapılarına) hiç girmeden ya da çocukluk/gençlik yıllarını doğrudan salonlarda geçirip sonradan çim sahaya geçiş...

Benzer Konular