https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

UTR, DEFI, FRANSIZ SİSTEMİ VE ALGORİTMA

Okunması Gerekenler

Türkiye’deki klasik “puan/turnuva derecesi” mantığı ile oyuncu gelişimini ve lig dengesini oturtmak oldukça zor.

Fransa’nın efsanevi FFT Classement sistemi (30/5’ten -30’a uzanan kademeli seviye Piramidi) veya kıta Avrupa’sının kullandığı dinamik UTR / WTN (World Tennis Number) mantığı, tenis ekosistemini ayakta tutan ana omurga.

Bu sistemlerin Türkiye’de uygulanamaması veya antrenörler/kulüpler düzeyinde anlaşılamamasının temel nedenleri:

“Galibiyet/Mağlubiyet” Değil, “Kime Karşı Ne Yaptın” Mantığı

Klasik Sistem: “A turnuvasında çeyrek final yaptım, 100 puan aldım.

Fransa/Rating Sistemi: Kimle oynadığın ve skor farkı esastır. 30/1 seviyesindeki bir oyuncunun, kendinden üst seviyedeki (örneğin 15/5) birini yenmesiyle aldığı puan ile alt seviyedeki birini yenmesi aynı değildir.

Hatta maçı kaybetse bile aldığı set/oyun sayısı rating’ini etkiler.

Sorun: Bizde antrenörler ve veliler tabloya sadece “kazandı/kaybetti” (W/L) veya “kupa aldı/almadı” olarak baktığı için bu algoritmayı “karmaşık ve adil olmayan bir matematik” olarak görüyorlar.

Defi (Piramit) Kültürünün Yanlış Anlaşılması

Fransa’da kulüp içi defi maçları resmi rating’e işler, böylece oyuncu sürekli deplasman turnuvasına gitmeden de kendi kulübünde seviyesini günceller.

Türkiye’de ise defi sistemi ya kulüplerde “yazlıkçı eğlencesi” gibi görülüyor ya da sıradan bir liste sıralaması sanılıyor.

İşin içine algoritma, rakip kalitesi katsayısı veya ağırlıklı ortalama girince koçlar sistemi işletmek yerine kenara çekilmeyi tercih ediyor.

Ekosistemin ve Algoritmanın Bilinmemesi

UTR veya Fransız FFT sisteminin arkasında dinamik hesaplayan bir yazılım (algoritma) çalışır.

Antrenörün oturup elle matris hesaplamasına gerek yoktur; antrenörün sadece sistemin mantığını (örneğin “oyuncumu benden 2 kademe üsttekilerle maça sokarsam ve 4’er oyun alsa bile rating’i artar”) bilmesi yeterlidir.

Fakat bizde sistemin “yazılım” kısmı anlatılmayıp doğrudan karmakarışık katsayılar sunulduğu için direnç oluşuyor.

Velilerin ve Kulüplerin “Puan Obsesyonu” Rating sistemi

Bir oyuncunun gerçek yetenek seviyesini gösterir (örneğin UTR 7.5 veya FFT 15/2). Türkiye’deki tenis velisi ve kulüp ekosistemi ise gerçek seviyeyle değil, “ulusal sıralamada kaçıncı” olduğuyla ilgilenir.

Rating geldiğinde 12 yaşındaki çocuğunun aslında “yetişkin 30/3” seviyesinde olduğu gerçeğiyle yüzleşmek birçok antrenörün ve velinin işine gelmez.

Nasıl Çözülür?

Sistemi antrenörlere “formül” ile değil, çıktı ve fayda üzerinden anlatmak gerekir:

“Maç Kaybetmek Artık Çöp Değil”: Antrenöre “Çocuğun 6-4, 6-4 kaybetti ama karşıdaki rakip 2 tık üstte olduğu için çocuğunun seviyesi düşmedi, aksine performans puanı arttı” mantığı öğretilmeli.

Otomatik Dijital Altyapı: TTF (Türkiye Tenis Federasyonu) skor girildiği an rating’i kendi hesaplayan ve antrenöre sadece “Seviye: 4.2” çıktısını veren kapalı bir yazılım sunmalı.

Dengeli Turnuva Eşleşmeleri: Dengesiz maçların (6-0, 6-0 biten ve iki tarafa da faydası olmayan) önüne geçmenin tek yolunun bu rating bazlı seri başı sistemi olduğu gösterilmeli.

Ancak kulüp seviyesindeki antrenör eğitimi “raket tutuşu ve driller” çizgisinden “veri ve performans analizi” seviyesine çekilmeden bu zihniyet dönüşümünü sağlamak zor görünüyor!.

Son Haberler

AMERICA’S TEAM DALLAS COWBOYS: 30 SENELİK BEKLEYİŞ… BU SENE O SENE Mİ?

Bir franchise düşünün… 1995'ten beri Super Bowl kazanamamış, hatta o tarihten bu yana NFC Championship Game'e bile çıkamamış olsun....

Benzer Konular