https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

STOICHKOV’UN GÖLGESİNDE KALANLAR: BULGARİSTAN 1994 ALTIN JENERASYONU

Okunması Gerekenler

Bulgar Futbolu dendiğinde akla gelen ilk isim tabii ki Hristo Stoichkov!

Ülke tarihinin en büyük spor yıldızıydı, futbolun asi çocuğu. Raket gibi sol ayağı, patlayıcı sürati, uzaktan şutları, frikikleri, agresif karakteri ve bitmek bilmeyen kazanma arzusu ile 1990’lı yılların futboluna damgasını vurmuş, sadece ülkesinin değil, dönemin Avrupa futbolunun da en özel oyuncularından biriydi.

Bugün onun adını duyduğumuzda akla ilk olarak Barcelona, Johan Cruyff, 1994 Dünya Kupası ve tabii ki Ballon d’Or geliyor.

Özellikle Amerika’da tozu dumana kattığı Dünya Kupası…

1994 Dünya Kupası’na giderken Bulgaristan daha önce Dünya Kupası tarihindeki beş katılımında tek bir maç bile kazanamamıştı. Sonra o takım geldi. Stoichkov önderliğinde Bulgaristan; Arjantin’i yendi, Meksika’yı eledi ve çeyrek finalde son dünya şampiyonu Almanya’yı 2-1 mağlup etti.

Almanya maçında Stoichkov’un frikikten attığı gol hala turnuvanın unutulmaz anlarından biridir. Bulgaristan sonunda yarı finale kadar çıktı ve turnuvayı dördüncü tamamladı.

Stoichkov ise 6 golle Dünya Kupası gol kralı oldu.

Ve o yıl futbol dünyasında zirveye çıktı: 1994 Ballon d’Or!

Stoichkov artık resmen dünyanın en iyi futbolcusuydu.

Ama o tarihi takım sadece en büyük yıldızlarından ibaret değildi. Stoichkov’un gölgesinde kalan o kadar kaliteli isimler vardı ki o kadroda…

** Nasıl kalmasınlar ki;

Bulgaristan Milli Takımı’nda 83 maç ve 37 gol.
Barcelona’da iki farklı dönemde toplam 255 maç ve 116 gol.

1994 Dünya Kupası’nda 6 gol ve gol krallığı.
1994 Ballon d’Or.

Beş La Liga şampiyonluğu.

Bir Avrupa Şampiyonlar Kupası.
Bir UEFA Kupa Galipleri Kupası.

Ve daha birçok kupa…

Biz yine de; öne çıkan ve bugün hak ettikleri kadar hatırlanmayan bazı isimlere kısaca değinelim;

** Kimler mi?

Krasimir Balakov — Stoichkov’un gölgesinde kalanların başında gelir. Orta sahanın beyni, müthiş teknik ve oyun görüşü. Sporting CP ve Stuttgart dönemleri çok güçlüydü. 1994 Dünya Kupası’nda takımın en önemli oyuncularından biriydi.

Emil Kostadinov — 1993’te Fransa’ya karşı attığı iki gol sayesinde Bulgaristan’ın Dünya Kupası’na gitmesini sağlayan adam. Bayern Münih ve Porto gibi kulüplerde oynadı. Stoichkov kadar popüler olmasa da Avrupa seviyesinde çok önemli bir forvetti.

Yordan Letchkov — 1994 Dünya Kupası’nda Almanya’ya attığı meşhur kafa golüyle hatırlanıyor. Hamburger SV ve Marseille gibi kulüplerde oynadı. Teknik kapasitesi çok yüksek bir orta saha oyuncusu idi.

Borislav Mihaylov — Kaleci. 1994 takımının kaptanıydı ve uzun yıllar Bulgaristan’ın kalesini korudu.

Trifon Ivanov da eklemezsek olmaz.

O efsane en ikonik karakterlerinden biriydi. Lakabı “The Bulgarian Wolf” (Bulgar Kurdu) idi. Savunma hattının en önemli parçalarından… Kızıl saçları, sakalı ve sert görüntüsüyle takımın en unutulmaz simalarından idi.

Kulüp kariyerinde CSKA Sofia, Real Betis, Rapid Wien gibi takımlarda oynadı.
Stoichkov’un agresifliği hücumdaki karşılığıysa, Ivanov da savunmadaki karşılığıydı.

Hatta Luboslav Penev: Eksik kalan büyük hikaye olarak o da altın jenerasyona eklenmeli…

Valencia forması giyen güçlü bir santrfordu. Fakat 1994 Dünya Kupası’nda takımın kadrosunda yer almadı. Sağlık sorunları nedeniyle turnuvayı kaçırması, Bulgaristan’ın zaten güçlü olan hücum rotasyonunda önemli bir eksiklik yaratmıştı.

Lider Stoichkov idi, ama

Stoichkov o meşhur 94 tarikatının açık ara lideriydi, ama O’nun büyüklüğü, maalesef yanında oynayan bazı büyük futbolcuların değerini olduğundan daha küçük gösterdi.

Kostadinov Fransa’yı yıktı.
Letchkov Almanya’yı yıktı.
Mihaylov penaltılarda kahraman oldu.
Balakov turnuvanın en iyi 11’ine seçildi.
Ivanov savunmanın sert yüzüydü.
Sirakov, Arjantin maçında uzatma dakikalarında attığı golle 2-0’ı getirdi ve Bulgaristan’ın gruptan çıkmasında kritik rol oynadı.

Ve bütün bunların üzerinde Stoichkov vardı, doğru; ama bu bir tek adam değil, bir futbol ülkesinin altın jenerasyonunun hikayesiydi.

30 sene geçmiş üstünden ama dün gibi aklımızda… Ülke futbolu bir daha o seviyenin yakınlarına bile gelemedi. Gelir mi, şüpheli; çünkü çıta o kadar yüksekteydi ki…

Son Haberler

8 KİLOMETRELİK DÜŞMANLIK: SALERNITANA-CAVESE “DERBY CAMPANO”

İtalya futbolu dendiğinde akla birbirinden meşhur derbiler gelir; Inter-Milan, Roma-Lazio, Juventus-Torino, Genoa-Sampdoria diye başlar, daha da devam ederiz. Della Capitale,...

Benzer Konular