Olimpiyatlar ve boykot denilince akla hemen her sporsever için 1980 Moskova ve 1984 Los Angeles gelir.
Aralık 1979’da Sovyetlerin (SSCB) Afganistan’ı işgalinin ardından Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Jimmy Carter’ın, askerlerin çekilmemesi durumunda ülkesinin Moskova’da yeralmayacağı tehdidi i60’dan fazla ülkenin katılımıyla gerçekleşmiş, bunu takiben 1984’te Los Angeles’ta düzenlenecek olan Yaz Olimpiyatları da, SSCB öncülüğünde 14 ülkeyle beraber misilleme olarak boykot edilmişti.
Ama bu iki tepe örnek, boykot eden-edilen ülkelerin gücü nedeniyle en kapsamlıları olarak bilinse de aslında doğru değildi!.
1956 Melbourne Olimpiyatlarında; Mısır, Irak ve Lübnan, Süveyş Krizi’nde İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a müdahalesini protesto etmek için çekilmişti. Ayrıca Hollanda, İspanya ve İsviçre de, Sovyetler Birliği’nin Macaristan’ı işgalini protesto ederek oyunlara katılmamıştı.
1964 Tokyo Olimpiyatları, Güney Afrika’nın uyguladığı ırkçı Apartheid politikası nedeniyle Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından oyunlardan men edilmesiyle gündeme gelmişti. Güney Afrika’nın ırk ayrımcılığına dayalı politikaları Olimpiyat değerlerine aykırı bulunduğu için oyunlara katılması engellenmiş, bu durum siyasi bir boykot/men kararı olarak tarihe geçmişti ki 1968 Meksika Oyunları’nda da Güney Afrika’nın yasağı devam etti.
1976’da Kanada’nın Montreal kentinde yapılan olimpiyat oyunlarına ise 25’den fazla Afrika ülkesinin boykotu damga vurdu. İlk kez “kıtasal anlamda toplu bir boykot” yaşamıştı Olimpiyatlar. Hatta bazı ülkelerinin katılımı ile boykot eden toplam ülke sayısı 29’u bulmuştu.
Bunlardan en dikkat çeken de Çin idi. 1976 Montreal’de Tayvan’ın (Republic of China) “Çin Cumhuriyeti” adıyla yarışmasına karşı çıksa da, oyunları boykot etme ana nedenleri Afrika ülkelerine destek idi.
Kıtasal boykota neden olan konunun ana kahramanı Güney Afrika idi. Oyunlar öncesinde ırkçı Güney Afrika Cumhuriyeti’ne rugby maçları için giden Yeni Zelanda boykotun temel gerekçesi oldu. 1970’lere kadar Güney Afrika, maç için gelen All Blacks takımlarında Maori oyuncularının oynamamasını talep ettI.
Yeni Zelanda’nın 1976’daki Güney Afrika turnesine beş Maori oyuncu ancak ‘onursal beyaz’ olarak dahil edilebilmişti. Güney Afrika’nın bu durumda bile Maori oyunculara dönük tepkisi bile çok sertti. Yetkililer All Blacks ile özdeşleşmiş haka dansını yapmaları konusunda dahi sorun çıkarmıştı!.
Ve son olarak 1988 Seul Olimpiyatları. Esas olarak Kuzey Kore’nin oyunların Güney Kore ile ortaklaşa düzenlenmesi talebinin reddedilmesi ve buna destek veren Küba gibi bazı müttefiklerinin boykotu nedeniyle protesto edilmişti.
Güney Kore’ye gelmeyen başka ülkeler de vardı ama bunlardan Etiyopya, Nikaragua ve Madagaskar ekonomik sebepleri neden olarak göstermişlerdi.
Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti ve Şeyseller ise davete cevap vermedi. Şeyseller de o zamanki sosyalist yapısı nedeniyle Kuzey Kore ve Küba’nın yanında yer almıştı. Zaten 1979’da kurulan Olimpiyat komiteleri, ilk olarak 1980 yılında olimpiyat oyunlarına katılmış ve o tarihten beri 1988 yılı hariç tüm olimpiyatlara sporcu göndermişti.
