Bir sporun Olimpik olabilmesi için, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından belirlenen bazı temel kriterleri karşılaması gerekir. Bu şartlar hem sportif hem de organizasyonel ölçütlere dayanır.
Madde madde kısa açıklamalarla konuya girelim;
** Öncelikle Uluslararası Federasyon Şartı
Sporun, IOC tarafından tanınan bir uluslararası federasyonu olmalıdır.
Bu federasyon dünya çapında kuralları standartlaştırmalı ve organizasyonları yönetmelidir.
** En önemli parametrelerden biri de; Yaygınlık Kriteri
Sporun dünya genelinde belirli sayıda ülkede aktif olarak yapılması gerekir:
Yaz Olimpiyatları için:
Erkekler branşı → en az 75 ülkede / 4 kıtada
Kadınlar branşı → en az 40 ülkede / 3 kıtada
Kış Olimpiyatları için: En az 25 ülkede / 3 kıtada
** Dünya Şampiyonaları ve Düzenli Organizasyon
Sporun düzenli olarak dünya şampiyonaları yapılmalıdır.
Uluslararası resmi turnuva takvimi olmalıdır.
** WADA Kurallarına Uyum
Spor, World Anti-Doping Agency (WADA) dopingle mücadele kurallarını kabul etmelidir.
Doping kontrol sistemi şeffaf ve uygulanabilir olmalıdır.
** Olimpik Değerlerle Uyum
IOC, sporun şu değerlere uygun olmasını ister:
Evrensellik
Cinsiyet eşitliği
Gençlere hitap etme
Güvenlik
Fair play
** Organizasyonel ve Ekonomik Uygunluk
Aşırı pahalı altyapı gerektirmemeli.
Ev sahibi ülke için uygulanabilir olmalı.
Yayınlanabilir ve izlenebilir olmalı.
** Ev Sahibi Ülke Teklifi (Ek Sporlar)
2020 sonrası “eklenen sistemde” ev sahibi şehir, kendi kültürüne uygun sporları önerebilir.
Örneğin:
2020 Summer Olympics’te karate ve kaykay eklendi.
2024 Summer Olympics’te breakdance (breaking) yer aldı.
** 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları’na beyzbol/softbol, kriket, bayrak futbolu (flag football), lakros ve squash olmak üzere 5 yeni branş eklenecek.
Amerikan Futbolu neden yok diye soracak olanlara;
ABD’de aşırı popüler (örneğin NFL). Ancak küresel yaygınlık kriteri zayıf. Kadın katılımı ve uluslararası federasyon gücü de sınırlı.
MMA (Karma Dövüş Sanatları) da ünya çapında çok popüler (örneğin Ultimate Fighting Championship).
Ancak tek bir evrensel federasyon yapısı yok. Güvenlik ve amatör yapı konusunda da IOC çekinceli.
Bowling neden yok?
Çok yaygın bir rekreasyon sporu. Fakat elit düzey küresel organizasyon yapısı IOC kriterlerini tam karşılamıyor.
“Olimpik değer” ve izleyici çekiciliği tartışmalı görülüyor.
Peki ya Satranç?
Küresel ve organize (örneğin FIDE). Ancak fiziksel aktivite seviyesi IOC içinde tartışmalı.
Bu yüzden Olimpiyat yerine Satranç Olimpiyatı formatı var. Hala nihai bir sonuca varılamayan “spor mu değil mi” tartışması da ayrı konu.
Milyonlarca kişinin takip ettiği E-Spor neden yok konusu da sıklıkla gelen sorulardan biri…
Geleneksel sporlarda kuralları belirleyen bağımsız federasyonlar var. E-sporda ise oyunların sahibi özel şirketler;
League of Legends → Riot Games
Counter-Strike 2 → Valve
FIFA ve Apex Legends serileri→ EA Sports ve diğerleri gibi..
IOC açısından sorun şu:
Sporun kuralları bir federasyon yerine ticari şirketler tarafından kontrol ediliyor olması bile başlı başına bir veto nedeni!.
Olimpiyat geleneği fiziksel performansa dayanır. E-sporda ise refleks, strateji ve zihinsel hız ön planda.
Bu durum, “spor tanımı” konusunda tartışma yaratıyor (satrançta olduğu gibi).
Oyunlar güncelleniyor ve popülerlik hızla değişiyor. 5 yıl sonra hangi oyunun zirvede olacağı belirsiz. Olimpiyat ise uzun vadeli istikrar istiyor ki E-Spor özelinde bunun bir garantisi yok!
Dart ve Snooker?
Olimpiyat geleneği yüksek düzey fiziksel performansa dayanır. Dart ise daha çok: el-göz koordinasyonu, konsantrasyon, ince motor kontrol üzerine kurulu.
IOC içinde “yeterince fiziksel mi?” tartışması, satrançta olduğu gibi dart için de geçerli.
Dart uzun yıllar bar/pub kültürüyle özdeşleşti.
Her ne kadar profesyonel yapılar güçlenmiş olsa da (örneğin Professional Darts Corporation), Olimpik “elit spor” algısı henüz tam oturmuş değil.
Ve küresel yaygınlığı da sınırlı. Avrupa ve Kuzey Amerika haricinde popüler olduğunu söyleyemeyiz.
Dart uzun yıllar bar/pub kültürüyle özdeşleşti.
Her ne kadar profesyonel yapılar güçlenmiş olsa da (örneğin Professional Darts Corporation), Olimpik “elit spor” algısı henüz tam oturmuş değil. Ve küresel yaygınlığı da sınırlı. Avrupa ve Kuzey Amerika haricinde popüler olduğunu söyleyemeyiz.
Snooker da aynı şekilde… Bu iki spor birbirine benzer özellikleri ile “Precision Sport” – Hassasiyet Sporu olarak anılır.
Aynı şekilde Motor Sporları da yok
Ama ilk olarak belirtemezsek omaz. Olimpiyatlar, “motor sporları”na yabancı değil. 1908 Londra Olimpiyatları’nda, “water motorsports” adı verilen sürat motorları yarışları yapılmış (sadece iki ülke, Birleşik Krallık ve Fransa) katılmış.
Örneğin en tepe motor yarısı olan Formula 1’i ele alalım…
Olimpiyatlar temel olarak insan gücü, fiziksel yetenek ve atletizm üzerine kurulu.
Formula 1’de ise başarı büyük ölçüde; aracın teknolojisine, takım bütçesine, mühendislik ve aerodinamiğe bağlı
Yani sadece “insanla insan” yarışmıyor!..
Olimpiyatlarda sporcular ülkelerini temsil eder.
Formula 1’de ise: sürücü bir ülkeden, takım başka bir ülkeden, motor ve şaşı farklı ülkelerden olabilir. Yani “sürücü mi üretici mi” sorusuna doğru cevabı bulabilmek çok zor!..
Olimpiyatların en önemli ilkelerinden biri adil rekabettir. Takımlar arasında dev bütçe farkları olduğundan, araçlar arasındaki kalite farkı da malum.
F2 gibi pilotlar tamamen aynı araçlarla yarışsa (şaşı, motor, şanzıman, lastikler) bir ihtimal ama F1’de aynı şartlarda yarışmak neredeyse imkansız!.. Bu da Olimpiyat ruhuna ters düşen çok önemli bir etken.
Tamamen profesyonel ve ticari yapı olduğundan format olarak da çok ters. Olimpiyatlar, amatör ruhu ve dünya birliğini vurgularken, F1 tamamen profesyonel, ticarileşmiş ve kar odaklı bir organizasyon. Sözleşmeler ve sponsorluklar kapitalizmin ana gerçeği…
Takvim de bir başka neden. F1’in kendi takvimi, dünya şampiyonası ve kuralları vardır. Olimpiyatlara dahil olmak, bu yapıyı değiştirmeyi gerektirir ki bu da hem F1 hem de Uluslararası Olimpiyat Komitesi için büyük bir entegrasyon sorunu yaratacaktır.
Aslında bu kadar detaya bile inmeden; Olimpiyat programının temel ilkelerinden biri, sporun mekanik performansa değil, fiziksel yeteneğe dayanması gerektiği gerçeği, yani “insanın insanla yarışması” bile yeterlidir diye düşünüyoruz.
Üstteki branşlara daha fazlası da eklenebilir, ama ana kavramı yeterince açıkladığımızı düşünüyoruz.
Aslında Olimpiyatların ana felsefesi olan “Citius, Altius, Fortius” (Daha Hızlı, Daha Yüksek, Daha Güçlü) haricindeki birçok spor tartışma konusu…
Sonuç olarak, bir sporun Olimpiyatlara girebilmesi yalnızca popülerliğiyle değil, küresel yaygınlığı, fiziksel gereklilikleri ve IOC kriterlerine uyumuyla mümkün; bu da bazı sevilen sporların ne kadar ilgi çekici olursa olsun, olimpik rüyaya ulaşamamasının nedenini açıklıyor!.
