Bazı branşlar için hala cevabı netleşmeyen bir soru vardır: Bu spor olimpik hatta spor sayılır mı?
E-spor, satranç, bilardo, breakdance, bowling, dart ve diğerleri… Sporseverler bu alanlarda sık sık ikiye bölünür. Fiziksel efor mu belirleyici olmalı, yoksa rekabet ve disiplin yeterli mi? Tartışma büyür gider.
Oysa bugün çoğumuzun bilmediği daha ilginç bir gerçek var: bir zamanlar Olimpiyat Oyunları’nda madalya verilen branşlardan biri de sanattı!.
Modern Olimpiyat Oyunları denince akla atletizm pistleri, yüzme havuzları ya da jimnastik salonları gelse de, 1912 Yaz Olimpiyatları ile başlayan ve 1948 Yaz Olimpiyatları’na kadar süren dönemde sanat, tam 10 Olimpiyat boyunca resmi bir yarışma dalıydı.
Modern Olimpiyatların öncesi, Antik Dönem
Antik Olimpiyat Oyunları o zamanlar sadece spor müsabakalarından ibaret değildi. Şiir, müzik ve heykel gibi sanat dalları da bu büyük etkinliğin bir parçasıydı.
Şairler eserlerini okur, heykeltıraşlar atletlerin heykellerini yapar, ressamlar ve müzisyenler performans sergilerdi.
Yani spor ve sanat, beden ve ruhun uyumu olarak görülüyordu.
Modern Olimpiyatların kurucusu Pierre de Coubertin, Antik Yunan’daki beden ve ruh bütünlüğü anlayışını yeniden canlandırmak istemişti. Ona göre Olimpiyat sadece fiziksel bir rekabet değil, aynı zamanda kültürel bir buluşmaydı.
Hatta 1912 yılında, edebiyat dalında sunduğu “Spora Övgü” adlı şiir ile altın madalya bile kazandı.
Peki sanat neden programdan çıkarıldı?
En temel sebep “amatörlük” kuralıydı. O dönem Olimpiyatlar yalnızca amatör sporculara açıktı. Ancak sanatçılar genellikle eserlerinden gelir elde eden profesyonellerdi. Bu çelişki nedeniyle 1948’den sonra sanat yarışmaları kaldırıldı.
Ayrıca sübjektif kararalara dayanıyordu yani değerlendirme zorlukları da etkili oldu.
Spor performansı ölçülebilir (süre, mesafe, puan) somut yarışlar ama sanat daha öznel, jüriye bağlı, tartışmaya açık bir alandı.
Bu durum da organizasyon açısından sorun yaratıyordu.
Ve IOC (Olimpiyat Komitesi) kararı ile 1949’da sanat yarışmaları resmi programdan çıkarıldı. 1948 Londra Yaz Olimpiyatları sanat dallarının yer aldığı son Olimpiyat oldu.
Yerini de “Kültürel Olimpiyat” adı altında yarışmasız sanatsal etkinlikler aldı.
Hem sanat hem spor altını kazanan…
Bu arada olimpiyat ve sanat demişken Walter Winans’dan bahsetmezsek olmaz. Hem sporcu hem de sanatçı olarak Olimpiyat madalyası kazanmış nadide olimpik ikon, 1908 Yaz Olimpiyatları’nda atıcılıkta, 1912 Yaz Olimpiyatları’nda da heykel dalında altın madalya kazandı.
Kazanan eseri bir at heykeliydi (An American Trotter).
Bu polemik bitmez
Yeni yeni “eklenen ve eklenecek” bazı branşlar ile bu tartışma sıcaklığını hiç kaybetmeyecek gibi!
Belki de asıl soru şudur:
Sporu yalnızca kas gücüyle mi tanımlarız, yoksa disiplin, rekabet ve üretimle mi?
Karar sizlerin…
