Bale dünyası belirli kalıpların, katı estetik anlayışın ve sınırlı temsilin egemen olduğu bir alan olarak görülür ama bazı isimler vardır ki sadece sahnede dans etmekle kalmaz, sahnenin sınırlarını da değiştirir. Mesela Misty Copeland!
Misty Copeland bale eğitimine yaşıtlarına göre oldukça geç, 13 yaşlarında başladı. Çoğu profesyonel balerin 4–5 yaşında eğitime başlarken Copeland’ın bu gecikmesi büyük bir dezavantaj gibi görünüyordu.
Ancak olağanüstü müzikalitesi, doğal gücü ve disiplinli çalışma azmi kısa sürede dikkat çekti. Sadece birkaç yıl içinde ulusal çapta burslar kazandı ve profesyonel bale dünyasının kapıları aralandı.
Copeland’ın kariyerindeki en büyük dönüm noktası, dünyanın en prestijli bale topluluklarından biri olan American Ballet Theatre (ABT) bünyesinde yaşandı.
2015 yılında, 75 senelik ABT tarihindeki ilk Afro-Amerikan kadın principal (baş dansçı) ünvanını aldı.
Bu terfi yalnızca kişisel bir başarı değil; bale dünyasında temsil ve çeşitlilik açısından tarihi bir kırılma noktasıydı. Ondan önce Lauren Anderson da 1990’da Houston Ballet’te principal olan ilk Afro-Amerikan balerin olarak tarihe geçmişti ama ABT çok farklı bir platformdu ve Misty kadar popüler olamamıştı.
Bale uzun yıllar “ince ve narin” vücut tipini idealize etti. Copeland ise güçlü, atletik ve kaslı fiziğiyle bu kalıpları sorgulattı. Zate lakabı da, taş devrindeki ünlü çizgi film karakteri Bamm-Bamm idi.
Hatta daha da dozajı arttıralım; hemen tüm otoritelerce siyahi insanların genetik yapısına uygun olmayan bir disiplindi!.. Zaten ona dek, ortaya çıkan siyahi balerinlerin hiçbiri global yıldız olamamıştı.
Ama O’nun güçlü sıçrayışlar, kontrolü yüksek dönüşler, duygusal derinlik ve harika sahne hakimiyeti bu tabuları yıktı!.
Copeland, “güçlü olmak zarif olmaya engel değildir” mesajını sahnede kanıtladı.
Copeland’ın yolu kolay değildi. Maddi zorluklar, küçük bir otel odasında annesi ve kardeşiyle yoksul bir yaşam. Bu yetmezmiş gibi üstüne de ırksal önyargılar!.
Fiziksel sakatlıklar (özellikle stres kırıkları) da bir başka duvar. Ancak o her engeli bir motivasyon kaynağına dönüştürdü ki otobiyografisinde de geçen tarihi sözü: “başarı, yetenekten çok kararlılıkla ilgilidir.” cuk oturuyordu onun hayal skalasına…
Misty Copeland yalnızca bir dansçı değil, sonraki senelerde çok satan kitapların yazarı, özellikle siyahi gençler için rol model ve hepsinin bilemisiyle de kültürel bir ikon olmuştu.
Time dergisinde “Dünyanın En Etkili İnsanları” listesine girmesi, onun şaşaasının balenin çok ötesine geçtiğinin kanıtıydı zaten.
O, sadece bir balerin değil; bir sembol.
Sahnedeki her adımı, yeni nesillere “ben de yapabilirim” mesajı veren bir öncü.
Misty Copeland belki bale dünyasında tarih yazdı, ama asıl daha da önemlisi algıları değiştirdi.
Onun hikayesi, yetenekle birleşen azmin nelere kadir olduğunun canlı bir kanıtıydı herkese…
** Bu arada Bale spor mudur? O da ayrı bir konu ama en azından performans sporu ve atletik disiplin kategorisine girer diye de belirtelim.
