Kış sporları denince akla ilk önce kayak, snowboard ya da buz pateni gelir. Ancak buz üzerinde, saatte neredeyse 150 km’ye varan hızlarla yüzüstü kayılan skeleton sporu, hem dünyanın en tehlikeli hem de en az bilinen sporlarından biridir.
Skeleton pistleri genellikle bobsled ve diğer kızak branşlarıyla aynı parkurları kullanıyor. Bu pistler, buzla kaplı beton kanallardan oluşuyor ve virajları, eğimleri ve düz bölümleri çok hassas ölçülerle tasarlanıyor. Sporcu pistte ilerlerken bütün yönlendirmeyi yalnızca vücut ağırlığıyla yapıyor.
Peki skeleton sporu tam olarak nedir ve neden bu kadar ilgi çekicidir?
Skeleton, sporcuların küçük ve aerodinamik bir kızak üzerinde yüzüstü yatarak, başları önde olacak şekilde buz pistinden aşağı kaydığı bir kış sporudur. Sporcu, direksiyon veya fren olmadan yalnızca vücut ağırlığı ve küçük hareketlerle yön kontrolü sağlar ve her şey saliselerle ölçülür.
Bu özelliğiyle skeleton, kızak sporları arasında en fazla cesaret ve refleks gerektiren branşlardan biri olarak kabul edilir.
Skeleton sporunun kökeni 19. yüzyılın sonlarına, İsviçre’nin St. Moritz kasabasına dayanır. 1885’de burada açılan Cresta Run adlı doğal buz pisti, yüzüstü kayma fikrinin doğduğu yer kabul ediliyor. İlk olarak eğlence amaçlı yapılmış, 1928 Kış Olimpiyatları’nda olimpik spor olmuştur. Ardından 1948’de tekrar sahneye çıktı ancak uzun yıllar boyunca olimpiyatlardan uzak kaldı.
Modern dönemle birlikte 2002 Salt Lake City Kış Olimpiyatları’nda resmen geri döndü. O tarihten bu yana hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde olimpik bir spor olarak varlığını sürdürüyor.
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda ise skeleton sporuna yeni bir soluk gelecek. Bu oyunlarda programa ilk kez karışık takım yarışı eklenecek. Bir erkek ve bir kadın sporcunun toplam zamanının sonucu belirleyeceği bu format, spora yeni bir heyecan katacak.
“Skeletal” yani iskelet kelimesinden türeyen “skeleton” adıysa 1892’de ortaya çıkan yeni metal kızak tasarımlarından geliyor. Bu kızakların ince ve iskelet benzeri yapısı, spora kalıcı ismini kazandırdı.
Neden Bu Kadar Tehlikeli sorusunu da birkaç madde ile kısaca açıklamaya çalışalım;
Saatte 120–130 km hız
Sporcu başı önde kayar
Pistler dar ve keskin virajlara sahiptir
En küçük hata ciddi sakatlıklara hatta maalesef ölüme bile yol açabilir!..
Bu yüzden sporcuların hem fiziksel hem de zihinsel olarak çok iyi hazırlanması gerekir.
Skeleton sporunda ekipman sayısı az gibi görünse de her biri hayatı öneme sahiptir;
Skeleton kızağı: Oldukça küçük ve hafif
Kask: Yüzü tamamen koruyan özel tasarım
Civili ayakkabılar: Start anında maksimum hızlanma için
Özel yarış tulumu: Aerodinamik yapı sağlar.
Güçlü bacak ve core kasları yanısıra, çok hızlı refleksler, yüksek stres altında soğukkanlılık ve hepsinden önemlisi “korku kontrolü” gerektirir.
Skeleton, “en hızlı insan sporu” olarak adlandırılır. Erkeklerde ulasilan en yuksek hiz 146.4 km/h, kadinlarda da 144.5 km/h.
Olimpik formatta erkekler ve kadınlar toplamda 4 sürüş yapar ve en düşük toplam süre kazananı belirler. Bu toplam süre çoğunlukla 3 dakika 30 saniye civarı olur çünkü zirveye oynayan sporcularda her run 50–60 saniye arasidir.
Sporcular pistleri viraj viraj ezberler. Bir skeleton pistinin uzunluğu genellikle 1200’le 1650 metre arasında değişiyor. Pist boyunca 15 ila 20 arasında keskin viraj bulunuyor ve bazı virajlarda sporcu neredeyse 5G’ye varan merkezkaç kuvvetlerine maruz kalıyor. Yani psikolojik dayanıklılık da en az fiziksel güç kadar önemlidir!..
Skeleton’u diğer kış sporlarından ayıran en önemli özellik, sporcuyla pist arasındaki mesafenin neredeyse sıfıra inmesi. Yarışçı buzla kelimenin tam anlamıyla burun buruna kayıyor.
Skeleton kısaca tam bir sınır, denge ve cesaret sınavı…İzleyenler için birkaç dakikalık bir iniş gibi görünen şey, aslında yıllar süren antrenmanların ve büyük bir teknik disiplinin ürünü oluyor.
Sonuç olarak; Skeleton için basit bir kızak sporu demek çok hafif kaçar. Hızın, cesaretin ve buz üzerindeki ustalığın en saf hali dersek daha net anlatmış oluruz!..
photo: getty
