Formula 1’in 2026 sezonu büyük değişiklikler ile geliyor. Değişimin başladığı yer ise temel şasi parametreleri. Öncelikle minimum araç ağırlığı 30 kg azalarak 768 kg’a düştü; şüphesiz tüm yarışmacı takımları en çok bu değişikliğe uyum sağlamak zorlayacak. Araçların genişliği ise 100 mm kısaltılarak 1.9 m oldu. Kısaltılan bir başka parametre de dingil mesafesi: Daha önce 3.6 m idi, yeni düzenleme ile 3.4 m’ye çekildi. Taban altının ise 15 cm daha dar olması kararlaştırıldı. Lastikler yine (Pirelli’nin 2022 yılında önerdiği gibi) 46 cm’lik (18 inç) jantlarda olacak, ancak ön lastikler 2.5 cm, arka lastikler ise 3 cm daha dar olacak; bu da pilotların daha az lastik teması ile daha fazla iş yapacakları anlamına geliyor.
Aerodinamik pakette de ciddi değişiklikler yapıldı. Artık arabaların tabanları daha düz ve arka tampona entegre olan (ve araba altından geçen hava akışını düzenleyen) difüzörler daha az eğimli olacak. Arka kanatta ise basitleştirilmiş uç plakaları yeralacak ama alt kiriş kanadı olmayacak. Arabalara geçmişteki yan kanatlara benzer ‘hava akışı kontrol panelleri’ yerleştirilecek; bundaki amaç ise aracın önünden gelen hava akışının içeri doğru yönlendirilmesini teşvik etmek ve takip etmeyi kolaylaştırmak. Ayrıca, daha önceki arabalarda bulunan tekerlek kemeri kaşları kaldırıldı. Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), bu değişiklikler sonrası yere basma kuvvetinin %15-30, sürtünmenin ise %40-55 oranında azalacağını öngörüyor.
Bir başka büyük değişiklik ise ‘aktif aerodinamik’ olarak bilinen sistemde yapıldı: Arabalara daha önceki sürüklemeyi azaltma sistemine (DRS) benzer şekilde çalışacak olan hareketli bir arka kanat ve aracı dengelemek için tasarlanmış hareketli bir ön kanat konulması kararlaştırıldı. Bu düzenleme düzlüklerde açık olan bu kanatların virajlara girerken kapanması esasına dayanıyor ve arabaların düzlüklerdeki sürtünmesini azaltmayı ve böylece düz hat hızını artırmayı amaçlıyor. Açık mod, kural kitabında (biraz da kafa karıştırıcı bir şekilde) ‘X modu’ olarak biliniyordu, ancak şimdi ‘düzlük modu’ olarak adlandırılacak. Kapalı kanatlar ise ‘Z modu’ olarak adlandırılıyordu, bu da ‘viraj modu’ olarak değiştirildi.
Şasi güvenliğini artırmak adına özellikle ön çarpışma yapısında, ikincil çarpışmalar için iki aşamalı bir düzenleme yapıldı. Yan darbe testi, hem kokpit hem de yakıt hücresi çevresinde daha katı hale getirildi. Devrilme koruma çubuğunun yük kapasitesi 16 G’den 20 G’ye yükseltildi (yani aracın ağırlığının 20 katına dayanacak kuvvete taşındı) ve test yükleri 141 kN’dan 167 kN’a (yaklaşık 17 ton’a) çıkarıldı. Bunların gerçekleşmesi için takımların arabalarında daha güçlü malzemeler kullanmaları gerekecek.
Güç ünitesinin temelini yine içten yanmalı V-6 motor oluşturuyor. Ancak, bu motorun katkısı 736-751 beygir gücü’nden 536 beygir gücü’ne düşerken, elektrik motorunun katkısı 161 beygir gücü’nden 469 beygir gücü’ne (neredeyse üç katına) çıkarıldı. Bu da her iki güç ünitesinin hemen hemen eşit ağırlıkla is yapacağı anlamına geliyor. Frenleme sırasında geri kazanılabilen enerji miktarı iki katına çıkarılarak tur başına toplam 8,5 MJ’a (2,4 kilowatt-saat’e) ulaştı.
Geriye kalan değişiklikler ise turbo şarja bağlı olan ve egzoz ısısından enerji geri kazanan hibrit sistem parçasının (MGU-H) kaldırılması ve benzin istasyonlarında satılan yakıta yakın özelliklere sahip sürdürülebilir yakıt kullanma zorunluluğu oldu.
Yeni düzenlemeler pilotlara iki farklı sürüş seçeneği sunuyor. Bunların ilki enerji geri kazanım sisteminden (ERS) ekstra enerji sağlayan bir ‘güçlendirme modu’. Pilotlar arabalarını maksimum güce çıkaran bu seçeneği tur boyunca diledikleri yerde ve amaçla (atak veya savunma anında) kullanabilecekler. Diğer seçenek ise geçiş için güç artırma işlevi gören ‘geçiş modu’. Pilotlar bu modu -bu sene kaldırılan DRS gibi- yalnızca belirli bir bölgede, takip eden aracın bir saniyede yetişecek kadar yakın olduğunu gösteren bir tespit sinyalinden sonra kullanılabilecekler.
mail: mete.altintas@abcspor.com
twitter: @eses_mete

