https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

STEAU BUKRES, DINAMO KIEV VE KIZILYILDIZ, BİR DAHA ASLA !!

Okunması Gerekenler

Kapitalist düzenin yok ettiği futbol devleri dendiğinde; aklımıza gelen ilk 3 kulüp; Steau Bükreş, Kızılyıldız ve Dinamo Kiev.

Tabii ki yok ettiler derken, hala yollarına devam ediyor ve Avrupa arenalarında da boy gösteriyorlar, ama bir daha herhangi biri “Şampiyonlar Ligi kazanabilir mi”, sorusunun cevabını hepimiz çok iyi biliyoruz!..

Romen devi, Çavuşesku zamanının prensi Steau ile başlayalım

1985-86 sezonunda, Barcelona’yı finalde penaltılarla geçip Avrupa’nın en büyüğü olmuşlar, 4 penaltı kurtaran kaleci Ducadam da ulusal kahraman statüsüne geçmişti.

O sezonun 1 numaralı kupasının şampiyonu olarak, 2 numaralı kupanın sahibi D.Kiev’i de süper kupa maçında geçip (1-0, gol Hagi), bu prestijli kupayı da müzelerine götürmüşlerdi.

1988-89 sezonunda da, yarı finalde temsilcimiz Galatasaray’ı eleyip, Milan’la final oynamışlar ama bu kez kaybedip ikinci olmuşlardı.

Steaua, 1980’ler boyunca Avrupa’nın en istikrarlı takımlarından biri olurken, 1984-85 ve 87–88’de de (o zamanki ismiyle Şampiyon Kulüpler Kupası) yarı final oynamayı başarmışlardı.

Hagi’li, Lacatus’lu, Dan Petrescu’lu muhteşem kadro (hatta öncesinde Belodedici, Piturca gibi yıldızlar) bugün olsa, 1 sene bile ellerinde tutma şansları olmazdı çünkü günümüz futbolunda “büyük balıkların besin kaynağı olan küçük balıklar” tepedeki devler tarafından kısa sürede yutulurdu!..

Doğu Avrupa’dan Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanan ilk takım olan Steau; 1986–1989 arasına 2 şampiyonluk, 1 final ve 2 yarı final sıkıştırmıştı.

……………………………………………

Geçelim o zamanki Sovyetler, bugünkü Ukrayna devi olan Dinamo Kiev’e…

Kupa Galipleri Kupası’nda 1975 ve 1986 şampiyonlukları, Şampiyon Kulüper kupasında 1977 ve 1987 finalleri, 1975’de Bayern’i de yenerek duble yani kazanılan Super Kupa finali ve son Doğu Avrupa başarısı olan 1999 yarı finali (Schevchenko’lu kadro).

21.yüzyılda Doğu Avrupa ülkeleri, hiçbir Şampiyonlar Ligi finali hatta yarı final bile göremedi!..

1980’lerde, efsane td Lobanovski önderliğinde, 21. yüzyılın takımı diye lanse edilen makine düzenindeki efsane kadro dendiğinde ilk akla gelen isimler de; Altın Top ödülü de kazanmış Oleg Blochin ve Igor Belanov.

Kapitalist dönem sonrası, Sovyet sisteminin dağılması, oyuncuların erken yaşta Batı’ya gitmesi ile Avrupa’da sürdürülebilir zirve kaybı malum son olmuştu!..

………………………………

Üçüncü ve son durağımız da Yugoslav devi Kızılyıldız.

Yugoslav diyoruz çünkü o zamanlar daha 6 parçaya (daha sonra 7, Kosova ile 8 oldu) ayrılmamışlardı.

1991 Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonu olan takım; Savicevic’li, Prosineck’li, Mihajlovic’li, Darko Pancev’li efsane kadrosu ile harika bir oluşum idi.

Hatta Miodrag Belodedici, Steau sonrası KYıldız ile de 2. kez bu zaferi yaşarken, tarihe de geçmişti.

Yugoslavya’nın dağılması + futbolun ticarileşmesi ile oyuncular genç yaşta “ihraç malı” oldu. Ödediklei paranın 4-5 değil, 40-50 katı teklifler alan hiçbir yıldızı doğal olarak tutamadılar.

** Bir daha yaşanması çok çok zor hatta imkansız denebilecek 3 başarılı tarihi kulübü anlattı kısaca sizlere..

Paranın herşeyi satın alabildiği günümüzün kapitalist dünyasında, zaten çok iyi bir kadro kurduğun dakika (hatta kuramadan bile), bol sıfırlı bonservis ücretleri ile gelip “kapıyor ve bundan sonra da kapıp, yutacak” büyük kulüpler ellerinden yıldızları…

Kupa 2 ve 3, görece çok daha zirveye ulaşması kolay kulvarlar, ama Şampiyonlar Liginde siklet farkı çok net.

5 büyük lig diyoruz, son 20 senede İngiliz, Alman, İtalyan, İspanyol ve Fransız takımları harici 1 ülke bile finale kalamadı!..

En son bu istatistiği kırabilen; 2003-04 şampiyonu Mourinho’nun Porto’su.

Hatta 21. yüzyılda yarı final oynayabilen bu 5 ülke dışı takım sayısı bile sadece iki; 2005’de PSV ve 2019’daki Ajax. Yani ikisi de Hollanda, Batı Avrupa devi. Doğu Avrupa yarı finallerde bile yok.

Bu makus talih değişir mi? Değişmesini geçtik, makas daha da açılır diyerek karamsar bir cümleyle yazıyı bitirelim.

Son Haberler

MEL BLOUNT RULE-1978, NFL’DE AKIŞI DEĞİŞTİREN OFANS DEVRİMİ

Mel Blount Rule (1978) genelde “savunmaya vurulan kelepçe” diye anlatılır ama arka planda pek konuşulmayan epey detay var. Öncelikle Mel...

Benzer Konular