https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

REAL MADRİD BARCELONA REKABETİ, KÜRESEL DERBİNİN MİHENK TAŞLARI

Okunması Gerekenler

Dünyanın en büyük iki spor kulübü Real Madrid ile Barcelona arasında geçen, bugün El Clasico diye bilinen o büyük hikaye nasıl doğuşu; bugünkü yazımızın konusu.

Kim bilebilirdi ki, 13 Mayıs 1902’de oynanan maçla başlayan rekabetin, bugün dünyanın en büyük maçı olacağını!..

120 yılı aşan bu rekabet, iki kulübü, iki farklı toplumsal kimliği, iki zihniyeti hatta net olarak iki ayrı hayali de sahaya taşıdı.

İlk kıvılcımla başlayarak, rekabetin tarihi kırılma anlarını kısaca anlatmaya çalışalım;

İlkler unutulmaz. 13 Mayıs 1902 dedik ve o maçla başlayalım.

Genç Kral Alfonso’nun taç giyişini kutlamak için düzenlenen Taç Giyme Kupası’nın yarı finalinde (bugünkü Kral Kupasının ilk versiyonu gibi) 3-1 kazanan Katalanlar finale çıkar.

Güçlü kadrosu, İngiliz, İsviçreli ve Alman oyuncularla takviye edilmiş Barcelona, bugün Santiago Bernabeu’nun bulunduğu La Castellana’daki bir at yarışı pistinde oynanan maçta, küresel rekabetin ilk adımına imzayı atmıştı.

Rekabetin asıl güçlenip, alevlenip dönülmez yola girmesi ise İspanya’nın çalkantılı siyasi dönemlerine dayanıyor.

Barcelona çok uzun süre Katalan kimliğinin bir simgesi olarak görüldü. Katalanca konuşan, kendi kültürel kimliğini korumak isteyen bir bölgenin takımıydı. Buna karşılık Madrid ise; merkezi yönetimin, İspanyol ulusal birliğinin ve devletin bir simgesine dönüşmeye başladı.

Franco döneminde, 1930’larda Katalan ve Bask dili yasaklanırken, Barcelona armasındaki Katalan sembollerini kaldırmak zorunda bırakıldı. Hatta kulüp başkanı Josep Sunyol, Franco’nun birlikleri tarafından idam edildi. Franco’nun Real Madrid ile olan sıkı bağları ise herkes tarafından biliniyordu. Net olarak “Kralın Takımı” idi Real Madrid.

Real Madrid – Barcelona için; 1916’daki tartışmalı karşılaşmadayız kronolojik olarak…

Ezeli rekabetin ilk büyük kırılma anı 1916’daki tartışmalı karşılaşmadır. Barcelona ilk maçı evinde kazanırken, Madrid rövanşı 4-1 alır. Averaj kuralı olmadığı için üçüncü maç oynanacaktır.

Maçın Madrid’de oynanması kararı ve hakemliğini eski Real Madrid oyuncusu José Ángel Berraondo’nun yapacak olması Barcelona cephesinde büyük tepki yaratır. Berraondo’nun Madrid lehine üç penaltı vermesi ve Barcelona’nın bir golünü iptal etmesiyle gerilim daha da tırmanır.

Uzatmalarda 6-6 biten maçın ardından dördüncü karşılaşmayı da aynı hakemlerin yöneteceği açıklanınca ve orada da fahiş hatalar devam edince, Barcelona protesto ederek sahadan çekildi, Madrid finale yükseldi. Bu olay, iki kulüp arasındaki onlarca yıl sürecek gerginliğin temelini attı.

Tarihi rekabetin en önemli taşlarından olan 1943’teki meşhur 11-1 maçındayız şimdi de..

Copa del Generalísimo yarı final rövanşında, Barcelona ilk maçı 3-0 kazanmasına rağmen, 1001 zorbalıkla, Barcelona oyuncularının maçtan önce ordu ve polis tarafından tehdit edildiği (yenerseniz öldürürüz) iddiaları, rekabetin sporun dışına taşan yönünü gözler önüne seriyordu.

O yıllarda oynanan her karşılaşma, iki takım arasındaki çekişmeye ek olarak iki siyasi görüşün çatışması olarak görülüyordu ve bu maç ezeli rekabetin travmatik kırılma noktası oldu!..

Di Stefano ve Figo 

Birbirlerinin yıldız, hatta efsane oyuncuları ile ilgili, amiyane tabirle “yatağından çalarak” yapılan transferler de rekabeti iyice alevlendirdi. En büyük örneği ise Di Stefano ve Figo…

Arjantinli golcü Di Stefano o yıllarda hem Barcelona hem de Madrid tarafından isteniyor, Kolombiya’da oynadığı için karmaşık bir bürokratik süreç yaşanıyordu. Sonunda iki kulübün oyuncuyu paylaşacağına dair inanılması güç bir karar çıktı. Fakat Barcelona ilk imzalayan kendileri olmalarına rağmen, daha sonra paylarını Madrid’e devrettiler ve Di Stefano tamamen Real Madrid’in oyuncusu oldu.

Bu karar Barcelona tarihinin en ağır pişmanlıklarından biri sayılıyor, zira dünya yıldızı Di Stefano 308 gol atarak Real Madrid’i Avrupa’nın zirvesine taşıyan isim oldu.

Barcelona’da kaptanlığa kadar yükselen Figo’nun Real Madrid’e geçmesi, spor tarihinde ihanetin sembolü olarak hafızalara kazındı. Figo’nun Camp Nou’ya ilk dönüşünde sahaya atılan domuz kafası futbol tarihinin en unutulmazları arasında yer alır.

Cruyff ve tarihi galibiyet

Ve son olarak da 1974’ü yazalım. Barcelona’nın Real Madrid’i Bernabeu’da 5-0 yenmesi, Katalanlar için sportif olduğu kadar adeta psikolojik bir devrimdi. Cruyff sadece bir futbolcu değil, aynı zamanda bir futbol felsefesi getirmişti Katalanlar’a (hala o stadda alınan en farklı galibiyettir).

Hikayenin sonrasını zaten hepimiz biliyoruz. Bugüne dek 230’dan fazla kez karşılaşmış ve dünya döndükçe sürecek bu en büyük rekabet, her dönem eklenen yeni hikayeleri ile (yakın dönem Messi vs Ronaldo), yeni bir kahraman(lar) ve yeni bir düşman(lar) yarattı.

Fazla uzatmadan; maçlar sadece skorla değil; siyasi baskı, hakem kararları, transfer krizleri, saha içi gerilim ve psikolojik savaşlarla şekillenip, her kuşak, kendi “travmatik El Clasico anlarını” yaratarak çığ gibi büyümeye devam etti.

Bu yüzden El Clasico sadece bir maç değil, futbol tarihinin çok net yaşayan bir efsanesidir ve bu derbinin küresel çekiciliği, futbolun evrensel cazibesi ile bu iki efsanevi kulübün manyetik çekiminin bir kanıtıdır.

Son Haberler

SPORUN KARANLIK LABORATUVARI; BİLİM, DOPİNG VE BALCO SKANDALI

BALCO Skandalı: Modern Sporun En Büyük Doping Çöküşü Spor tarihinde birçok doping vakası yaşandı. Ancak BALCO Skandalı, yalnızca bireysel sporcuları...

Benzer Konular