https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

İLK KADIN ESKRİM EFSANESİ ILONA ELEK: ENGELLERİ AŞAN ŞAMPİYON

Okunması Gerekenler

Ilona Elek: Engelleri Aşan Olimpiyat Şampiyonu

Spor tarihinde bazı isimler sadece kazandıkları madalyalarla değil, yaşadıkları zorluklarla da unutulmaz olur. Macar eskrimci Ilona Elek Schacherer, tam da bu isimlerden biri!.

Kadın olduğu için küçümsendi, Yahudi kökeni nedeniyle dışlandı, savaş yüzünden kariyerinin en verimli yıllarını kaybetti ve siyasi baskılarla defalarca engellendi.

Buna rağmen iki Olimpiyat altın madalyası kazandı ve tarihin en büyük kadın eskrimcilerinden biri olarak anıldı.

Müziği Bırakıp Eskrimi Seçti

Ilona Elek, 17 Mayıs 1907’de Budapeşte’de doğdu. Ailesi ve yakın çevresi ona “Csibi” diye hitap ediyordu. Babası Yahudi kökenli bir tüccar, annesi ise Katolik bir terziydi. Macar yasaları gereği annesinin diniyle yetiştirildi.

Çocukluğunda piyano eğitimi aldı ve Budapeşte Kraliyet Ulusal Macar Müzik Akademisi’ne kabul edildi. Asıl hedefi profesyonel bir piyanist olmaktı. Ancak aynı dönemde gizlice eskrim dersleri almaya başladı.

1924’te kadınların Olimpiyatlarda yarışmasına izin verilmesine rağmen toplum hala kadınların eskrim yapmasını uygun görmüyordu. Ilona ve kız kardeşi Margit, ailelerinin piyano dersleri için verdiği parayla eskrim ekipmanı satın aldı ve Macaristan’ın ilk kadın eskrim kulübüne katıldı. Bunu uzun süre ailelerinden ve okullarından gizlemek zorunda kaldılar.

Babası, eskrimin bileğini sertleştirip piyano kariyerini bitireceğini düşündüğü için bu spora karşı çıktı. Müzik Akademisi yönetimi de aynı gerekçeyle baskı yaptı. Ancak Ilona kararını verdi: Piyanoyu bıraktı ve tüm hayatını eskrime adadı.

Yeteneği Erken Keşfedildi

Macar Eskrim Federasyonu Başkanı Géza Krenchey, Ilona’nın yeteneğini fark ederek babasını ikna etti ve onu dönemin en büyük antrenörlerinden Italo Santelli ile çalışmaya yönlendirdi.

Krenchey’in Ilona hakkında söylediği söz, onun potansiyelini özetliyordu: “Nasıl bir piyanist olur bilmiyorum ama onun gibi yüzlercesi belki bulunabilir. Fakat Csibi gibi bir eskrimci yüz yılda bir doğar.”

1927’de ilk Macaristan şampiyonluğunu kazandı. 1928 Amsterdam Olimpiyatları için yedek kadroya seçilmesine rağmen kadroya alınmadı.

Antrenörü Santelli onun için şu unutulmaz yorumu yaptı: “Csibi bir primadonna. Seyirci olmadan yarışamaz.”

Gerçekten de Ilona, büyük turnuvalarda her zaman en iyi performansını sergileyen sporculardan biri oldu.

Hem Kadın Olduğu İçin, Hem de Yahudi Olduğu İçin Engellendi

1929 Avrupa Şampiyonası’na federasyon bütçe yetersizliğini gerekçe göstererek kadın sporcu göndermedi. Ilona’nın babası masrafları kendi cebinden karşılayınca yarışmaya katılabildi.

1930 yılında ise kız kardeşini savunduğu için tamamı erkeklerden oluşan jüri tarafından iki yıl men cezası aldı. Bu yüzden 1932 Los Angeles Olimpiyatları’nı kaçırdı.

Yasaklı olduğu dönemde bile her gün antrenman yapmayı sürdürdü. Gündüzleri kız kardeşiyle birlikte bir seyahat şirketinde çalışıyor, sabah ve akşam antrenman yapıyordu.

Dünya Şampiyonluğu ve Berlin’e Giden Yol

1933’te Avrupa Takımlar Şampiyonası’nı kazandı.1934 Dünya Şampiyonası finalinde kız kardeşi Margit Elek’i yenerek dünya şampiyonu oldu.

Tam kariyeri yükselirken bu kez Yahudi kökeni nedeniyle kulübünden ayrılmak zorunda bırakıldı. Önce ülkenin en güçlü eskrim kulübünden çıkarıldı, ardından başka kulüpler de onu kabul etmedi. Sonunda Yahudi sporculara da kapılarını açan Dedektif Atletizm Kulübü’nde çalışmalarını sürdürdü.

Tüm bu engellere rağmen 1936 Berlin Olimpiyatları’na Macaristan’ın en büyük madalya umutlarından biri olarak gitti.

Berlin 1936: Hitler’in Önünde Gelen Zafer

1936 Berlin Olimpiyatları Ilona Elek’in kariyerindeki dönüm noktası oldu.

Turnuvanın favorileri arasında Alman Helene Mayer ve Avusturyalı Ellen Preis bulunuyordu. Ancak Ilona rakiplerini tek tek geçerek altın madalyaya ulaştı ve olimpiyat şampiyonu olan ilk Macar kadın sporcu unvanını kazandı.

Berlin Olimpiyatları aynı zamanda Macaristan’da radyodan canlı yayınlanan ilk Olimpiyat organizasyonuydu. Ülkesi onu ilk kez gerçek anlamda tanımaya başladı.

Savaş Kariyerini Durdurdu

Berlin’den sonra emekliliğini açıkladı ve yeniden piyano eğitimine döndü. Ancak kısa süre sonra yeniden milli takıma çağrıldı ve geri döndü.

Tam bu dönemde II. Dünya Savaşı başladı. 1940 ve 1944 Olimpiyatları iptal edildi. Dünya Şampiyonaları da yıllarca düzenlenmedi.

Yahudi kökeni nedeniyle spor yapması yasaklandı. 1944’te yayımlanan kararlarla sarı yıldız taşıyan Yahudilerin spor organizasyonlarına katılması tamamen yasaklandı.

Ilona ve kız kardeşi Margit, Budapeşte’de saklanarak Holokost’tan kurtuldu. Antrenörü Italo Santelli ise savaş sırasında hayatını kaybetti.

Savaş, Ilona’nın kariyerinin en verimli yıllarını elinden aldı.

12 Yıl Sonra Gelen İkinci Olimpiyat Altını

Savaş bittikten sonra harabe hâline gelmiş salonlarda yeniden çalışmaya başladı.

1948 Londra Olimpiyatları’na geldiğinde artık 41 yaşındaydı. Birçok kişi onun yaşının geçtiğini düşünüyordu. Ancak Ilona herkesi şaşırtarak ikinci kez Olimpiyat şampiyonu oldu.

Finalde ABD’li Maria Cerra karşısında 0-2 geriye düşmesine rağmen maçı çevirdi. Son karşılaşmada Danimarkalı Karen Lachmann’ı yenerek tam 12 yıl aradan sonra yeniden Olimpiyat altın madalyasını kazandı.

Bu başarı, Olimpiyat tarihinin en etkileyici geri dönüşlerinden biri olarak kabul edilir.

Hakem Hatasıyla Kaçan Üçüncü Altın

1951’de 44 yaşında yeniden dünya şampiyonu oldu.

1952 Helsinki Olimpiyatları’na giderken siyasi nedenlerle seyahatine bile izin verilmek istenmedi. Uzun tartışmalar sonunda devlet görevlileri eşliğinde yarışmasına izin çıktı.

45 yaşındaki Ilona bütün eleme maçlarını kazandı. Finalde ise tartışmalı bir hakem kararı sonucu altın madalyayı kaybederek gümüş madalyada kaldı. Daha sonra görüntüler hakemin hata yaptığını ortaya koymasına rağmen sonuç değişmedi.

Bu olaydan sonra otomatik puanlama sisteminin en güçlü savunucularından biri oldu.

Son Yılları

1955 Dünya Şampiyonası’nda bronz madalya kazandı. 1956 Melbourne Olimpiyatları için hazırlansa da bu kez “yaşlı” olduğu gerekçesiyle milli takıma alınmadı.

Aynı yıl Macar Devrimi sırasında, kendisini Olimpiyat kadrosuna almayan spor yöneticisini evinde saklayarak dikkat çekici bir insanlık örneği gösterdi.

Aktif sporu bıraktıktan sonra milli takım kaptanlığı yaptı, genç sporcular yetiştirdi ve çocukluğunda bıraktığı müziğe geri döndü.

1959 Budapeşte Dünya Eskrim Şampiyonası’nın açılış müziğini besteledi. Ayrıca birçok şarkının bestecisi oldu. 1968’de kız kardeşi Margit ile birlikte anılarını yayımladı.

Mirası

Ilona Elek, yalnızca büyük bir sporcu değil, aynı zamanda önyargılara karşı verilen mücadelenin sembollerinden biri oldu.

Kariyeri boyunca:

2 Olimpiyat altın madalyası (1936, 1948)
1 Olimpiyat gümüş madalyası (1952)
6 Dünya şampiyonluğu
5 Avrupa şampiyonluğu
9 Macaristan şampiyonluğu kazandı.

Macaristan’ın ilk kadın Olimpiyat şampiyonu oldu. 1983 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi Olimpik Liyakat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra Uluslararası Eskrim Onur Listesi ve Kadın Sporları Onur Listesi’ne kabul edildi.

** 24 Temmuz 1988’de, 81 yaşında Budapeşte’de hayatını kaybetti.

Son Söz

Ilona Elek’in hikayesi yalnızca madalyaların hikayesi değildir. O; kadın olduğu için küçümsenen, Yahudi olduğu için dışlanan, savaş yüzünden kariyeri yarıda kalan ve siyasi baskılarla defalarca engellenen bir sporcuydu. Buna rağmen vazgeçmedi.

Onun hayatı, yeteneğin ancak azimle birleştiğinde tarihe geçtiğinin en güçlü örneklerinden biri olarak spor tarihindeki yerini koruyor!.

Son Haberler

KADIN FUTBOLU EN DEĞERLİ KULÜPLER

Kadınlar Futbolunda dünyanın en değerli kulüpleri sizce hangileri ? Herkes Avrupa devleri diye düşünecektir ama ilk 6 sıra Kuzey Amerika'dan!. Angel...

Benzer Konular