MORAL OLDU

Benim aklım hala Kayseri maçında. Bir türlü unutamıyorum yaşananları. O maçı kazanmış olsak ligde 3 maç galibiyet üstüne bir de Zenit’i yenmemiz çok iyi bir hava yakalamamıza sebep olacaktı. Biliyorum o mağlubiyete takılmamak, önümüze bakmak lazım ama çok iyi bir fırsatı kaçırmış olduk. Yine de bu akşam Rusya Ligi’nin liderine karşı alınan galibiyet iyi bir moral oldu bizim için. Aksi bir sonuç haftasonu oynayacağımız çok önemli Konya maçına da olumsuz yansıyabilirdi.

 

Tabii bir de UEFA Kupası’nın bir çok başka getirisi var bizim bu aralar çok fazla düşünmediğimiz ancak aslında bir hayli önemli olan. Bir defa seneye Avrupa Kupaları’na katılsak ta katılmasak ta UEFA puanımız çok az. Ne kadar toplasak kardır ilerki yıllar için. Bir de olayın finansal boyutu var.Şampiyonlar Ligi ile mukayese kabul etmese bile geçilecek turların getireceği katılım payı , tribün ve naklen yayın gelirine böylesine sıkıntılı bir dönemde çok ihtiyacımız var. Ayrıca kayıp bir sezon gibi gözükmekle beraber en azından hatırlanacak pozitif bir hikaye de çıkabilir bizim için UEFA Kupası’ndan.

 

Buradan gecenin yeşil sahada olan bitenine dönersek oyun olarak çok iyi bir ilk 45 dakika geçirdiğimizi söyleyebilirim. Yine oldukça istekli ve coşkulu başladık maça Kadiköy’de son maçlarda olduğu gibi. Zenit neredeyse orta sahayı geçemedi penaltı pozisyonuna kadar. Eskiden 11 kişi sahasına kapanıp defans yapan Anadolu takımları gibilerdi. Bunda Fenerbahçe’li futbolcuların defansı öne çıkartmaları ile orta sahada tüm dönen topları almaları etkili oldu. Oyunun bu bölümünde 2013/2014 sezonundan esintiler seyrettirdi bize Ersun Hoca’nın öğrencileri. O baskı, o tempo, fazla gol pozisyonuna girememiş olsak ta belli ki hocanın istediği oyun şekliydi.

 

Peki böylesine baskı kurmuş olmamıza rağmen neden gol pozisyonu sayımız beklenenden azdı ? Bunun 2 nedeni var bence. Birincisi , yine 2013/14 sezonundan örnek vermek gerekirse 4-3-3 sistemindeki açıklarımız o sezon Kuyt, Sow ya da Emenike idi. Bu üç oyuncudan ikisi sağaçık ve solaçık oynuyorlardı. Hepsi de santrafor özellikli oyunculardı. Atak diğer taraftan gelişiyorsa muhakkak ceza alanına girip hedef santraforu destekliyorlardı. Bu akşamki açıklarımız Valbuena ve Moses iyi performans göstermiş te olsalar ceza alanında çok fazla gözükmüyorlar. Dolayısıyla Slimani de savunulması çok kolay bir hale geliyor.

 

Bir diğer neden ise orta saha oyuncularından gelen destek. Geçtiğimiz günlerde 2000-2001 şampiyonluğundaki kaptanımız Ogün Temizkanoğlu FBTV’de o sezonu anlatırken , ”Tüm orta saha oyuncuları, hepimiz sürekli ceza alanına koşular yapıyorduk. Bir orta yapıldığında 4-5 kişi muhakkak ceza sahası içindeydik. Biri vurmasa arkasındaki topa vuracak pozisyonda oluyordu muhakkak” dedi. Bu çok önemli bir özellik. Bugünkü orta sahamızda Jailson, Topal, Eljif hepsi çok iyi mücadele ettiler ama Jailson ve Topal’ı rakip ceza sahasında akan oyunda neredeyse hiç görmedik.Eljif’in ise bildiğimiz gibi bitiricilik ile ilgili henüz daha kendini geliştirmesi gerekiyor.

 

Tabii çok iyi mücadele eden sadece orta saha oyuncularımız değildi bu akşam. Isla kaldığı yerden devam ediyor. Hasan Ali belli bir standardın altına hiç düşmüyor. Ancak esas önemli olan Skrtel-Sadık uyumu. Sanki birbirini iyi tamamlayan ve bu akşamki gibi rakibe pozisyon vermeyen bir stoper ikilisine kavuştuk izlenimi edindim. Maç öncesi Dzyuba’nın fizik üstünlüğü endişe veriyordu. Halbuki Skrtel’in tam dişine göre fizikli ama yavaş bir oyuncu Dzyuba. Nitekim Skrtel onu özellikle havadan yedi bitirdi. Sadık ise hırsıyla, mücadelesiyle, tekmeye kafa sokan oyun tarzıyla kısa sürede taraftarın sevgilisi olmayı başardı. Tribün için önemlidir böyle kendileriyle özdeşleştirebilecekleri oyuncular. Açıkçası uzun zamandır böyle bir figürün eksikliğini çekiyorduk. Daha çok eksiği var Sadık’ın ama bunlar çok çalışarak giderilebilecek eksiklikler. Yeter ki o kendini geliştirsin ve yüreğini sahaya koymaya devam etsin. Eğer öyle olursa bu yolun sonu sembol oyuncu ve takım kaptanı olmaya kadar gider.

 

Ve son olarak ta Harun’a bir parantez açmadan olmaz bu gecenin sonunda. Tura tutunmamızı sağladı müthiş penaltı kurtarışıyla. %50 civarında penaltı kurtarma oranı olduğu söyleniyor. Bu müthiş bir rakam. Muhakkak bu konuda çok çalışmıştır, ekstra antremanlar yapmıştır. Aynı ekstra antremanları yan toplar konusunda da yapması gerekiyor, belki de yapıyordur zaten. Komple bir kaleci olmak için buna ihtiyacı var. Yaşı genç değil 29 ama kaleci olduğu düşünülürse daha önünde uzun bir kariyer var. Yine de rövanş maçında onun penaltılar konusundaki uzmanlığına ihtiyacımız olabilir. Maçın penaltılara kalması hiç te uzak bir ihtimal değil. Orada da yeteneklerini sergiler ve bizi bir üst tura taşırsa Harun, işte o zaman tüm camia için 2 kat daha fazla bir moral olur. 2018/2019 sezonuna bakarsınız Fenerbahçe’nin UEFA Kupası performansı damga vurur.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz