BUNA DA ŞÜKÜR

Okunması Gerekenler

HERŞEY YÖNETİM KADROLARININ YETKİNLİĞİ İLE BAŞLAR…

10 Ağustos tarihli yazımda “Herşey strateji ile başlar” demiştim ve konuyu açacağımı belirtmiştim. Evet, doğru herşey o stratejileri oluşturan...

YAĞIYOR MÜBAREK

Viyana bozgununun ardından uzun müddet Buda’yı savunmak zorunda kalan Abdurrahman Abdi Paşa savaşırken şehit düşüyor, şehit düştüğünde paşa tam...

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR…

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR… Değerli ABC SPOR okurları, Bu köşede güncel futbol olaylarını referans alarak futbol dünyasının tüm paydaşlarını kapsamlı olarak...

Bu sezonki kırılganlığımız, yenik duruma düşünce maçları çeviremeyişimiz düşünülürse, 2 gol yedikten sonra Anderlecht deplasmanından 2-2 ile dönmeye şükretmek lazım. Çok mu iyi oynadık ? Hayır. İlerisi için ışık verdik mi ? Maalesef. Ama sonuçta istediğimizi aldık. Kadiköy’de eski gücünden çok şeyler kaybetmiş olan Anderlecht’i yeneceğimiz varsayımından yola çıkarsak gruptan çıkma adına büyük bir avantaj elde etmiş olduk.

Bugün maça aslına agresif başladık ancak bunu her zaman olduğu gibi yaratıcı oyuncu eksikliğimiz yüzünden fazla pozisyona çeviremedik. Bu ”yaratıcı oyuncu” konusu bugünün problemi değil. Taa iki sezon önce Advocaat gelir gelmez bu teşhisi koymuştu. Zaman içerisinde ileri gideceğimize geriye gittik. Reyes, Frey gibi oyuncuların takıma girmesiyle ”teknik” eksikliğimiz daha da arttı.
Yalnız burada Frey’e bir parantez açmak lazım. Evet, topu kontrol ederken hemen anlıyorsunuz bir sıkıntı olduğunu. İnce işlerde onu görmek pek mümkün değil. Ama adam resmen paralıyor kendini. Dakika olmuş 85, oyuncularımızın çoğunun yorgunluktan dili dışarı çıkmış, Frey tek başına 3 kişiye basıp pres yapıyor, üstüne üstlük top ta kazanıyor. Ha, bu Fenerbahçe’de santrafor olmak için yeterli bir özellik midir ? Elbette değil ancak iyiniyetini görünce insan kızamıyor Frey’e.
Örneğin son dakikalarda oyuna giren Alper bile onun kadar koşmuyor o kısa zaman aralığında. Reyes’in rakibe yaptığı gölge markaj canımı sıkıyor. Rahatsız edeyim, bozayım, yüzünü döndürmeyeyim gibi bir düşüncesi yok. Karşısında durayım, alanı kapatayım rakibin yeter diyor. Zannedersin pamuk helva. İnsan bir defans oyuncusundan biraz daha fazla sertlik bekliyor.
O sertliği bugün Jailson biraz gösterdi. Henüz bir Jozef seviyesinde değil tabii ki defansif olarak ama yine de o ışığı verdi zaman zaman. Yalnız son dakikalarda yine oyundan düştü, hem top kaybı yaptı hem de orta saha direncini azalttı. Aynı şekilde Eljif te sonlarda düşüyor oyundan. Hatta o defansif olarak daha da dirençsiz. İkinci gol öncesi pek te iyi bir görüntü vermedi. Pas hataları da hiç az değildi.
Eljif ne olursa olsun bizim gözbebeğimiz. Muhakkak toparlayacaktır ama sanki Slimani ve Benzia için de ilk geldiklerinde fazla mı abarttık acaba beklentileri? Benzia bu takımın en yeteneklisi. Peki sahaya yansıtıyor mu yeteneklerini ? Çok sayılmaz. Slimani için de çok iyi top saklıyor, pas trafiğine giriyor, verkaçlarda etkili, top tekniği Fernandao’ya göre daha iyi dedik. Dedik ama o da bu özelliklerini gösteremedi. İnşallah ikisinin de durgunluğu sakatlıktan yeni çıkmış olmalarından dolayıdır.
Bir de Hasan Ali faktörü var konuşulması gereken. Yemediği laf kalmayan, dalga geçilen, protesto edilen Hasan Ali. Oyununu geliştirmekle kalmadı yeni kaptanımız, saha içi liderliği konusunda da önemli adımlar attı. Fenerbahçe’ye ilk geldiğinde ürkek ve çekingendi. Artık önemli bir figür haline geldi. Hataları yok mu? Tabii ki var. Ama bugün attığı usta işi gol, ardından formasını öpmesi, hem de göstermelik değil samimi ve içten biçimde Fenerbahçe’ye bağlılığını ifade etmesi, saha içindeki üst düzey mücadelesi, hepsi çok güzeldi. Bana göre artık takımdaki solbek tartışması sona erdi. Solbek konusundan çok daha ciddi problemlerimiz olduğunu sanırım herkes kabul etti.
Hasan Ali dışında bir başka güzellik te Fenerbahçe deplasman tribününün yine yeni yeniden verdiği müthiş destekti. 2-0 geri düştüğümüzde bile bir an olsun vazgeçmediler. Hiç ama hiç susmadılar  Maçın çevrilmesinde ciddi katkı sağladılar. Hepsinin sesine yüreğine sağlık.
Bir de son olarak maçın Bulgar hakeminden sözetmeden geçemeyeceğim. İlk devre Fenerbahçe’li futbolcuları sindirmek için sahaya çıkmış gibiydi. Faul ve kartlardaki tercihleriyle adeta Yusuf Namoğlu tedrisatından çıkmış gibi bir görüntü sergiliyordu. Kırmızı kart görmeden maçı bitirmemiz adeta mucize gibiydi. Neyse ki korkulan olmadı. Geriden geldik, 1 puanı cebimize koyduk. İhtiyacımız olan özgüvenin bir kısmını da yanında bonus olarak aldık. Buna da şükür, fazla hasar almadan Anderlecht deplasmanını atlattık.
mail: alp.eralp@abcspor.com
twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikUZAT ŞU LANET TEREYAĞINI
Sonraki İçerikTÜKENİŞ

Son Haberler

HERŞEY YÖNETİM KADROLARININ YETKİNLİĞİ İLE BAŞLAR…

10 Ağustos tarihli yazımda “Herşey strateji ile başlar” demiştim ve konuyu açacağımı belirtmiştim. Evet, doğru herşey o stratejileri oluşturan...

YAĞIYOR MÜBAREK

Viyana bozgununun ardından uzun müddet Buda’yı savunmak zorunda kalan Abdurrahman Abdi Paşa savaşırken şehit düşüyor, şehit düştüğünde paşa tam 70 yaşında. Abdurrahman paşanın bu yiğitliğine...

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR…

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR… Değerli ABC SPOR okurları, Bu köşede güncel futbol olaylarını referans alarak futbol dünyasının tüm paydaşlarını kapsamlı olarak sizlerle incelemeye çalışacağım. Aslında konu...

PANDEMİ SONRASI İLK ŞAMPİYON FERRO

PANDEMİ SONRASI İLK ŞAMPİYON FERRO COVID-19 pandemisi nedeniyle dört aylık aranın ardından düzenlenen ilk turnuvada, Anett Kontaveit'i iki sette geçen Fransız Fiona Ferro şampiyonluğa ulaştı. WTA...

TEKMELİK

TEKMELİK “Onu iki kez uyardım, tekmeliğin dönmüş düzelt bak ayağın kırılır diye ama bana tekmeliğe bir türlü alışamadığını söyledi ve ertesi gün hastanede ziyarete gittim” 1992-93...

Benzer Konular