efeSadece iki gün kaldı… Olimpiyat meşalesi, 4 yıllık aradan sonra tekrardan yanacak. Bizse, en sevdiğimiz spor dalını, yani basketbolu, altı kıtadan temsilcilerin en iyilerinden seyredeceğiz. Türk bayrağını yine bu branşa taşıyamadık, fakat basketbol sevgimiz daima bâki. Dolayısıyla, görelim bakalım, bizim yapamadığımızı yapanlar, daha neleri başarabilmeye kâdirmiş?

 

13592254_10153927705449132_5791847691436447493_nA GRUBU

İşin doğrusu, kadınlar branşının aksine erkeklerde bir kura adaletsizliği apaçık göze çarpıyor. Kanada’yı Amerika elemelerinde geçme şerefine erişip doğrudan buralara gelen Venezüela, Asya’nın yüzyıllardır en büyüğü olmasına karşın böylesi turnuvalardaki yegane hedefi ilk 8’e kalabilmek olan Çin ve Okyanusya’dan genellikle güle oynaya her Olimpiyat’a katılan fakat bu arenada en fazla Çin kadar ses getirebilen Avustralya, A Grubu’ndalar. Onların biraz “hafif” kalmasının sebebi ise, Fransa, Sırbistan ve ABD gibi süperdev rakipleri. B Grubu’nda ise Nijerya hariç herkes herkesi biçip doğrayabilecek kudrette. Hem çapraz eşleşmede ilkin ABD’den kurtulma payı hem de görece kolay rakipler yüzünden, A Grubu’na düşmek, talih kuşuyla eşdeğer olsa gerek.


Fransa
: Tüm kadro kalitelerine karşın, ikinci elemelerde epey zorlandılar. Filipinler olsun, Yeni Zelanda olsun, Türkiye olsun; herkes karşısında son çeyreğe dek kabus gördüler. De Colo, Parker ve Tillie’nin yarattığı fark olmasa, büyük sürprizler yaşabilirlerdi. Burada o ekibe, en mühim eksik, yani Gobert katılıyor. Birebir savunmada şahane bir güç yaratan, ama ikili oyun ve yanlardan gelen penetreler konusunda eksik kalan Gobert, takımın savunmasını tek başına 2 basamak yükselttiği için çok kıymetli bir silah. De Colo ise, artık takımın tümden tek süperyıldızı haline gelmiş durumda. Parker, Diaw, Batum, Pietrus ve Gelabale gibi gedikliler de tecrübeyle ona yardım edecekler. Diot, Lauvergne ve Heurtel ise, sağı solu belli olmayan (dış ve iç) skor silahları konumundalar ve Kahudi’nin savunması ile birlikte benchi güçlendiriyorlar. Eğer fiziksel yorgunluğa yenilmezlerse, ABD’nin temposuna ayak uydurabilen yegane takım olurlar. Gruptan çıkmaları garanti, ötesi için çapraz grubun devlerini görmek lazım.

 

ABD: Yine seç-beğen-al şeklinde bir toplama takımla geliyorlar. İlk beş, yani Irving-Thompson-Durant-Melo-Cousins, gelene geçene 100+ sayıyı güle oynaya atarlar. İşin ilginç yanı, benchteki beş, yani Lowry-Butler-George-Green-Jordan ise, en kral rakibe bile 70 sayıdan fazlasını attırmayacak kadar sağlam bir savunma duvarı teşkil ediyor. Barnes ve DeRozan da, işler zora girdiğinde fark yaratabilecek atletler. Kyrie Irving‘e ve oyun kuruculuk meziyetlerine çok ihtiyaç duyacakları kesin, ama bir noktadan sonra zaten atletizm, tempo, hız, güç ve sair fizik avantajı zaten ABD’yi rakiplerinden 10 basamak üste taşıyor. Bu yüzden, 10 yıl evvelki, yani 2006’daki hatalarını tekrarlamadıkları sürece, altın madalyaya ulaşmamaları mucize olur. Koç K milli takıma veda ederken, bol bol hızlı hücum ve alley-oop seyretmeye hazırlanın…

 

Venezüela: İşte geldik hakiki sürprize. Adı sanı duyulmuş bir basketbol ülkesi değilken, rakiplerini aşıp kapağı Olimpiyatlar’a attılar. Hakikaten destansı bir başarı. Gelgelelim, kuvvetle muhtemel ki, 1992’deki Angola misali, onlar da ‘etrafa şöyle bir bakıp geri dönme’ ekolüne geçecekler. Zira kadroda 2.06’dan uzun oyuncu yok, ve zaten uzun oyuncuların dominantlığı gibi bir şey söz konusu değil. Gaziantep’ten tanıdığımız Jawad Williams’ı andıran Miguel Ruiz, 1 numaradaki Gregory Vargas, 2 numaradaki Jose Vargas ve Cox, ve de kariyerini NCAA’de sürdüren ve bu turnuvada dikkatleri çekecek olan forvet Perez, bu ekibin söz etmeye değer parçaları. Çin’i yenebilirlerse, destan yazmış olurlar. Ötesini konuşmak yersiz.
Sırbistan: Eurobasket 2015 kadrosundan ‘Profesör’ Nemanja Bjelica‘yı çıkartın (ki Bjelica Minnesota’ya gitti gideli bildiğimizden çok uzak bir profil çiziyor). Gelse takıma sınıf atlatacak, 2.22’lik muazzam ve eşsiz pivot Boban Marjanovic ve bıçkın pivot Nurkic yine takıma katılmayıp ‘NBA kampı’ desin. Kuzmic kof çıksın. Yerlerine getirebildiğiniz isimlerse, senelerdir Avrupa’nın orta düzey takımlarında gezinen Stimac ve Macvan olabilsin. Tek muteber pivotunuz, ikili oyundan ve fırsatçılıktan ötesini göremeyen, kendisinden 1 santim bile uzun bir oyuncuya karşı ne müdafaada ne de hücumda oynayamama alerjisini yenemeyen Raduljica olsun. Denver Nuggets’ın çelik kasası Jokic’i 4 mü yoksa 5 mi oynatacağınıza karar veremeyin. Ve tüm bunlara rağmen, madalya adayı olmayı başarın. İşte Sırbistan, böyle bir yetenek ve rotasyona sahip. CSKA ile bu yıl nihayet muradına eren Teodosic, bir türlü ritmini bulamayan penetreci Nedovic, Teo raydan çıkmasın diye kendini parçalayan Jokic, savunmacı Markovic, forvetler Kalinic, Simonovic, Bircevic, ve istikrarsızlığı aştığı anda dev bir silaha dönüşen, bir diğer FB’li Bogdanovic ile, yine güçlü fakat kırılganlar. Gruptan sürpriz bir yenilgi alıp çıkacaklardır, ama çapraz gruba güçleri yetmeyebilir. İlk 8 garanti, ötesi için baht lazım, dış şutlarda geçen yılın aksine saçmalamamak lazım, lazım da lazım…

 

Çin: 18’inden beridir bildiğimiz Yi Jianlian haricinde, Çin’e dair konuşmamızı gerektirecek çok az şey var. Yao Ming bıraktığından, Wang ZhiZhi ayrıldığından beri, zaten iflahları kesilmişti. Şimdi ise, ses getirmeye hiç mecalleri kalmadı. Takım oyunu yönünden kuvvetli olabilirler, ama kadro hem çok genç ve tecrübesiz, hem de fark yaratıp istikrarlı oynayabilecek isimler çok az sayıda. Dolayısıyla, Avustralya veya Venezüela’yı yenmekten ötesine geçmeleri şaşırtıcı olur. Yine de, maçları izlerken genç pivotlar Wang Zhelin ve Zhou Qui‘ye bir göz atmakta fayda var.

 

Avustralya: Son yılların aksine epey kuvvetli bir kadroyla geliyorlar. Bogut, Baynes, David Andersen, Motum, Bairstow, Broekhoff, Ingles, Patty Mills ve Dellavedova, ekipte yerini alan mühim oyuncular. Dante Exum ve Brad Newley’nin eksikliklerini kapatmaları hiç sorun olmayacaktır, çünkü Newley’nin yerine şutör Ingles, Exum’un yerine de Mills ve Dellavedova layıkı vechiyle performans gösterirler. Her mevkide güçlü olan Avustralya, oyunun çirkin yanlarını sertlikle oynayan, çirkefliğine çok alıştığımız bir takım. Üst tura çıkacaklardır, ama sonrası için kalitelerini son damlasına dek konuşturmaları şart. (Not: Asistan koçlardan biri, Jordan’lı Bulls ile 3 şampiyonluk kazanan pivot Luc Longley, bunu da bildirelim)

 

Tahmini sıralama: 1) ABD 2) Fransa 3) Sırbistan 4) Avustralya 5) Venezüela 6) Çin

 


B GRUBU

 

Luis Scola (ARG)Arjantin: Altın jenerasyon, artık son virajı dönüyor. Ginobili, Prigioni, Nocioni, Hermann, Scola, Oberto, Delfino gibi nice canlı efsaneden geriye sadece 39’luk Ginobili, 36’lık Scola, 36’lık Nocioni ve takımdan uzun süre ayrı bırakılan 33’lük Delfino kaldı. Alt jenerasyondan gelen parlak yıldızlar, yani delifişek Campazzo, Laprovittola ve Delia‘nın tümü birden guard pozisyonunda oynuyor. Boyalı alan alternatifsizlikleri, sene boyu NBA temposunda oynayan ihtiyar Scola’ya çok ağır gelebilir; aynı durum, Nocioni ve Ginobili için de geçerli. Kısa zamanda çok sıkışık bir takvimde mücadele edecekleri gerçeği yüzünden, benzer seviyedeki rakiplerine karşı çok zorlanabilirler. Tahminim, Nijerya’yı kaliteyle, Hırvatistan’ı da tecrübeyle aşacakları ve 4. olup ABD ile eşleşecekleri yönünde. Yine de, Ginobili var kadroda neticede; her an, her şey değişebilir..

 

4 Pau GASOL (Spain)İspanya: Onların da pırlantaları son kez sergileniyor. Yani 80 jenerasyonu son kez Olimpiyatlar’da boy gösterecek. Dahası, ikiz kulelerden Marc Gasol, sakatlığı yüzünden kadroda yer alamıyor. Ibaka da devşirme hakkının Mirotic’e kullanılması yüzünden turnuvadan uzak kalacak. Sırf bu yüzden bile, ABD ile son iki Olimpiyatta giriştikleri yarışı devam ettiremeyeceklerini öngörebiliriz. Nitekim sadece Pau Gasol’ü barındıran bir pota altı Eurobasket şampiyonluğuna yetebilse dahi, burada işler öyle yürümez. Oyun kurucular, yine Rubio – Calderon – S-Rod üçlüsü. 2 numarada Navarro ve Llull, 3 numarada gittikçe formdan düşen Rudy ve genç şutör Abrines, 4 numarada Claver ve Mirotic, 5 numarada ise Pau Gasol, genç Willy Hernangomez ve 4-5 oynayabilen yaşlı kurt Felipe Reyes var. Mirotic ivmelenirse muhteşem bir dış şut gücüne dönüşebilir, ama burada ipler ona verilmiyor. Birbirlerini çok iyi tanıyan, ama ana parçalarının hemen hepsi 35’ine merdiven dayamış isimlerden oluşan bu kadro, madalya adayı, orası aşikar. Ama bu grupta çok yorulacaklardır. Sürpriz bir Brezilya mağlubiyeti kimseyi şaşırtmasın. Sonrasında daha az sıkıntı yaşayıp, 2014’te yapamadıkları yapmaya, yani ABD ile final kovalamaya çalışacaklar.


Brezilya
: 2014’ten bir Splitter ve bir Varejao eksikler. Ama kalanı tam tekmil burada. Üstelik, Splitter ve Varejao yokken top daha adilane paylaşıldığı için hem Nene çok daha mutlu, hem de takım, hakiki bir takım oyunu oynuyor. Bu da hücumlarına doğru orantıyla yansıyor. 1 numarada taze NBA’li Neto ve Huertas ve genç Luz var. 2 numarada Barbosa dinamosu ve atletik Benite yer alıyor. 3 numarada tanıdık joker Alex Garcia‘nın yanı sıra inatçı Marquinhos var. Uzunlarda günden güne parlayan Hettsheimeir ve ihtiyar Giovannoni bulunuyor, ve tabi ki takımın 1 numaralı hücum opsiyonu Nene ile yedekleri Lima ve Felicio boy gösteriyor. Eksiksizler. Taylor, Vieria, Machado gibi tanıdık isimlerin yokluğu da, bu sağlam yapı varken onları etkilemeyecektir. Nihayet ritimlerini buldular ve madalya için geliyorlar..

 

Litvanya: Güçlerini günden güne yitirseler bile, bir şekilde yine madalya almayı başarıyorlar. Fakat burası artık onların çöplüğü değil. Dolayısıyla, Valanciunas, Maciulis, Kalnietis, Seibutis, çiçeği burnunda NBA’li Sabonis’in (babası gibi olabilse keşke), Kuzminskas, Jankunas ve yıllanmış pivot Javtokas’ın işleri çok daha sıkı tutması gerekecek – hele ki böyle bir grupta. Bu jenerasyondan Seibuitis sakatlıklarla, Kalnietis de saçma pas tercihleriyle cebelleşirken, Pocius düştükten sonra yerine henüz bir dış skorer bulamadılar. Karniauskas ve Juskevicius ile Kalnietis’i, Rytas efsanesi Kavaliauskas ile de Valanciunas’ı yedeklemeye uğraşıp, geçen yılki Eurobasket’te kısmetlerine düşen şansı kovalayacaklar. Kuzminskas ve Sabonis parlayabilir, ama Valanciunas’ın düşük form gösterdiği hiçbir maçı kazanamazlar. Dolayısıyla, gruptan çıkınca işleri zorlaşacak.

 

8 Dario SARIC (Croatia); 11 Krunoslav SIMON (Croatia)Hırvatistan: Acaba Alessandro Gentile saçmalamasa ve burada Hırvatistan değil, İtalya yer alsa, B Grubu Olimpiyatlar tarihine geçer miydi? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Çünkü Simon, Bogdanovic, Saric ve ekürisi, tamamen bileğinin hakkıyla buraya kadar tırmandı. Geçen yılki Eurobasket’ten çok daha derli toplu oynamalarını, koç Aleksandar Petrovic’e borçlular. 1 numarada bir türlü yaşlanmayan Ukic, şutör Stipcevic ve aslında 2-3 numara oynasa bile playmaker’lığı kimseye bırakmayan Simon var. Hezonja ve Bogdanovic gibi, ısınınca 20 atabilen, ısınamayınca da 1/10’da kalabilen şutörleri, Babic gibi çok formda bir forvetleri, Bilan, Saric, Planinic ve Arapovic gibi hem genç hem de asla pes etmeyen, yetenek abidesi uzunları mevcut. Bu yüzden, Zoric ve Rudez misali isimlerin yokluğu onlar için önemsiz hale geliyor. Gruptan çıkabilirler, ama hedef seçecekleri maçı doğru belirlemeliler. Onları izlemek, saygın bir zevk olacaktır.

 

Nijerya: Kadroları hiç de yabana atılır cinsten olmasa bile, Afrika şampiyonunun kayda değer bir takım uyumu söz konusu değil. Çok dağınıklar. Üstelik, Al-Faroq Aminu ve Festus Ezeli gibi NBA’lilerini de getiremediler. Yine de, Diogu, Akognon, Shane Lawal, ligimizden tanıdığımız Alade Aminu ve Ben Uzoh gibi önemli oyunculara sahipler. Atletizmden yana sorunları yok, ama hem grubun genel kalite şeması hem de takım savunması onların belini bükecektir.

 

Tahmini sıralama: 1) İspanya 2) Brezilya 3) Litvanya 4) Arjantin 5) Hırvatistan 6) Nijerya

 

Herkese muazzam bir Olimpiyat keyfi dilerim…

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

Youtube: Turuncu ve Siyah Kadar Yuvarlak

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz