USTA BİR GRAND SLAM ÇEK!!!

Okunması Gerekenler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı...

bugra abcSezonun ilk grand slam’i olan Avustralya Açık başlıyor! Favoriler ve eşleşmeler gelsin…

DJOKOVIC TARAFI

Novak Djokovic bu yıl Avustralya’ya diğer büyük isimler gibi bir turnuva oynayarak gelmeye karar verdi ve adres olarak Nadal’ın Doha’sını seçti, ama umduğunu bulamadı. Ligin en iyi servisçisi Ivo Karloviç’e elenmiş olmasından öte, son sette Karloviç diri kalırken Nole servis kırma puanları gösterdi ve nihayet birinde kırdırıp elendi. Kısacası olmaz denen oldu.

Neticede Djokoviç şu an ATP turun en iyi ismi ama onu yenmenin yollarından biri ya Nadal olmak ya da çok iyi servis atıp seti uzatmak. Nole servis kıramadıkça geriliyor (büyük dörtlü içinde Gulbis-Fognini tarzı hareketler yapmaya, bağırıp çağırmaya, mesela raket kırmaya meyilli tek isim!), dahası rali dönmedikçe kendi üstünlüğünü ortaya koyamıyor. Bunu iki yıldır Amerika Açık serisinde Isner karşısında da görüyoruz (tersinden bakarsak, iyi servis atamayan isimlerinse ona karşı neredeyse hiç şansı yok).

Bu açıdan kurasını değerlendirirsek, Djokovic hiç istemeyeceği bir kura çekti. İlk iki turda elemeden gelen Aljaz Bedene (bu yıl ilk kez ATP finali gördü), ardından Albert Ramos gibi kendisini terletmeyecek rakiplerle oynayacak olsa da, finale ilerlemesi için kendisini zorlayan Raonic ve Nishikori (ya da Wawrinka) engellerini aşması gerekecek.

Djokovic ilk gerçek maçını 3. turda Fernando Verdasco’yla yapacak diyebiliriz. İspanyol Verdasco istikrarsızlığı yüzünden Nole karşısında tutunamaz, ama geri adım atan biri olmadığını oyun içinde sık sık göstermesini ve zevkli raliler çıkarmasını bekliyorum. Sonuçta Nadal’ı daha iki yıl önce bir toprak kort masters turnuvasında hiçbir bahane gösterilemeyecek şekilde yenmiş birinden bahsediyoruz.

Dördüncü tur Djokoviç için kâbusa dönüşebilir, zira ufukta belalısı John Isner, yani uzun servisçi görünüyor! ABD 1 numarası Isner’in sağlık durumu belirsiz, Hopman Cup’ta hiç iyi sinyaller vermedi. Form grafiğine bağlı olarak kurasında çelme yiyebileceği (Muller ya da Bautista-Agut) isimler var. Fakat eğer Isner sakat değilse, set başına 10’un üstünde ace ve yüksek yüzdeli ilk servislerle Nole’a uzun bir maç yaşatması, hatta sürpriz yapması beni şaşırtmaz.

Djokovic’in yakasında en alttaki dörtlü en şanssız dörtlü. Hepsi de ikinci, hatta üçüncü turda olmayı hak eden Pablo Carreno Busta ile Gilles Muller ve Dominic Thiem ile Roberto Bautista Agut eşleşti. Neyse ki formsuz Thiem ile sakat Bautista yumurtalarından birinin zaten kırılması bekleniyordu. Bautista bu hafta Auckland’da Mannarino karşısında sakat sakat oynayıp nihayet 2. sette de servis kırdırınca maçtan çekildi. Turnuvaya ne durumda geleceği belirsiz ama kendisiyle ilgili söylenebilecek en önemli şey: Büyük oyunculara karşı iyi oynar! Avusturyalı genç Thiem’in ilk baştan bu yana fazla şişirildiğini düşünüyorum ve kendisine şans tanımıyorum.

Lüksemburglu Muller ise ayrı bir başlığı hak ediyor. 30’larında kariyerinin zirvesine tırmanan bir diğer oyuncu oldu ve bu hafta Sydney’de yarı final görerek ilk kez 30’lu basamaklara kadar yükseldi. Üstelik görece formsuz olduğunu da söylemek gerekiyor. Sakatlıktan döndükten sonra geçen yıl üst üste 3 challenger kazanarak çok fit olduğunu göstermişti, bu yıla da öyle girdi. Muller’in servis ritmi çok önemli. Solak dışa servisleri ve T’ye servislerini karıştırarak attığından servisini okumak çok zor. Yine de sınırları belli bir isim ve büyük oyuncularla başa çıkmasının çok çok zor olduğunu düşünüyorum. Her halükarda, Isner’e kadar yolu var.

RAONİC-DEL POTRO TARAFI

Raonic-Del Potro tarafı diyoruz ama sırf Delpo’nun dönüşünü kutlamak için! Aslında alan Raonic’e ait!

Juan Martin Del Potro uzun süren sakatlığını nihayet bu hafta Sydney’de sonlandırdı ve iki maç kazandıktan sonra, elemelerden gelip finale kadar yürüyen Kukushkin’e iki tiebreak’te kaybederek elendi. Del Potro özellikle de backhand’ine gelen toplarda çok daha fazla zorlanıyor ve kortta henüz çok ağır. Belki erken elenmesi dinlenmesi açısından yararlı olmuştur ama sağlık durumu nedeniyle favori değil. Bu yüzden daha ilk turda Janowicz karşısında zorlanmasını bekliyorum.

Jerzy Janowicz 2012’deki Paris Masters finalinden bu yana ilk kez formda görünüyor. Hopman Cup’ta da, bu hafta Sydney’de de iyi durumdaydı, Mayer’e son set tiebreakte elenmeseydi finale kadar gidebilirdi, bu yüzden sonuç aldatıcı. Keza Radwanska’yla beraber şampiyonluğa uzandıkları Hopman Cup’ta Isner’e kaybettiği maçta da öyle basit hatalar yaptı ki, kendi bacağına sıktı denilebilir. Eğer Paris’teki gibi odaklanırsa, tam iyileşmemiş Delpo’yu elemesi beni şaşırtmaz.  Her halükarda, turu geçenin Monfils’e takılacağını düşünüyorum. Kritik soru şu: Peki Monfils ne durumda? Bu sezon henüz maç yapmadı ve sakatlık sorunu var. Ama 2014’teki formundaysa, ilk üç turu geçeceğini düşünüyorum.

Bu tarafta, uzak ihtimal olsa da sürpriz yapabilecek bir isim daha var. Türkiye’deki seyircilerin yakından tanıdığı Adrian Mannarino. Geçen yıl İstanbul’daki challenger turnuvasında rakip tanımayan Mannarino bu hafta Auckland’da ilk ATP finalini gördü ve böylece kariyerinde ilk kez ilk 40’a girdi. Az basit hata, etkili servislerle sonuca giden bir oyunu var. İşin ilginci, hiç ATP finali görmemiş olsa da, grand slam karnesi de fena değil, son 6 slam’de de ilk turu geçti.

Feliciano Lopez sezona iyi girmedi ve 2. turda birkaç tiebreak’in ardından Mannarino’ya yenilerek turnuvaya erken veda ederse şaşırmam. Mannarino’nun ne kadar ilerleyeceği vatandaşı Monfils’in sağlık durumuna bağlı. Monfils sakatsa Mannarino buradan çıkar, aksi takdirde Monfils’i 5 setlik bir maçta yenmesi bence imkânsız.

Gelelim bu yakanın esas sahibine! Dünya 8 numarası Milos Raonic görece kolay bir kura çekti. Elemelerden gelen bir rakiple oynadıktan sonra, geçen yıl iki kez devirdiği kıtadaşı Donald Young ile oynayacak. Young çok basit hatalar yapan, etkili oyununu genele yayamayan bir isim. O yüzden Raonic karşısında şansı yok.

Diğer taraftan kim gelecek, belli değil. Gönül evsahibi Hewitt istiyor ama Brisbane’e erken veda etmiş olması yaşının da ilerlemiş olmasıyla birleşince; tatsız tuzsuz ama istikrarlı bir oyunu  olan Julian Benetteau’nun Raonic’in rakibi olması daha yüksek ihtimal. Elbette ilk tur maçlarına bakmak lazım.

Her turnuvada olduğu gibi Raonic için kritik soru en sıkıştığı anda bir ace çıkarıp çıkaramayacağı. Ama Brisbane finalinde görüldüğü üzere, oyununun bir kademe daha atlamasına yol açacak esas unsur return’leri. Federer’in başını ağrıtan return-winner’ları ya da ayak dibine etkili return’leri düzenli olarak görecek miyiz görmeyecek miyiz?

WAWRINKA TARAFI

2014 Avustralya Açık şampiyonu Wawrinka’ya bu yıl şans tanımıyorum. Geçen yılın özellikle de ikinci yarısında çok istikrarsız bir tenis oynadı. Bu yıla Chennai’yi kazanarak başlamış olsa da, sezona kötü giren Goffin hariç sıkı bir rakiple karşılaşmadı. Hemen öncesindeki Mubadala Kupası’nda formsuz Nadal da dâhil olmak üzere üst üste yenilgiler aldı. Ama Avustralya Açık’ta kolay bir kura çekti. İlk turda ne yazık ki Marsel İlhan’la eşleşti. Marsel turnuvaya katılamayan isimler olunca nihayet eleme oynamak zorunda kalmadan doğrudan ana tabloya kaldı ama şans yüzüne gülmedi. Bu yıl hiç maç yapmadığından Marsel’in durumunu bilmiyoruz, bu yüzden set alıp alamayacağı da muallâk. Her halükarda, Djokovic’le eşleşmekten evladır.

Wawrinka’nın sonraki rakipleri Andujar ve Nieminen/Cuevas galibi. Bu maçlar özünde Stan’ın form grafiğini görmemiz açısından değer taşıyor, yoksa 5 sette kendisine rakip olacak isimler değil. Nieminen’de nihayet (!) yaşlılık belirtileri görülüyor, Cuevas toprakta çok iyi bir yıl geçirdi, ama sert kortta kötü olmamakla birlikte aynı performansta değil.

Stan’ın 4. tur rakipleri içinse aynısı söylenemez. Karşısına Dolgopolov, Pospisil ya da Querrey gibi üçü de iyi servis atan isimlerden biri çıkacak. Stan’ın en son isteyeceği rakibin Dolgopolov olduğunu düşünüyorum çünkü odaklanma sorunu yaşayan ama büyük maçlarda o acayip oyununu üst seviyeye çıkaran Dolgopolov çok ciddi sorun yaratacaktır. Fakat birçok oyuncu gibi Dolgopolov da müzmin sakatlardan. Ne zamandır uzun süreli sakatlık yaşamamış olsa da, tam randımanlı oynayamıyor. Pospisil içinse tam tersi geçerli. Oyununu geliştiriyor ve uzun servisçilerin çoğundan farklı olarak, iyi savunma yapıyor. Turun belki de en kötü return oyununa sahip olan Sam Querrey’i geçmesini bekliyorum, tabii Sam Amca ace’leriyle oyunu erkenden domine etmezse.

Her halükarda, bu tarafta bizi güzel maçlar bekliyor ve herkesin sağlıklı olması durumunda, Dolgopolov’un Stan’ın karşısına dikilip  uzun bir maç oynamasını ve kaderini Stan’ın değil kendisinin tayin etmesini bekliyorum.

Aslında Wawrinka’nın 4. tur rakibi kağıt üzerinde İtalyan Fabio Fognini olmalı ama ben kendisine hiçbir şans tanımıyorum. İlk iki turda kolay rakiplerle eşleşti. 2. tur rakibi Garcia-Lopez bu hafta berbat bir turnuva geçirmemiş olsaydı, Fabio’yu kesinlikle elerdi derdim ama onun da ilk turda nasıl performans sergilediğine bakarak karar vermek lazım.

NISHIKORI TARAFI

Djokovic’in yarı final rakibinin Wawrinka’yı geçen Kei Nishikori olmasını bekliyorum. Son Amerika Açık’ta final gören Nishikori’nin, (sakatlıktan dönen, daha doğrusu bir türlü tam olarak dönemeyen) Almagro ile ilk turda eşleşmesi büyük haksızlık ama çektiği kötü kura erkenden form tutmasını da sağlayabilir. Keza 2. turda Dodig de zorlu bir rakip ama Dodig’in artık grandslam’lerde maç sırasında çekile çekile adı çıktı. Sakatlığı yüzünden ilk 40’tan çıkıp 85’e kadar geriledi.

Nishikori’nin 3. tur rakibi yükselişteki iki ismin çarpışmasından gelecek: Steve Johnson-Santiago Giraldo. Kolombiyalı Giraldo turnuvanın 30 numaralı seribaşı olacak kadar iyi bir sezon geçirdi. Bu yıl henüz maç yapmadığından form durumunu bilmiyoruz ama Steve Johnson’ın form grafiği gayet yüksek. İyi servis atıp winner arıyor. Bu sayede ABD’nin 2 numarası oldu. Yine de Giraldo bir adım önde.

Kei’nin esas zorlu rakibi 4. turda Ferrer olacak. 2013’te oynadıkları 2 maçta kendisini sahadan silen Ferrer geçen yıl 4 üst düzey maçta da yenildi ama Nishikori’yi 3 maçta da son sete zorladı. Ferrer bu yıla bomba gibi girdi ve Doha’da Karlovic ve Berdych’i yenerek şampiyon oldu. Uzun ralili ve uzun bir maç oynayacaklarını düşünüyorum. Ama oraya gelmeden önce önünde kendisini zorlayabilecek, hatta eleyebilecek Gilles Simon olduğunu unutmayalım. Simon’un oyun tarzı Ferrer’i sıkıyor (kimi sıkmıyor ki?), ilginç bir maç olabilir. Simon büyük turnuvaları çok seviyor, geçen yıl çok formdaydı. Yine Ferrer’i zorlayacaktır. Ama beterin de beteri var: Simon sakatsa, oradan Marcel Granollers diye çok daha sıkıcı bir isim de çıkıp gelebilir.

Her halükarda, Nishikori’nin bu çeyrekten sıyrılacağını düşünüyorum. Elbette turun yarısı gibi onun da sakatlıklardan yakasını sıyıramadığını hatırlatmakta fayda var.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

bugra.aydar@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin öyle görevleri, bu sözlerim Erol'a.. Bir...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı plan tuttu diyebiliriz. Rakibe ön...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata yapmayayım, atarsam atarım mantığında olması...

ORTA OYUNU

ORTA OYUNU Dev derbi geldi çattı! Pandemi sebebiyle seyircisiz oynanacak olan belki de ilk derbiydi bu. İlk yarı iki takım birbirini tartarak, temkinli oynayarak başladı. Sarı-Lacivertliler...

Benzer Konular