YENİ BİR BEŞİKTAŞ

08/11/2018          

YENİ BİR BEŞİKTAŞ
Her yenilik iyi olacak diye bir kural elbette yok. Mesela ‘Yeni Türkiye’ konseptinden ben pek hazzetmiyorum. Ancak değişimin ve adaptasyonun doğanın kaçınılmaz iki kanunu olduğunu kabul edersek eldeki imkanlarla azami verimi almanın ne kadar büyük bir meziyet olduğunu daha iyi anlarız. Sezon başından beri kaybettiği oyuncularıyla zayıflayan ve yaşlanan kadrosuyla eskiden olduğu gibi kendini oyununu rakibine kabul ettiremeyen bir Beşiktaş izliyorduk. Hatta kendi oyununun ne olduğu da pek anlaşılmayan bir Beşiktaş bizlerde derin bir hayal kırıklığı yaratıyordu.
Bu akşam ise kendi liginde oynadığı 14 maçta 10 galibiyet, 4 beraberlik ve 0 (yazıyla sıfır) yenilgi alarak lider durumda bulunan ve ilk maçta kelimenin tam anlamıyla canımıza okuyan Genk karşısında Başakşehir maçında provasını yaptığımız rakibin gücüne göre oynama taktiğini sahaya yansıttık. 88 dakika da herşey yolunda gitti ama gole engel olamayınca ve forvet yokluğunun zirve yaptığı sezonda yine aynı Başakşehir maçında olduğu gibi epey bir pozisyonu cömertçe harcayınca maalesef kazanabileceğimiz maç berabere bitti.
Son dakikaları kabus gibi geçen maçta ben verilen mücadeleye ve hocanın kendini tekrar yenilemesine ve cesaretine saygı duydum. Kaliteli ayakları bir bir eksilen bir takımda un, yağ ve şeker yerine artık küflenmeye başlayan margarin, tuz ve karbonat verilen Şenol Güneş’ten yine helva yapması bekleniyor. Onun da bu akşam gördüğüm kadarıyla yine pes etmeye niyeti yok. Sakatlık probleminin de ciddi sıkıntı yarattığı sezonda benim artık pek görmeye tahammülümün kalmadığı Caner’in yerine profesyonellik anlayışı, disiplini ve deneyimiyle Adriano’nun ölüsü bile iş yapar. Aynı şekilde yıllardır aynı tip gereksiz sarı kart görmeye doyamayan Necip’in yerine Gökhan’ı görmeyi tercih ederim. Pepe’nin gördüğü kartın ne kadar gerekli, Necip’in gördüğü kartın ne kadar gereksiz olduğu zaten iki oyuncu arasındaki kalite farkını çok iyi anlatıyor.
Yine aynı şekilde golün asistini yapsa da iki dakika sonrasında %100’lük pozisyonda topu kaleciye nişanlayan Mustafa da herhalde kariyerini bir türlü olamadan bitirecek. Kalecilik yeteneğinden şüphe duymadığım ama felaket ayak hakimiyetiyle her geri pasta yüreklerimizi ağzımıza getiren Tolga bu maçta da yine bir pozisyonda şaşırtmasa bile maçın son dakikasında yaptığı harika kurtarışla olası bir mağlubiyeti engelledi. Sahadaki en yalnız adam olan kalecinin çelik gibi sinirleri olması gerektiğini düşünürsek Liverpool’da çok yıpranıp gelen Karius ve yıllardır o güveni veremeyen Tolga’yla önümüzdeki günler zor geçebilir. Zaten atanı ve tutanı iyi olmayan bir takımda ortaya konulan oyun ne kadar iyi de olsa sonuca gitmek özellikle dişli takımlar karşısında çok zor oluyor.
Bundan sonrası neler getirir bilinmez. Ligde de Avrupa’da da ne kadar geri düşmüş de olsak henüz tam anlamıyla kaybedilmiş bir şey yok. Özellikle de Şenol hoca yine küllerinden doğarak mücadeleye devam kararı verirse oyuncuların da ona ayak uydurmak için gerekli azmi göstereceğine inanıyorum. Evet, belki devalüasyonun ve FFP’nin vurduğu Türk futbolunda ciddi bir kalite eksikliği hissediliyor ama o açığı bir nebze olsun telafi edebilecek kazanma azmi olursa iki hafta önce haklı olarak takımı protesto eden taraftar emin olun ki onları yine bağrına basıp alkışlayacaktır.
mail: gorkem.isik@abcspor.com
twitter: @gorkem7305
YORUMLAR