YAZIK OLDU

07/10/2018          

Yeni bir başlangıç yapmak için güzel bir fırsattı. Ligin önemli ekiplerinden, şampiyonluk adaylarından birine karşı, taraftarımızın önünde alınacak bir galibiyetle, liderin oldukça gerisinde kalmış olmamıza rağmen en azından moral bulacaktık. Geleceğe biraz daha umutlu bakabilecektik. Ama olmadı. Çok iyi mücadele etmemize, elimizden geleni yapmamıza rağmen olmadı.

 

Bunun tabii bir kaç sebebi var. Öncelikle takım dizilişinden başlayalım. Spartak Trnava maçıyla aynı 11’le çıkınca hepimiz yine 3-5-2 oynayacağımızı zannettik. Açıkçası kimse hocanın Reyes’i Kayseri maçındaki çok başarısız deneme sonrası tekrar 4’lü defansın önünde önliberoda kullanacağını düşünmüyordu. Öyle ya, o maçta Reyes orta sahada ne yaptığını bilmez bir haldeydi ve Cocu’nun onu devre arası çıkartmamış olması ağır şekilde eleştirilmişti. Ama hocamız ona yine aynı mevkide görev verdi anlaşılmaz bir şekilde. Reyes te önliberoda benzer etkisizlikte bir performans sergiledi. Bu seçim ilk devreyi çöpe atmamıza sebep oldu belki de. Ben burada Reyes’i değil aynı hatayı bile bile ikinci kez yapan Cocu’yu suçlu görüyorum. Diyeceksiniz sadece bir tane oyuncu seçimi bu kadar etkili olur mu? Evet bir oyuncu bazen takımın dengesini tamamen bozabilir.

 

Bir diğer sebep ise ilk 11’de top tekniği yeterli seviyede olmayan futbolcuların fazlalığıydı, yani yetenek eksikliği. Şimdi size soruyorum. Bu takımda top tekniği en iyi olan, pas trafiğine katkıda bulunan, yaratıcılığını kullanabilecek kimler var ? Benzia, Soldado, Valbuena ve Mehmet Ekici değil mi ? Var mı ekleme yapabileceğimiz başka bir isim ? Bence yok. Belki geniş alan bulduğunda yaratıcı olabilen Barış bir de. E bu adamların tamamı yedek kulübesinde olunca ister istemez bol pas hatası yapan, ileriye doğru oynamakta zorlanan bir takım haline geliyoruz. Defansımızın zaten topu oyuna iyi sokamadığını, sokarken de hata yaptığını bilmeyen yok. O yüzden artık Anadolu takımları dahil tüm takımlar bize önde basıyor. Biz de genelde Harun’a dönmek zorunda kalıyoruz. Onun da yaptığı uzun vuruşlar büyük bir çoğunlukla hanemize top kaybı olarak yazılıyor. Dolayısıyla oyun kurmada büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Hoca da buna herhangi bir çözüm bulabilmiş değil şu ana kadar.

 

Tüm bu negatifliklere rağmen takım bu handikapları mücadelesiyle kapatmaya çalıştı bugün. Belki futbolcular maç sonunda taraftardan tepki gördüler ancak bana sorarsanız tepki bu akşamki futboldan dolayı değil, şimdiye kadar alınan sonuçların getirdiği birikimin yüzündendi. Açıkçası onca mücadele sonrası girdiğimiz pozisyonlardan birini değerlendirmiş olsak hem bu tepki olmayacaktı hem de milli maç arasına moralli girmiş olacaktık. Çok yazık oldu. Şimdi 15 gün boyunca yine bol tartışmalı, polemikli, kadro dışı kararlarının sonrasında sıkıntılı ve huzursuz günler bekliyor bizi acil tedbir almazsak.

 

Halbuki Başakşehir gibi oturmuş ve uzun süredir beraber oynayan iddaalı bir takıma karşı ne kadar pozisyon bulunabilecekse o kadar bulmuştuk bu akşam. Ayew, Slimani, Eljif çok net pozisyonları harcadılar. Ayew kalabalığa dalıp top kaybetme hastalığından bir türlü kurtulamadı. Slimani de bu kez erken yoruldu ve oyundan düştü, maçın sonlarında çok bozuktu. Frey ise takımdaki sözünü ettiğim ”teknik eksikliğinin” sembol adamlarından biri. Keşke futbol sadece istemekle ve çok mücadele etmekle oynanan bir oyun olsaydı ancak Frey’in basit kontrollerde bile topu 5 metre ileri sektirmesi maalesef bir yerden sonra artık kabak tadı veriyor. Aynı şekilde Isla ve Roman da bu kadar top kaybı yaparak nasıl senelerce Serie A ve Bundesliga’da top oynamışlar, hayret doğrusu. Eljif’in enerjisi tükenene kadar verdiği mücadele, Skrtel’in her deliği kapatan oyunu, Hasan Ali’nin istikrarı, Harun’un cepheden vuruşlarda güven vermesi ise bugünün olumlu taraflarındandı.

 

Şimdi herkesin merak ettiği bir soru var. Ne yapmamız lazım ? Öncelikle camia olarak sakin kalmalıyız. Panik kararların , fevri davranışların hiç birimize yararı yok. Bu hem yönetim hem teknik kadro hem futbolcular hem de taraftarlar için geçerli. Biraz sakinleşmek hepimize iyi gelecek. Diyeceksiniz ki : ”Nasıl sakin kalalım ? Küme düşme hattında geziniyoruz, sakin kalacak hal mi kaldı?”. Doğru, tabii ki kabul edilmesi çok zor bir durum bu . Ancak inanın bu durumdan ancak kaos ortamına son vererek çıkarız. Benim hissiyatım , bir şey bildiğimden değil , sadece tahmin ediyorum, yönetim Cocu ile devam edecek. Önce Volkan Demirel konusunu acil halletmek gerekiyor. Bakın Alex konusu zamanında nasıl tüm konsantrasyonumuzu kaybetmemize sebep olmuştu, Volkan konusu da camiamızı çok negatif etkiler. O yüzden acil gündemden düşmesi lazım bu problemin. Volkan çok hatalı davranışlarda bulunmuş olabilir, detaylarına hakim değiliz ancak birileri araya girer, menajeriyle konuşulur, başkanla biraraya getirilir ve 15 dakikalık bir özür görüşmesiyle bu iş çözülür. Zamanında Emre Belözoğlu’nun Aykut Kocaman’la soyunma odasında yaşadığı tartışmayı hepimiz biliyoruz. Ertesi gün hemen halledilmişti. Yine olay kangren haline gelmeden halledilmeli.

 

Daha sonra tüm takıma birebir moral yüklemesi yapılmalı. Motivasyonlarının üst seviyeye çıkması sağlanmalı. Samandıra’da tekrar huzurlu bir ortam olacağını görmeli futbolcular. Bir daha Dinamo Zagreb ve Rize deplasmanlarındaki gibi ”mücadele etmeden beyaz bayrak çekilen” maçlar hiç ama hiç yaşanmamalı. Üstüste bir kaç galibiyet özgüveni artıracaktır. Biraz da yukarıda ismini saydığım kaliteli ayaklardan bazılarının takıma monte edilmesi bambaşka bir çehreye bürünmemize yolaçabilir. Taraftarlık zor zenaat. Hele hele böyle dönemlerde Fenerbahçe taraftarı olmak çok zor iş. Ama taraftarlığın doğasında böyle zor günleri yaşamak ta var maalesef. Ortalığı yakıp yıkmak kolay. Zor olan böyle günlerde de desteğe devam edebilmek. Biz desteğe devam edeceğiz, hoca ve yönetim hatalarını görüp düzeltecek, futbolcular da bugünkü gibi mücadele edecek . Sonrasında da umarım hep beraber güneşli günler göreceğiz.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

YORUMLAR