TUTKUNUN, GELENEĞİN, RAKAMLARIN VE HEYECANIN BİRLEŞTİĞİ SPOR

21/12/2018          

İlk iki yazımda beyzbol kurallarını sıraladığım tanımlamalarda sona geliyoruz:

Sayı Vuruşu (Home Run): Futbolda karşılığını, “röveşata ile atılmış bir gol, kırk metreden gelişine vurulan ve doksana giden bir vole, yandan gelen ortaya topuk ile yapılan vuruşla gelen gol” olarak verebileceğimiz, basketbolda “uçarak yapılan bir smaç veya smaç girişiminin blok ile önlenmesi” ile eşleştirebileceğimiz özel anların beyzboldaki karşılığı sayı vuruşu (home run), yani topun nizami alandan (aşağıdaki fotoğrafta işaretlediğim sarı çizgilerin arasında kalan alan) seyircilere kadar tribüne ulaşmasıdır.

Home run direkt sayı anlamına gelir. Home run yapan vurucu, kendisi sayı yaptığı gibi, o anda kalelerde kaç takım arkadaşı koşucu mevcut ise onlara da sayı yaptırır. Dolayısı ile, birinci, ikinci ve üçüncü kalelerde koşucunun olduğunu varsayarsak, sayı vuruşu yapan bir vurucu takımına aynı anda 4 sayı kazandırabilir. Home run sayısı bir vurucunun değerini belirlemede tek kriter olmasa da en önemlilerdendir.  Sayı vuruşlarını sahadaki defans oyuncuları yakalayamasa da tribünlerde topu yakalamak için ellerinde eldivenleriyle bekleyen çocuklardan yaşlılara kadar binlerce gönüllü vardır.

Çok nadiren görülse de (ben hiç şahit olmadım) bazen defans oyuncuları vurulan topu yakalamada öyle zor anlar yaşarlar ve aciz kalırlar ki, vurucu sanki sayı vuruşu yapmış gibi tüm kaleleri turlayıp sayı yapabilir.  Buna “saha içi sayı vuruşu” (infield home run) denir.

Kale Çalma (Stealing Base): Oyunun en eğlenceli anlarından birisi de kale çalmadır. (stealing base) Normal şartlarda vuruşun yapılmasıyla bir sonraki kaleye ilerlemeyi hedefleyen vurucular bazen süratlerine, yakalayıcının hata yapma olasılığına veya yavaşlığına, isabetsiz fırlatmasına güvenerek, top atıcıdan çıkar çıkmaz bir sonraki kaleye koşabilirler.  Topa vurulsun, vurulmasın artık mücadele kale çalmak üzere koşan koşucu ile topu çalınacak kalede bekleyen takım arkadaşına yollayan yakalayıcının arasındaki hız savaşıdır. Kale çalmaya çalışan bir koşucuyu oyun dışı bırakmanın yolu topu yakalayıp ona dokunmaktır (tag) Bazı hızlı vurucular -ki bunlar genelde vuruş sıralamasında hep ön sıradadırlar- o denli hızlılardır ve o kadar fazla kale çalma eğiliminde olurlar ki, bu oyuncuların birinci kaleye ulaşmaları ile birlikte atıcılar kaleyi çaldırmamak için bu oyuncuları sürekli olarak kontrol ederler.

Atıcı Tarafından Vurulma (Hit By Pitch): Vuruş hazırlığındaki vurucunun kendisine, forma veya pantolonuna, sopası haricinde kask, ayakkabı ya da eldiveni gibi bir aksesuarına gelen atış neticesinde topun çarpmasıdır.  Burada kritik olan nokta, hakemin vurucunun topun çarpmaması için dürüstçe bir çaba gösterdiğine ikna olmasıdır. Atıcı tarafından vurulan vurucular, birinci kaleye yürümeyle ödüllendirilirler.

Vurucunun Kasten Yürütülmesi (Intentional Walk): Kalelerde vurucu varken, vuruş yüzdesi yüksek olan, korkutucu bir vurucu ile karşı karşıya kalındığında atıcı, kuvvetli vuruş ve neticesinde gelecek sayıların endişesiyle vurucuyu kasten yürütüp (birinci kaleye ulaşmasına razı olup) kabul edilebilir bir hasarla atlatabilir.  Önceki yıllarda dört abartılı ıska atarak yapılan bu eylem, 2017 yılından bu yana kenar yönetiminin hakeme vereceği bir sinyalle mümkün olmaktadır.

Feda Vuruşu (Sacrifice Fly) Bir takımın henüz iki oyun dışı kalmış oyuncusu yokken, iki veya üçüncü kalede koşucusu varken ve umutsuzca sayıyı kovalıyorken, vurucu- topun muhtemelen havada yakalanacağını bilse de- topu sahanın olabildiğince uzak bir bölgesine vurur.  Topun defans tarafından havada yakalandığı andan itibaren koşma hakkı olan koşucular bu sayede sayı yaparlarsa, vurucu feda vuruşu ile takımına sayı kazandırır.  Vurucu, birinci kaledeki koşucu takım arkadaşını ikinci veya üçüncü kaleye (scoring position) taşımak için de feda vuruşu yapabilir.

Defans Tercihiyle Kaleye Ulaşma (Fielder’s Choice) Bazen vurucu, vuruşun hızı, yeri, oyuncunun hızı dikkate alındığında aslında kaleye ulaşacak etkinlikte bir vuruş yapmaz ancak defans oyuncuları için daha öncelikli oyun dışı yapılması gereken bir koşucu mevcut ise ve o koşucuyu oyun dışı bırakmaları sırasında vurucu durumdan istifade ederek birinci kaleye ulaşmışsa defans tercihiyle kaleye ulaşmış olur.  Birçok beyzbol istatistiği bu durumu vurucu hanesine artı puan yazmaz.

Ana Atıcı (Starting Pitcher) Her takımın maça başlayan ve olabildiğince maçı tamamlaması beklenen atıcısıdır.  Olabildiğince diyorum çünkü çoğu zaman bu mümkün olmaz. Saatte 90-100 mil hızla 100 civarı atış yapan başlama atıcıları maçı sonlandıramamışlarsa takımın menejeri ritüel olarak sahaya girer ve topu atıcıdan alarak atıcı değişikliği yapılmasını ister. Bu yürüyüşler atıcıyı uyarmak için de yapılabilir.  Bir atıcı için en büyük zafer maçı rakibe vuruş yaptırmadan tamamlayabilmektir. (no hitter) Ana atıcılar bitirdikleri bir maçın ardından yeni bir maç için en az 3-4 gün dinlendirilirler.

Destek Atıcı (Reliever) Ana atıcı menejer tarafından oyundan çıkarıldıktan sonra atıcı olarak görev yapan atıcılardır. Solak veya sağlak olmalarına göre tercih edilirler.  Bazen tek bir vurucuyu oyun dışı bırakmak için dahi bir destek atıcı görevlendirilebilir.  Her destek atıcının oyuna girişi, ısınması için 7-8 atış yapması düşünüldüğünde bu da oyunu uzatan faktörlerdendir.

Bitirici Atıcı (Closer) Her takımın oyunun son bölümünü tamamlayan atıcılarıdır.  O ana kadar önde gelinmiş bir maçı önde bitirmek temel rolleridir ve güvenilir, tecrübeli ve kariyerli atıcılardır.

Skorbord Takibi: Bir beyzbol maçı izlerken, İngilizce bilmeseniz dahi tv ekranında yer alan skorbordu okumasını bilirseniz, maçın tüm detaylarına hâkim olabilirsiniz.

Yayıncı kuruluştan yayıncı kuruluşa küçük nüanslar olsa da, verdiğim açıklamalar ile oyunun gidişatını takip edebilirsiniz.

Bazı istatistikler çok önemlidir ve sürekli olarak gündeme getirilerek beyzbol seyircilerine liglerin bu anlamda en değerli oyuncuları lanse edilir.  Bu istatistiklerden en önemlilerine değinmek isterim:

Vuruş Yüzdesi (Batting Average) Bir vurucunun her vuruşta değil ama vuruş yapmak için her ana kaleye geldiğinde hangi yüzdeyle vuruş yaptığının en ilkel ama en yaygın ölçüm biçimidir.  İlkel oluşunun sebebi, tüm vuruşları, single, double, hatta home run olduğuna bakmaksızın aynı değerlendirir (oysa ki bu vuruşların her biri farklı değerdedir) ve vuruş yapmadan kaleye varışları (topun vücuda çarpması, 4 ball sonunda yürüyerek gidilmesi gibi) dikkate almaz. Bir vurucunun vuruş yapmak için bir maçta ortalama 4 kez ana kaleye geldiği ve bunların bir tanesinde vuruş yaparak kaleye ulaştığını varsaydığımızda bu vurucunun vuruş yüzdesi 0,250’dir ve sonraki vuruşları bu yüzdeye eklenerek güncel vuruş yüzdesi takip edilir.

Kaleye Ulaşma Yüzdesi (On-base Percentage): Yukarıda açıkladığım Vuruş Yüzdesi istatistiğine göre daha etkin bir ölçüm istatistiği olan “Kaleye Ulaşma Yüzdesi” vurucuların kaleye defans hatası ile veya defans tercihiyle ulaşmasını başarı olarak kabul etmezken, vuruş yüzdesinden farklı olarak dört karavana atış veya atıcı tarafından vurulma neticesinde kaleye ulaşmaları dikkate alır ve formül gereği (hem pay hem paydaya yazıldığından) başarı kabul eder.

RBI: (Runners Batted In) Futboldaki asist ile eşleştirebileceğimiz ve sizin vuruşunuzla kaç takım arkadaşınıza sayı yaptırdığınızı gösteren sayıdır. Maç başı rakamlardan çok sezon boyunca kaç RBI yaptırdığınız takip edilir.  Her oyuncunun eşit şartlarda değerlendirilmediğini düşündüğümden (siz vuruş için kaleye geldiğinizde kalelerde koşucu yoksa home run vurmaktan öte RBI şansınız yoktur) şahsen ben bu istatistiği çok önemsemiyorum.

ERA: (Earned Run Average – Hak Edilmiş Sayı Ortalaması) Atıcılar için en temel istatistik budur ve bir atıcının bir maçta rakip takıma ortalama kaç hak edilmiş sayı verdiğini gösterir. Hak edilmiş vurgusunun yapılmasının sebebi, takım arkadaşlarınızın hatası (error) yüzünden verilen sayılar bu istatistikte dikkate alınmaz. Bir maç (dokuz devre) oynayamadan görev yapan atıcıların oynadıkları sürede verdikleri hak edilmiş sayılar, oynadıkları inning sayısı ile 9 inning oranlanarak hesaplanır.  Yani, 3 ining oynayıp bir sayı verirseniz ERA’nız 3,00 olur.

Tanımlamaları bitirdiğimize, skorbord okumayı da öğrendiğinize göre artık sezon açılışı ile beyzbol maçlarını izleyerek farklı bir dünyaya adım atmaya hazırsınız. Basketbolda olduğu gibi, temmuz ayında yıldız oyuncuların maçı (all-star game) Amerikan ve Ulusal liginin en iyi seçilmiş oyuncuları arasında oynanır.

Bu sporu özel kılan, Amerikan furbolundan sonra yeni dünyanın en popüler sporu kılan o kadar çok şey var ki…

Beyzbol eldiveni, sopası, şapkası zaten tüm dünyanın aşina olduğu şeyler.  Stadyumların ne şekil, ne büyüklük ne de gelenek olarak hiçbir şekilde standart olmaması gibi kuralsız yönünün yanında oyuncuların hangi sırayla vuruş yapmaya geleceğine kadar kurallara bağlanmış olması, her takımın şampiyon olmaya aday olması, sezon boyunca neredeyse her gün maç olması, maçların doyurucu uzunlukta olmasının yanı sıra stad büfelerinin de, bol kalorili müthiş Amerikan lezzetleriyle aynı doyurucu özelliği taşıması, rakamların, istatistiğin, stratejinin başka hiçbir sporda bu denli yoğun ve etkin kullanılmıyor olması, şampiyonluk kutlamalarının en güzellerine sahne olması, oyuncuların atletik vücuda sahip olmadan da değerli olabilmelerine imkan tanıması, Amerikan sporlarında fazla görmediğimiz Red Sox-Yankees, Cubs-Cardinals, Giants-Dodgers ve son zamanlarda Angels-Rangers rekabetlerinin heyecanı, menejerlerin karakterleri, hakemlerin diğer sporlara göre daha hakimiyetli duruşları, oyundan atma ritüelleri, tüm oyuncuların eskiden tütün şimdilerde ise sakız çiğnemeleri, her oyuncunun izlerken ezberlenen tikleri, vuruş öncesi ritüelleri, tribünde top yakalayan bir sevincinin heyecan ve coşkusuna ortak olmak, oyunun gelirinin sosyal sorumluluk projelerinde yoğun miktarda kullanılıyor olması…

Sizlere Nisan ayından itibaren beyzbol dolu güzel günler diliyorum. Sevgiyle kalın…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: cenk.ugurses@abcspor.com

twitter: @cugurses

 

YORUMLAR