TAT VERMEDİ

15/09/2018          

Milli maçlar için lige verilen ara, gidişatı iyi olmayan takımlar için ilaç niteliğindeydi, bu takımlardan biri de Beşiktaş’tı. Milli maçlarda iyi performanslar ortaya koyan Oğuzhan’ın yeteneklerini ortaya koyabileceği 8 numara bölgesine geçebilmesi için gerekli olan forvet arkası transferi, yani Adem Ljajic’in de nihayet 11’de başlamasıyla taraftarların önemli bir bölümünde büyük ümitler belirmişti. Uzun zamandır baygınlık veren orta-kafa ve uzun top futbolunun terk edilip, bol pasa dayalı, göbekten de rakibi delmeye yönelik bir oyun oynanacağı beklentisi oluşmuştu. Ancak tribünlerdeki benim de içinde bulunduğum bu beklentilere sahip taraftarlar umduklarını bulamadıkları, hiç tat vermeyen bir oyun izlediler.

Bu durumda en büyük etken Beşiktaş’ın sıkıştıkça çizgide bekleyen Quaresma ve Caner’e topu aktarmak dışında bir oyun planının olmamasıydı. Varsa dahi uygulamada sorun olduğu kesin! Zira ortada uygulanabilen bir plan olmayınca kimin oynadığı da çok önemli olmuyor. Kaleci Karius’tan başlayarak oyunu pasla başlatmaya çalışmak olumluydu, ancak Malatyaspor gibi önde basarak bunu engellemeye çalışan bilinçli takımlar ligimizde gitgide çoğaldığı için bu düşünce tek başına işe yaramıyor artık. Stoperde eskiden Marcelo’nun yaptığı gibi düzgün ve yerinde paslarla topu orta sahayla buluşturabilen bir oyuncu da olmadığı için ya Pepe’nin attığı ve çoğunlukla yerini bulmayan uzun paslarla çıkılmaya çalışılmasını ya da Vida ile Medel’in kanatlara aktardığı ve kenar oyuncularının şapkadan tavşan çıkartmasının beklendiği denemeleri izledik bol bol. Göbekten varyasyonlar görememizin bir sebebi de Medel’in her ne kadar müthiş mücadele gösterse de daha çok kesici özellikli bir oyuncu olması nedeniyle Atiba’nın yapmasına alışkın olduğu pas dağıtım işini aynı yeterlilikte yapamıyor olması. Bu nedenle belki de Medel’i daha çok stoperde kullanıp, artık hazır olduğunu umduğumuz Atiba’yı haftaya oynanacak derbiyle birlikte takıma monte etmek yarar sağlayabilir.

Bugünkü üretkenlik probleminde Oğuzhan ve Ljajic’in ilk kez beraber oynamasının doğurduğu sıkıntılar da açık şekilde etkili oldu tabii, iki oyuncu da çoğu zaman nerede durmaları gerektiği noktasında kararsız gibiydi. Ljajic gereğinden fazla geriye gelerek top almaya çalışmak zorunda kaldığı için ileri bölgede tehlikeli olma şansını da düşürdü, Oğuzhan ise bariz şekilde gününde değildi. Zaten o gününde olmadığında Beşiktaş’ın da iyi bir futbol ortaya koyması mümkün olamıyor. İlk yarı bittiğinde takımın en çok top kaybeden ismi Caner’di. Quaresma ise 11 orta denemesinin 9’unda başarısız olmuştu! Devamlı çizgide beklemek yerine içeri de kateden kanat oyuncusu hasretimizi dindireceği umuduyla oynamasını çok istediğimiz, sezona da iyi başlayan Lens ise maalesef hayal kırıklığı niteliğinde bir 45 dakika oynayıp oyundan alındı. Yerine giren Babel ise en formsuz zamanlarında bile skora etki edebilen özelliğini göstererek en azından şimdilik bu takımın değişmez isimlerinden olduğunu gösterdi. Beşiktaş’ın artık her maçta bir tane atmayı alışkanlık haline getirdiği “Quaresma orta Pepe kafa” golünden bir tane de bu maçta atarak kilidi açması enteresandı.

Ligdeki takımların buna önlem almadıklarını zannetmiyorum, ama yine de engel olunamıyor! Ama korkarım ki bu gollerin devamı geldikçe Şenol hoca yeni hücum varyasyonlarına yönelme ihtiyacını gözardı etmeye devam edebilir. Tüm sıkıntılara karşın olumlu noktalara değinecek olursak, özellikle Adem Ljajic transferinin büyük fayda sağlayacağı daha ilk maçından belli oldu, kesinlikle skora etki anlamında çift haneli rakamlara ulaşacağını öngördüğüm bir futbolcu. Eğer Oğuzhan ve Negredo ile de uyumu yakalayabilirlerse sağlam bir omurga yaratılabilir. Negredo istenen gol rakamlarına belki gene ulaşamaz, ancak bugün yaptığı gibi ekmeğini taştan çıkartan yapısıyla Babel ve Ljajic’e bolca gol attırabilir. Bu köşede yazmaya başladığımdan beri hakemler hakkında yorum yapmamaya özen gösteren biri olarak bugün izlediğim hakem performansı sonrasında bu konuda da bir şeyler yazmaya mecbur hissettim kendimi.

Maçın akışına, oyunun hızına ve dolayısıyla kalitesine inanılmaz derecede zarar veren, adeta kaliteli futbolun katili olan yerli hakemlerimizin nadide bir örneğini gördük bu maçta! Bunlar yetmezmiş gibi bir de faul bile olmayan bir pozisyonda Medel’e gösterdiği ikinci sarı kartla Beşiktaş’ın haftaya oynayacağı Kadıköy deplasmanı öncesinde ciddi bir darbe yemesini sağladı. Amacı neydi, neyi hedefledi sorularının cevaplarını kamuoyuna bırakıyorum, ben cevaplamak istemiyorum. Zaten bu konudaki en iyi cevabı Beşiktaş tribünleri verdi: “Yönetim Uyuma Beşiktaş’a Sahip Çık!”

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrlu

YORUMLAR