ŞÜKÜR KAVUŞTURANA

11/08/2018          

Maç öncesi stadın çevresi o kadar çok şey anlatıyordu ki.

Ortalık cıvıl cıvıl. Her yer sarı lacivert.

Esnafın yüzü gülüyor. Kızıltoprak, Kadıköy, Kalamış akın akın Fenerbahçe’li taraftarlar geliyor her taraftan. Eski coşku, eski heyecan geri gelmiş.

Şükürler olsun ki Kadiköy’ü uzun zaman sonra tekrar böyle gördük.

Bundan daha büyük transfer olmaz.

En golcü santraforu, en kemik stoperi getirsen bu kadar iş yapmaz.

 

İşte o coşkulu taraftar maç başında da müthiş bir destek verdi takıma ancak takım sanki biraz şaşkınlık geçirircesine durgun girdi oyuna. Pas alışverişi yavaştı, rakibe kapanma fırsat veriyorduk, Barış heyecanlıydı, Ayew ise top kayıplarıyla göze batıyordu. Bursa’nın golü de gelince eyvah dedik ama en önemlisi homurtu olmadı tribünde. Aynı destek devam etti. Oyuncular paniklemedi.Taraftardaki pozitif hava takıma da yansıdı. Son senelerde çok az yapabildiğimiz bir şeyi yaptık, yenik durumdayken maçı çevirdik, hem de kısa süre içinde.

 

İkinci devre de zaman zaman geniş alanlar bulduk, pozisyonlara girdik. 3-1’i yakalayıp rahatlamamız gerekiyordu, beceremedik. Boşu boşuna maçı strese soktuk. Son dakikalarda hop oturup hop kalktık. Bakın ben öyle totemdi,uğurdu, cenabetlikti o işlere pek inanmam ama maçın bitimine 5 dakika kala Josef ve Topal’ın bireysel hataları, Volkan ile Skrtel’in birbirine girmesi bunlar eğer geçen sezon olsaydı muhakkak golü yemiştik. Nasıl derseniz deyin. Oluşan pozitif hava mı, camianın tekrar biraraya gelmesi mi, neyse ne, bireysel hataları yaptık ama rakip bunu cezalandıramadı. Şans bu kez yanımızdaydı ve umarım sezon boyu yanımızda olur.

 

Sezon boyu ihtiyacımız olan en önemli şey ise tabii ki kaliteli bir kadro. Kadroya kalite katmasını beklediğimiz iki yeni oyuncumuz Barış Alıcı ve Ayew bugün ilk 11’delerdi. Barış ikinci gole üstüste kaptığı iki topla ciddi katkı sağladıktan sonra morallendi. Galip duruma geçtikten sonra sevdiği boş alanları da buldu. Zaten top tekniği üst seviyede. Top alış verişlerinde bunu rahatlıkla görüyorsunuz ama bana göre esas farklı özelliği topu önüne istemesi, dikine gitmesi. Bakın mesela Valbuena, Aatıf, Dirar geçen seneki açıklarımız topu aldıktan sonra genelde bi duruyorlar. Rakibi tekrar karşılarına alıyorlar. Barış ise rakibin arkasına koşu yapıyor, diğer saydığım oyunculara göre daha hareketli. Bu da oyunumuzu daha ”hızlı” bir hale getiriyor. Tek soru işareti rakibin kapandığı, oyunu açamadığımız bölümlerde de bu kadar verimli olacak mı? Onu önümüzdeki haftalarda göreceğiz.

 

Ayew ise bugün bir çok kişiden eleştiri almış gibi gözüküyor. İkinci yarı kaçırdığı goller yüzünden kızan bol. Ancak ben çoğunluğun aksine beğendim Ayew’i. Sürekli pozisyonların içinde , sakatlıktan yeni çıkmış olmasına rağmen gözüpek, ikili mücadelelerden kaçınmıyor. Boyu kısa ama topa çok iyi yükseliyor. Sorumluluktan kaçmıyor ,oyun içinde saklanmıyor. Benim görüşüm skora çok katkısı olacaktır. Bir diğer skora katkı beklediğimiz adam Giuliano’yu da beğendim ben bugün. Pas trafiğinin içinde çokça yeraldı ve genelde başarılıydı. Benfica maçında baskı yedik, rakip kaleye uzak kaldı ve başarısızdı. Bugün Bursa ceza alanı çevresinde çokça oynadık, o da rakip kaleye yakın olunca verimi arttı. Topların çoğunu olumlu kullandı. Sezon boyunca Giuliano, Ayew, Soldado arasındaki dar alanda paslaşmalar belli ki keyif verecek. Bana öyle geldi.

 

Bugün bir başka dikkat çeken konu geçen sene çok eleştirilen 3 tane Aykut Hoca tercihinin aynen devam ediyor olmasıydı. Topal-Josef ikilisi yine sahadaydı. Valbuena yedekti, hatta hiç oynamadı. Kornerlerde iki kişinin beraber topun başına geçme uygulaması da devam ediyordu. Genel çoğunluk Aykut Hoca’yı bu konularda çok eleştirdi. Bu eleştirilere ben de zaman zaman katılmıştım, özellikle Valbuena’nın Kadiköy’deki Anadolu takımlarına karşı oynaması noktasında. Ancak hem Aykut Kocaman hem de Philipp Cocu aynı kararı vermişlerse artık eleştirilmesi gereken belki de bizleriz diye düşünmeden edemiyorum.

 

Esas düşünmemiz ve yapmamız gereken ise bence şu. Oluşan pozitif bir hava var. Hani derler ya , ”camia  olarak yönetimiyle, teknik kadrosu, oyuncuları taraftarıyla bir bütün olduk, şampiyonluğa inandık” diye, işte öyle bir durum sözkonusu. Ligin başında bu havaya yakışan bir destek verdik birbirimize. Bakın muhakkak tökezlediğimiz dönemler de olacaktır. Belki salı günü Benfica karşısında istemediğimiz bir skorla eleneceğiz ya da ligde sürpriz puan kayıpları yaşayacağız. Önemli olan böylesine hayalkırıklıkları sonrasında da aynı desteği verebilmek. Bu coşku bu heyecan sıkıntılı zamanlarda da devam ederse başarı muhakkak gelecektir. Daha gidecek çok yolumuz var. Bugün eski Kadiköy’e kavuştuk, bu şampiyonluğun ucundan tutmak demektir .

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

YORUMLAR