SIRADAKİ ŞARKIMIZ U2’DAN GELİYOR: “VITOR WITHOUT YOU”

29/10/2015          

BARIS-TUMOKİmzayı attığından beri 5 buçuk aylık bir süre ve 17 resmi maç geride kaldı.

“Efendim, kadronun neredeyse tamamı yenilendi, hem çok sakatlıklar kısmetsizlikler oldu. Zaman lazım…”
Peki…
Geçen hafta Kadıköy’de Galatasaray’a karşı oynuyorsun. Dakika 70, rakip henüz şut çekememiş, 3 pas yapamıyor; Sen ise ilk yarıda sezonun şu ana dek en iyi, en verimli topunu oynamışsın.

fb osm kadroÖte yandan ilginçtir top %55 rakipte…

Hoca maça bakıyor, bu durumu yorumlayıp, yapılacak en saçma işlerden birini yapıyor: Ortasahada top tutma, pas yapma becerisine sahip tek adamı çıkarıp 3. takozu alıyor. Topu tümden rakibe teslim edip, zorla üstümüze çekiyor Galatasaray’ı ve 85. dakikada, gene bir duran toptan gol yiyip 1 puanı hediye ediyor.

Osmanlıspor’la oynuyoruz. Volkan Şen sakat, kadroda yok. Ne hikmetse Nani de yok! “Çok oynadı, dinlendirmek lazım” gibi bir bahane ile kadroya alınmamış, kulübede bile yok! Netekim Markoviç sakatlanınca kanatsız kalıyoruz. Planlama muhteşem!
(Sakatlıklar konusuna ayrıca değinmek lazım).
Ortasahada iki göbek geriye çakılı, tamamen defansif oynuyorlar. Hocanın talimatı var belli. Ötesinde kafaları da karışık, korkuyorlar, o da belli. Özellikle Souza toptan kaçar bir halde. Bekler (ki bir tanesi belki de dünyanın en iyi hücumcu beklerinden biri Gökhan) yemin etmişler ileri çıkmamaya. Defansın göbeği titrek, korkak, panik…
vitor 1İlerde her atakta topu almak isteyen, sorumluluk almaya çalışan Nani olmayınca, şapkadan tavşan çıkarma adayı Markoviç de sakatlanınca tüm yük Diego’nun üstünde.
Sonuç olarak hücum yapamayan, panik, dağınık, organizasyondan uzak, hiç bir şey üretemeyen Fenerbahçe’nin ileri ucunda Robin Van Persie değil Messi veya Ronaldo olsa hiç birşey yapamaz ki yapamıyor da zaten. Topla dahi buluşamıyor. Fernandao oyuna girdikten sonra da iki forvet alt alta üstüste oynuyorlar, birbirlerinin alanına dalıp duruyorlar.
Normal tabii, zamana ihtiyaç var, henüz tanımıyorlar birbirlerini. Böyle sanki halı saha maçından önce evlerinden toplanmış, birbiriyle ilk defa oynayan bir takım gibi oynamaları normal(!)
Yahu tamam zaman lazım da daha geçen sezon canavar gibi oynayan oyuncuların sahada 55-60 dakikada bayılıp kalmaları da mı normal? Bu kadar çok sakatlık olması da mı normal? (Markovic’in bildiğim kadarıyla daha önce adele sakatlığı yok. Fenerbahçe tarihinde de bu kadar çok ve sık oyuncu sakatlığı olduğunu hatırlamıyorum?)
Her duran topun hala daha yürekleri ağza getirmesi de mi normal?
Bir kez daha bir maçın sonunu defans dörtlüsünün önünde 3 hatta 4 takozla, kapanıp, titreyerek bitirmiş olmamız da mı normal?
alper golHadi herşeyi bir kenara bırakalım, Vitor Hocanın maç sonunda “Taraftar daha baskılı, hücümcu bir Fenerbahçe bekliyor. Bu bir baskı yaratıyor mu?” gibisinden bir soruya “Bana saçma sapan sorularla gelmeyin, daha ne baskı yapacağız, ne güzel oynuyoruz işte Allah Allah yaa!” diye diklenecek kadar şuurunu kaybetmiş olması da mı normal? Bu sorulana kadar da masal anlatıyordu “Takım olarak kimliğimizi ortaya koyduk, mücadele ettik, böyle zor bir deplasmanda galip geldik” falan diye…
Aziz Yıldırım’ın son masal kitabı “Pamuk Vitor ve 7 Önliberolar” aynı daha önce imza attığı “Hocasız da Şampiyon Olacak Takım”, “İdman Saatlerini Ayarlayan Orospu”, “Bir Elinde Tivit…” masalları gibi 1980’ler Türk Sineması akıcılığında bir dram atmosferi yakalamış durumda. Üstelik Pereira’nın kontratında 5.4 M Euro’luk bir tazminat maddesi varmış ki yazının burasında ara verip ayağa kalkarak alkışlıyorum başkanı!
Öyle ya, Portekiz, Suudi Arabistan, ve Yunanistan gibi dünyanın en büyük liglerinde yıllarca kendini kanıtlamış (ne hikmetse şampiyon olmasına rağmen Olimpiakos’ta 6 ay anca tutunabilmiş) dünyaca ünlü bir hocayı ancak böyle ikna edebilirdik tahminen. İşte yöneticilik!!!
mail : baris.tumok@abcspor.com
twitter : @baristumok
YORUMLAR