SEZONUN ÖZETİ

07/04/2019          

SEZONUN ÖZETİ

Dile kolay tam 38. kez geldim bugün Fenerbahçe’nin peşinden Ankara deplasmanına. Yeni yapılan Eryaman Stadı’na ise ilk kez. Artık eskisi gibi değil Ankara deplasmanları. Sarı lacivert bir nehire dönüşen otoyolda direksiyon sallayamıyorsun. Yemek vagonlarında şarkılarla türkülerle yolculuk ettiğin mavi tren de yok artık. Stadın 4’te 3’ü eskisi gibi Fenerbahçe’lilere ait değil. %5 kuralı yüzünden bir köşede deplasman tribününe sıkışıp kalıyorsun.  O tribüne girebilmek için insanlar birbirini yiyor. 1.000 civarı bilet çıktığı gibi bitiyor. Senede bir kez oğluna Fenerbahçe’yi izlettirmek isteyen Ankara’lı ya da çevre illerden gelen baba, tanıştıramıyor evladını sarı lacivert çubukluyla.

Yani demem o ki bizim açımızdan o eski atmosfer yok Ankara’da. Tam tersine Ankaragücü taraftarı için ise etkili olabilecekleri bir stadyum olmuş Eryaman. Bir hayli sert bir deplasman haline gelmiş.
Bu etkili seyirci karşısında Fenerbahçe de etkili başladı maça. İyi top yaptı takım, pozisyona da girdi bolca. Böylesine bir deplasmanda ne kadar pozisyona girilebilecekse girdi oyuncularımız. Ancak genç kaleci Altay’ı geçemediler. Altay’dan bahsetmişken hemen insanın aklına Berke geliyor. Ankaragücü’nün Altay’ı , Trabzon’un Uğurcan’ı kazandığı sezonda biz de Berke’yi kazanamaz mıydık acaba diye düşünüyorum ister istemez. Biliyorum böylesine sıkıntılı bir sezonda, bu kadar büyük baskının altında Berke’ye şans vermek te kolay bir karar değil. Ama o olsaydı da durumumuz bundan daha kötü olmazdı bence. Bakın Altay daha önceki başarılı maçlarının verdiği özgüvenle ne kadar etkili oldu bize karşı.
Onun çıkardığı gollerin ardından Ankaragücü’nün ilk pozisyonunda 1-0 öne geçip soyunma odasına gitmesi ise “sezonun özeti” gibiydi adeta. Artık hatırlayamıyorum bu sezon kaçıncı kez kalemize gelen ilk top gol oldu. Sonra uğraş dur çıkartacağım diye. Zaten yaratıcı oyuncu eksikliğimiz bilinen bir gerçek. Final pasında da, son vuruşta da büyük sıkıntımız var. Dolayısıyla golü yedikten sonra kapalı defansa karşı daha da zorlanıyoruz.
Bugün zorlanmamızın sebeplerinden bir kaç tanesi de bazı oyuncuların gösterdiği kötü performanstı. Lige verilen aradan önce Moses’taki çıkış beni çok umutlandırmıştı. Bugün ondan beklentim çoktu. O ise takımın en kötüsüydü belki. Büyük hayalkırıklığı yarattı. Topal çok top kaybı yaptı. Ekici ve Tolgay 60’tan sonra bittiler. Dirar ise çok çalıştı ama onun da son 10 dakika yürüyecek hali kalmamıştı.
Yine de ben genel olarak takım kötü oynadı diyemem bugün. İlk devre Altay’ın çıkarttığı ekstra toplar, ikinci devre Moses’in umursamazca vurduğu karşı karşıya pozisyon,Soldado’nun ustalığına yakışmayacak şekilde kaleciye nişanladığı top, bunların hepsi galibiyeti getirebilirdi. Maalesef olmadı.
Bugün 3 puan alsak haftaya Galatasaray maçında hedefleyeceğimiz bir galibiyet ile lig 5.’liği ve onun getireceği UEFA Kupası katılma hakkını konuşabilirdik. Şimdi önce o maçı kazanmaya bakacağız, sonra puan durumu bize ne getirir onu görürüz. Bize düşen Galatasaray maçında 90 dakika sert bir atmosfer oluşturmak, bunu yaparken de geçen sezon Beşiktaş maçında olduğu gibi kimseye mağduriyet yaratma fırsatı vermemek. Sert atmosfer demek sahaya yabancı madde atmak değildir. Yapacağımız tezahüratlarla da rakibi ciddi baskı altına alabiliriz. Biz haftaya tribünde bunu yapalım gerisini de sahadaki futbolcularımıza ve Ersun Hoca’mıza bırakalım.
Bu sezonu daha fazla hasar almadan atlatalım.

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

YORUMLAR