QUARESMA’SIZ BEŞİKTAŞ’TA UMUT VAR

03/02/2019          

QUARESMA’SIZ BEŞİKTAŞ’TA UMUT VAR

Geçtiğimiz hafta yaşanılan beklenmedik puan kaybının ardından, gerçekçi hedef şampiyonluktan ziyade ikincilik haline gelmişti. Hafta içi transfer dönemi tamamlanmadan gerçekleştirilen Kagawa transferi, camia üzerinde bir nebze olsun canlanma sağlamıştı, ama morallerin yükselmesi saha içinde görülecek etkiye bağlıydı. İşte o etki nihayet Antalya deplasmanında görüldü.

Quaresma ve Burak’ın yokluğu şahsen maçı daha keyifli izleyebilmem için yeterli olmuştu, Şenol hoca da Güven tercihi, Caner’i önde kullanması ve son maçlarda aksayan Medel’i kesmesi ile maç izleme hevesimi daha da arttırdı. İlk yarım saat her iki takımın üstünlük sağlayamadığı yavaş bir maç görüntüsü vardı, böyle bir maçın toplam 8 golle tamamlanacağına kimse ihtimal vermezdi o anlarda. Sonrasında Beşiktaş yavaş yavaş hareketlenmeye başladı, sağ kanatta Quaresma gibi bir bencil yerine Lens ile oyanaması sayesinde, Gökhan Gönül sağdan yaptığı klasik bindirmelerinde pas alabilmeye başladı, bunlardan birinde de kaleciden önce topa dokunarak rakibini çaresiz bıraktı ve tartışmasız bir penaltıyı kazandırmış oldu.

Penaltı golünün ardından geri çekilmeyip ataklarını sürdüren bir Beşiktaş izlemek alışmadığımız bir görüntüydü, bunun meyveleri 8 dakika içinde 3. gol bulunarak alındı. İkinci gol hazırlanış itibariyle atılan en güzel goldü. Eski özlediğimiz Beşiktaş’ın attığı golleri anımsatan bir hücum organizasyonunda seri paslaşmaların ardından Adriano soldan içeriye girip yerden harika bir bilinçli orta yaptı ve Dorukhan gelişine nefis vurdu. 3. golde ise Ljajic daha önce kendisine attırılmayan bütün frikikleri hatırlayıp, müsebbibine küfretmemizi sağlayan bir frikik vuruşu daha yaptı, kalecinin zor kurtardığı topu Atiba tamamlayarak Beşiktaş’ı tamamen rahatlattı.

İkinci yarıya evsahibi takım kaybedeceği bir şey de kalmadığı için doğal olarak daha hızlı başladı ve golü de çabuk buldu. Ama devamını getiremediler, birkaç fırsat bulmalarına karşın Beşiktaş defansı duran toplar haricinde fazla şans tanımadı. Atiba her ne kadar eski enerjisine sahip olmasa da alan savunması bilgisiyle takımın genel olarak duruşunu sağlamlaştıran bir oyuncu. Medel ise alan savunmasını hiç bilmeyen, adam adama mücadeleyi seven bir isim, bu nedenle aynı faydayı veremiyor. Ancak Atiba artık her maç 90 dakikayı çıkartacak güce sahip değil, maçına göre Oğuzhan ile başlanabilir veya ikinci yarılarda Oğuzhan/Medel veya Necip orta sahada kullanılabilir. Değişmeyen isim ise tabii ki Beşiktaş’ın gitgide belkemiği haline gelen Dorukhan olacaktır. Bugüne yine kusursuz oynadı, gelecek için bizleri ümide boğmayı sürdürdü.

Şenol Güneş’in yaptığı ilk değişiklik aksayan Caner’in bölgesine Güven’i çekerek forvet sokmak oldu. Caner’in çıkartılması ve Güven’in nihayet o bölgede denenmesi çok doğruydu, ama oynadığı sürede her hareketiyle saç baş yoldurtan Larin yerine forvete Mustafa Pektemek’i alsa daha iyi olabilirdi. İkinci değişiklikte ise gayet iyi oynayan ve yorulma belirtisi göstermeyen Güven’i çıkartıp Medel’i soktu Şenol hoca, bu da hocanın klasikleşen ve kimsenin anlam veremediği değişikliklerinden birine örnek oldu. Lens sola geçip Dorukhan sağa çekilerek Medel’e yer açıldı. Şenol hoca bu yaptığı herkesin yerini değiştirip takımın dengesini bozan tipteki oyuncu değişikliklerinden bir türlü vazgeçemiyor!

Antalyaspor’un farkı bire indirmek için yüklenip, savunma güvenliğini riske attığı anları Beşiktaş iyi değerlendirdi. Lens’in sürüklediği bir ani kontraatakta Güven sağdan içeriye girip ortaladı ve kendi kalesine atılan golle Beşiktaş fişi çekti. Sonrasında ise tüm Beşiktaşlıların yağlarını eriten dakikalara şahit olmaya başladık! 81. dakikada oyuna giren Shinji Kagawa, topu ayağına aldığı ilk anda ceza yayının gerisinde bir sola bir sağa çektikten sonra harika bir şutla merhaba dedi. Hemen iki dakika sonrasında kazanılan frikik atışında yine Kagawa muhteşem bir vuruşla “artık bu takımın tek frikik ustası Ljajic değil” diyerek 25 metreden kaleciyi ters köşeye yatıran şahane bir gol daha attı. Beşiktaş taraftarı bu gece için bundan fazla ne isteyebilirdi bilemiyorum!
Bu maçta net şekilde görüldüğü gibi Quaresma’nın olmadığı bir Beşiktaş kesinlikle göze çok daha hoş gelen bir futbol sergiliyor. Hem diğer oyuncuların kendini bulması, hem de çağdışı futbol anlayışından uzaklaşabilmek için bu soytarı futbolcu bozuntusunun takımda kalsa bile artık 11’de yer almaması Beşiktaş’ın parlak günlere dönebilmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.

İşin acı veren yanı gerekli takviyelerin çok geç yapılmış olması ve şampiyonluk yarışından ciddi anlamda kopulmuş olunması. Bu saatten sonra almış başını gitmekte olan Başakşehir’e yetişebilmek çok zor, ama ikincilik hiç de zor değil. An itibariyle Galatasaray ile puan farkı 3’e düşmüş durumda ve bu maçla beraber rüzgarı arkasına alabilirse birkaç maçlık seri ile şampiyonlar ligi biletinin en büyük favorisi haline gelebilir Beşiktaş. Bu hedefi hiçbir şekilde hafife almamak ve camia olarak şampiyonluk kovalanıyormuş gibi bir konsantreyle ligi en kötü 2. tamamlayabilmek için kenetlenmek gerekiyor. Diğer rakiplerin aksine Avrupa maçlarının da olmamasının avantajı iyi değerlendirilmeli ve Şampiyonlar Ligi’ne mutlaka gidilmeli. Oradan gelecek gelirle kulüp de yeniden belini doğrultabilecektir…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrlu

YORUMLAR