PERSONA GRATA | ABC SPOR

PERSONA GRATA

05/07/2017

PERSONA GRATA

Diplomaside ‘persona non-grata’ olarak tanımlanan istenmeyen kişi kavramı şu dönemde GS basketbolunun kendini yukarılara taşıyan değerlere karşı takındığı tutumu çok iyi anlatmaktadır. Türkiye’ye basketbolu getirmekle övünen ama Bizansı yanında Beyoğlu Musiki Cemiyeti masumiyetinde bırakma konusunda da eline su dökülmeyecek kadar üstad olan GS’nin hem Ergin Ataman’a hem Sinan Güler’e reva gördüğü davranış abesten de ötedir.

1990 yılında kazanılan son şampiyonluktan sonra duraklama dönemine giren GS basketbolunun müessese takımları, FB ve BJK’ye karşı zemin kaybettiği bir periyodda bu ikilinin gelişi ile yeniden doğması asla tesadüf değildi. 2013 yılında, 23 yıl sonra Türkiye Ligi şampiyonluğu ve 2016 yılında Eurocup’ı getiren hoca olan Ergin Ataman’ı takıma zarar ettirdi diye takımdan göndermek ve 5 senenin tüm mali yükümlülüğünü. hocaya yıkmak vizyonsuzluktan başka bir durum değildir.

Merak ettiğim konu GS yönetimine bu paraların zorla mı harcatıldığı ya da birilerinin bu yöneticilere kupa ve başarıların bedavaya geleceğini mi fısıldadığıdır. Ataman’ın koçluk vizyonu ve aldığı sonuçlar zaten onu getirdiğinde altına girdiğin maddi ve manevi sorumluluğun ip uçlarını sana verir. Bu tip elit hocalar kulübe para harcatır ama sonunda da bir şeyler vaadeder. Bu bütün spor dallarında da böyledir. Takımı teslim ettiğiniz hoca size para harcatıp 1 lig ve 1 Avrupa Kupası getiriyorsa bundan sonra gelir-gideri yönetmek yönetimin işidir, teknik kadronun değil.

Başarıları gelire tahvil etmek bir yöneticinin ‘raison d’etre’ yani varoluş sebebidir. Bundan sonrası hikayedir; hele bir de yerine gelen hoca Lise’den arkadaşın Kunter olursa söylemlerde samimiyet bitmiştir. Erman Kunter gibi bir yaşayan efsaneyi, küçük bütçe uzmanı diye konumlandırmak da ona yapılan bir haksızlıktır. Ilginç bir tesadüftür ki, 2012 yılında BJK şampiyon olduktan sonra Euroleague hakkı kazanmış olmasına rağmen bütçe daraltmaya gitmiş, Ergin Ataman’ın yerine Erman Kunter ile anlaşmıştı. Tarih tekerrürü sever..

2010 yılı Dünya Şampiyonası’nda gümüş madalya alan Türkiye’nin savunma bakanı olan Sinan Güler, Anadolu Efes’ten GS’ye geldiğinde hiç kimse gelecek dört yıl boyunca onn bu takımın kaptanı ve sembolü olacağını düşünmemişti. Takımın yaptığı her başarısız guard transferinden sonra oraya kaydırılan ve hiç itiraz etmeden yeri geldiğinde kırk dakika oynayan Sinan, GS kariyeri boyunca mücadelesinden hiç vazgeçmedi. Zizis ile kafa kafaya çarpışıp, sargılı halde uzatmanın sonuna kadar rotasyonsuz oynayıp 20 sayı atarak getirdiği galibiyet, ya da Eurocup finalinde Strasbourg maçlarındaki savunma performansı GS taraftarlarının unutulmazları arasındadır. Bu iki epik hikaye bile GS’nin Sinan’a ne kadar saygı duyması gerekliliğinin bir kanıtıdır.

Kulüp olarak bu kadar fedakarlık yapmış, takımı içselleştirmiş ve adanmışlığı had safhaya çıkarmış bir adamı göndermek bu kadar basit olmamalıydı. Sinan’ın 33 yaşına geldiği düşünülürse bu onun yüksek son kontratı olacaktır ve kariyerinin sonunda Obradoviç ile buluşmak istemesi kadar doğal bir durum yoktur. Zira GS’den aldığının karşılığını sonuna kadar vermiştir. Buradaki sıkıntı transferin akabinde eski kaptanını itibarsızlaştırma çabasıdır. Oyuncuyu paragöz olarak lanse etmek ve Euroleague oynamak için bizi bıraktı, bizi beğenmediye getirmek tam bir Bizans yaklaşımıdır.

110 yıllık rekabette ezeli rakibine kaptanını kaybetmek dünyanın her yerinde sıkıntılı bir süreçtir ama taraftar tepkisini azaltmak için oyuncuyu kötülüyerek bu sıkıntıdan çıkmaya çalışmak acz gösterisidir. Para vurgusu yapanların bilmesi gereken nokta bu adamların hayatlarını bu şekilde kazandıkları ve kısıtlı süre para kazanabildikleridir. Spor sonrası hayatlarında maddi sıkıntı çektiklerinde kimse onlara istatistiklerini sormayacak, ama cebindekini soracaktır ve eleştiren kimse çıkarıp da para vermeyecektir. Bu tip eleştirileri yapmak üzüm yemek değil sadece bağcı dövmektir.

Unutulmaması gereken nokta her zaman herkesten Totti, Maldini yaklaşımı beklememizin oyunculara haksızlık olacağıdır.

GS yönetimi her iki emekçisi ile kötü ayrılmış ve vefayı yine dolaba kaldırmıştır. Ayrılırken itibarsızlaştırma metodunu seçerek yine Bizans’a selam çakmıştır. Bu olaylar esnasında en trajik olan ise yıllarca  Sinan ile aynı hedefe baş koyan Göksenin’in taraftara yaranmak adına yaptığı popülist paylaşımlarıdır…Takımdaşlığın yerin dibine gömüldüğü anlar da diyebiliriz bu görüşler için…

Bilinmesi gereken o ki, sağduyulu taraftarlar için bu iki adam ‘persona grata’ olarak tarihteki yerini alacaktır ama kim ‘non-grata’ onu da önümüzdeki günler gösterecektir.

Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta diliyorum…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

YORUMLAR
ABC SPOR | Sporun ABC'si
Sitemizde yer almakta olan istatistiki bilgiler, sayısal veriler ve sitede yer alan tahminler sadece bilgilendirmeye yönelik olup,bu verilerin kesinliğine dair herhangi bir iddia ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Yazılan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Sitemizdeki fotoğrafların bir kısmı www.seskimphoto.com ajansından lisanslı olarak kullanılmaktadır.İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.