MATADORUN GECESİ

05/03/2018

MATADORUN GECESİ

Son bir haftadır futboldan dolayı o kadar gerildim ki yazıya bir fıkrayla girmek istedim; Adam, Madrid’in en şık lokantalarından birine oturmuş yemek yiyecek, mönüyü inceliyor. Tam bu esnada, yandaki masalardan birine muhteşem bir yemek gelmiş. Böyle çeşit çeşit garnitürün içine oturtulmuş, nefis bir sosla bezenmiş iki koskoca lop et parçası, mis gibi de kokuyor…

Garsonu çağırmış adam, “Gözüm kaldı şu beyin yediğinde, bir porsiyon da bana getirin lütfen!..” demiş.
– Ahhh, diye cevap vermiş İspanyol garson, görüyorum ki Senor Madridli değil. Bu lokantamızın dünya çapında bir spesyalitesidir. Ancak haftalarca önceden sipariş vermek gerekir…
– Yapmayın ya! Peki nedir bu ayıptır sorması?
– Bu, Senor, boğa yumurtasıdır. Hemen karşımız arena biliyorsunuz, boğa güreşinde öldürülen boğanın yumurtalarıdır bu! Ama haklısınız, nefis bir yemektir…
– Tamam tamam, demiş müşteri, önümüzdeki ay iş icabı tekrar Madrid’e geleceğim. Şimdiden yerimi ayırtın ve “boğa yumurtası” spesyaliteniz için bana bir rezervasyon yapın!

Burnunda o nefis koku, bir ayı zor geçirmiş adam. Koşa koşa Madrid’in merkezindeki o meşhur lokantaya atmış kendini akşam, garsona kim olduğunu hatırlatmış, peçeteyi yakasına sıkıştırmış, başlamış beklemeye…Beş dakika, on dakika… Önce yine o mis gibi koku, derken garson elinde kocaman tabakla gelmiş, yine nefis garnitür, mis gibi bir sos ve ortada… iki küçücük lop et parçası.

– Bu ne, diye isyan etmiş adam. O müşteriye getirdiğiniz tabakta koskoca iki et parçası vardı.

– Ahh Senor, demiş garson, Madridli olmadığınız nasıl da belli… Bu bir kısmet meselesi, bu sefer maalesef boğa kazandı!

 

Neyse ki bu gece her ne kadar boğa güreşlerinden hiç hazzetmesem de Beşiktaş’ın ‘matador’ lakaplı İspanyol santrforu kazandı ve oyuna girdikten sonra maçın ibresini Beşiktaş’a çevirip zorlu deplasmandan 3 puanı söküp almamızı sağladı. Sezonun başından beri çok eleştirilse de, ’35 gol’ iddiasından yapılan makaralar koca bir yumak olsa da ben kalitesini ve takım oyunculuğunu hep beğendim. Evet, Gomez ve Aboubakar’dan sonra belki aradığımız tipte bir forvet oyuncusu değil ama deneyimi, çalışkanlığı ve soğukkanlılığıyla takıma şu ana kadarki katkısı yadsınamaz. Perşembe günü sahada yaşanan futbol rezaletinde bile sakin ve aklı selim kalabilen ender adamlardan bir tanesi olarak da kendisini takdir ettim. Hele ki Vagner Love’ın şu ana kadar sergilediği verimsiz görüntüyü düşününce Negredo’nun performansı daha da önem kazanıyor. Geçen ara transferde geldiğinden beri beklentilerin %500’ünü karşılayan Babel de her türlü övgüyü hak ediyor. Hele ki yine Negredo-Babel işbirliğiyle oluşan üçüncü bir pozisyon vardı ki, gol olmaması gerçekten yazıktı! Eğer Talisca da özellikle 2. yarıda bu kadar oyundan düşmeseydi ve ilk yarıda bulduğu net pozisyonu değerlendirebilseydi belki maç daha da erken çözülecekti.

 

Beşiktaş zaman zaman iyi işler yapan ve etkili bir futbol oynayan Trabzon’a karşı oyun disiplini ve ciddiyetini hiç bırakmadı, genelde olduğu gibi bol pas yaparak sabırlı oynadı. Maçın temposu çok yüksek olmamakla birlikte kalitesiz bir mücadele de değildi. Trabzon uzun yıllardır eski günlerine hasret, Beşiktaş ise biraz yorgun, biraz yıpranmış ama yine istim üzerinde 3. Şampiyonluğu son ana kadar kovalama arzusunda. Bir tarafta Beşiktaş’a karşı oynattığı takımlarda ekstra zorluk çıkarmayı seven efsane kaptan Rıza hoca, diğer tarafta adını taşıyan statta karışık duygular taşıyan Şenol hoca. Maçtan önceki dostluk görüntüleri güzeldi çünkü geçen hafta Beşiktaş-Fenerbahçe kupa maçında o kadar çok çirkinlik yaşandı ki bu akşam gerginlik olmadan sadece futbol oynamaya odaklanmış iki takım görmek bile ilaç gibi geldi. Beşiktaş ve Fenerbahçe bu kadar akıl ve sağduyudan uzak şekilde birbirlerini yerken Red Kit’teki cenaze levazımatçısı gibi ellerini ovuşturan GS ve Başakşehir de tabii dünkü Fenerbahçe mağlubiyetinden sonra olası bir Beşiktaş mağlubiyetini beklemeye başlamıştı. 71. Dakikaya kadar da eşitlik bozulmadı ama maçın genelinde Beşiktaş’ın topa sahip olma oranı ve pozisyon zenginliği Negredo’nun Babel’le sağladığı uyumla birleşince Trabzon’un gardı düştü ve goller arka arkaya geldi.

 

Ligin bundan sonrası her şeye gebe olabilir ama Fenerbahçe’nin dünkü puan kaybından sonra ciddi bir avantajı teptiğini düşünüyorum. Galatasaray’ın matematiksel olarak değilse de düşmesi kesin olan Karabük karşısında yaptığı gol şov da tam bir gösterge olamaz. Başakşehir ise geçmiş yıllarda olduğu gibi son nefeste takılacak gibi geliyor çünkü arkasında itici bir güç yok. Yine de Beşiktaş’ın yapması gereken her maça kazanmak için çıkmak çünkü bunu başarabildiği takdirde zaten rakiplerin ne yaptığının bir önemi kalmıyor. Tabii ki bu kadar çekişmeli bir ligde bu çok zor bir hedef ama Beşiktaş’ın sahip olduğu kadro ve takım uyumuyla imkansız değil. Quaresma’nın eksikliğini tabii bazı maçlarda hissedebiliriz ama onun varlığı ve yokluğu her zaman bir sorun olduğu için belki bu süreç takımı çok da olumsuz etkilemez. Lens’in bu akşam özellikle ilk yarıdaki performansı fena değildi ama kalan on maçta bundan çok daha fazlasını yapması gerekiyor. Perşembe günkü maçın kaderini olumsuz etkilese bile o da umudu hala kesmediğim oyunculardan ve kalan maçları onun açısından ciddi bir fırsat olarak görüyorum.

 

Sonuçta zorlu maç trafiğinde B.Münih faciası hariç pek çok olumsuzluğa rağmen bu akşam diri kaldığımızı görmek çok önemliydi. Şenol Güneş sakin kalmayı başarıp yönetim de basiretli bir duruş sergilerse takım zaten şu ana kadar neler yapabileceğini gösterdi. Artık klasik deyişle her maç bir final ve umutlar yine taze.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: gorkem.isik@abcspor.com

twitter: @saturnocontro3

YORUMLAR